Regâib Gecesi Yapılacak İbadetler (30 Mart 2017)

Üç ayların ilki olan Recep ayının ilk cuma gecesi, yâni perşembeyi cumaya bağlayan gece, Regâib Gecesi’dir.

Bu gecede akşam ile yatsı arasında 12 rek’at hâcet namazı kılınır.

2 rek’atte bir selâm verilir.

Hâcet namazına şöyle niyet edilir:

“Yâ Rabbi, beni, Peygamber Efendimiz hürmetine feyzi ilâhîne, afv-ı ilâhîne, rızâ-i ilâhîne nâil eyle. Âbid kulların arasına kaydeyle. Dünya ve âhiret sıkıntılarından halas eyle.”

Her rek’atte, 1 Fâtiha, 3 İnnâ enzelnâhü, 12 İhlâs-ı şerîf okunur.

12 rek’at bittikten sonra 7 veya 70 defa Salâtı ümmiye okunur.

Salât-ı Ümmiye şudur:

ٱَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ ٱلنَّبِىِّ ٱْلاُمِّىِّ وَعَلٰى اٰلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلِّمْ

“Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedini’n Nebiyy’il-ümmiyyi ve alâ alihî ve sahbihî ve sellim.”

Secdeye varıp, secdede 70 defa şu tesbih okunur:

سُبُّوحٌ قُدُّوسٌ رَبُّنَا وَرَبُّ ٱلْمَلآَئِكَةِ وَٱلرُّوحِ

“Sübbûhun kuddûsün rabbünâ ve rabbü’l – melâaiketi verrûh”.

Secdeden kalkıp, oturarak şu dua okunur:

رَبِّ ٱغْفِرْ وَٱرْحَمْ وَتَجَاوَزْ عَمَّا تَعْلَمُ اِنَّكَ اَنْتَ ٱْلاَعَزُّ ٱْلاَكْرَمُ

“Rabbiğfir verham ve tecâvez ammâ tâ’lem. İnneke ente’l-eazzü’l-ekrem.”

Tekrar secdeye varılıp yine 70 defa,

“Sübbûhun kuddûsün rabbünâ ve rabbü’l- melâaiketi verrûh”okunur.

....... kategorisinde yayınlandı. Regâib Gecesi Yapılacak İbadetler (30 Mart 2017) için yorumlar kapalı

29 Mart Recep Ay’ı Başlangıcı (Üç Aylar Gelmiş Hoşgelmiş)

Receb, tazim ve saygı anlamına gelir, îslâm öncesi Araplar Receb ayına ayrı bir ehemmiyet verirler, saygı gösterir ve şanını yüceltirlerdi. Receb ayı gelince kılıçlar kınına sokulur, oklar torbalarına yerleştirilir, derin ve kanlı husumetlerin üzerine geçici de olsa bir sükûnet örtüsü çekilirdi. Artık o gürültülü ve korkunç çöller tatlı bir huzurun baharına dalar, her taraf bir güven ve selâmet sahasına dönerdi. Öyle ki, bu ayda bir kimse babasının katiline rastlasa bile başını kaldırıp kaşına bakmazdı. Bu aya “sağır ay” denilmesi de sükûnet mevsimi olmasındandır.

Receb ayına sağır denmesinin bir başka anlamı da şöyle ifade edilir: Bu ayın bereketi hürmetine, bu ayda işlenen günah ve hataları manen bu ay duymamakta, mü’minlerin sadece ibadet ve sevaplarına şahitlik etmektedir. Böylece Cenab-ı Hak mü’min kullarının bu ayda işlemiş oldukları günahları bağışlamaktadır.

İslâmiyet gelince de Receb ayına mahsus olan saygı devam ettirildi. Bilhassa Regaib ve Mi’rac gibi tecellilerle şereflendirildi.
Resul-i Ekrem Efendimiz dualarında, “Allahım! Receb’i ve Şâban’ı hakkımızda hayırlı ve mübarek kıl, bizi Ramazan’a ulaştır” buyururlardı. (2)

Receb’e, “recm ayı” da denir. Buna göre, mü’minlerin eziyet ve zahmet vermemesi için şeytanlar bu ayda taşlanır, kovulup uzaklaştırılır.
Receb kelimesindeki “R” Allah’ın rahmetine, “C” Allah’ın cömertliğine ve yardımına, “B” ise Allah’ın birrine (iyilik ve ihsanına) işaret eder.
Receb ayına “mutahhar” denmesinin sebebi, bu ayı oruçlu geçirenlerin günah ve hatalarından temizlenip paklanmasıdır. Receb ayının Peygamberler tarihinde ayrı bir yeri vardır. Meselâ, Nuh Aleyhisselâm ve kavmi Receb ayında gemiye binmiş ve tufandan kurtulmuşlardır.

Receb ayı Hicrî ayların yedincisi ve Ramazan’dan iki ay öncesidir. Fazileti bakımından ayrı bir yeri vardır. Regaib ve Mi’rac gibi mübarek geceleri içinde bulundurması faziletini daha da arttırmaktadır. Ayrıca, Kur’ân’da haram ayları olarak geçen dört aydan birisi olması, Müslüman kalblerdeki yerini bir kat daha daha artırmıştır.

Receb ayı, “üç aylar” olarak bilinen mübarek bir mevsimin ilk ayıdır. Bu aylara “çok sevaplı ibadet ayları” diyen Bediüzzaman, onların kazandırdıkları sevap ve mükâfatlar bakımından, mü’minlerin önünde nasıl bir kademeli yükseliş vesilesi olduklarına şöyle işaret eder:

Her hasenenin (ibadetin) sevabı başka vakitte on ise, Receb-i Şerifte yüzden geçer, Şâban-ı Muazzamada üç yüzden ziyade ve Ramazan-ı Mübarekte bine çıkar ve Cuma gecelerinde binlere ve Leyle-i Kadirde (Kadir Gecesinde) otuz bine çıkar.” (3)

Buna göre Receb ayında işlenen ibadet, edilen iyilik, yapılan hizmetlerin manevî ecri ve sevabı bire yüz verilmektedir. Bunun için mü’minler bu aydaki nasiplerini arttırmak maksadıyla daha çok gayret sarf ederler. Hayır ve hasenata biraz daha ağırlık verirler.

Bazı hikmet ehli âlimler Receb ayı hakkında şu yorumları getirmişlerdir:

Receb eza ve cefâyı terk içindir, Şaban amel ve vefa içindir, Ramazan sıdk ve safa içindir.

Receb tevbe ve pişmanlık ayıdır, Şaban muhabbet ayıdır, Ramazan kurbet (Allah’a yakınlık) ayıdır.

Receb hürmet ayıdır, Şaban hizmet ayıdır, Ramazan nimet ayıdır.

Receb ibadet ayıdır, Şaban dünyanın safasını terk etme ayıdır, Ramazan ibadetlerin mükafatını artıran aydır.

Büyük tasavvuf ehli Zünnün Mısrî der ki:
“Receb ekme ayıdır, Şaban sulama ayıdır, Ramazan derleyip toplama ayıdır. Herkes ne ekerse onu biçer, ne yaparsa cezasını çeker. Bir kimse ekimi bırakırsa, hasat zamanı ekmediğine pişman olur. Kıyamet gününde ise çok kötü duruma düşer.” (4)

Receb ayının diğer aylardan farklı bir ibadeti de oruçtur. Mümkün mertebe bu ayda daha fazla oruç tutulmaya çalışılır. Ebû Davudta, hiç ara vermeden devamlı surette oruç tutan bir zâta Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselamın bazı tavsiyelerden sonra şöyle buyurduğu rivayet edilir:
“Haram aylarından bazısını tut, bazısını bırak, haram aylarda tut ve bırak, haram aylarda tut ve bırak.” (5)

Hadisin devamında ravî olan Şahabı şöyle demektedir:
“Resulullah ‘tut’ dedikçe, üç parmağını yumdu, ‘Bırak’ deyince de üç parmağını bıraktı.” Böylece Peygamberimizin o zata, “Üç gün tut, üç gün ara ver” dediği anlaşılıyordu.

Bilindiği gibi haram ayları, “Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Receb” aylarıdır.
Receb ayında devamlı olarak bir ay boyu oruç tutmanın uygun görülmeyişinin sebebi, Receb ve Şaban aylarının Ramazan ayına benzemesinden kaçınılmasıdır. Çünkü hiç kesintisiz bir ay boyunca oruç tutmak sadece Ramazan ayına mahsustur. Hattâ Receb ayında bir ay süresince oruç tutmanın mendup bile olmadığını söyleyen İmam Gazâlî ve İbni Kayyim el-Cevzî gibi müçtehidler, Ramazan ayına benzememesi için diğer aylardan farklı olarak Receb ayında devamlı bir ay boyu oruç tutmayı mekruh görürler. (6)

Diğer aylarda nasılsa, Receb ayında da ayın ortasında veya belli günlerinde, yahut üçer gün ara vermek suretiyle oruç tutulması tavsiye edilmektedir.
Görüldüğü gibi Receb ayında tamamen oruçlu geçirme hususunda bir hadis ve rivayet yoktur. Üç ayları hiç ara vermeden tutmak sünnet ve müstehap da değildir, sadece sâlih zatların güzel bir âdetidir. Receb ayını tam olarak tutanlara “Tutma” denilmez, ama fıkhı olarak da hükmünü belirtmek gerekir.

Bu arada Ramazan ayında bozmuş olduğu bir oruçtan dolayı kefaret orucu tutmak isteyenler için Receb ve Şaban ayı iyi bir fırsattır. Receb ayının birinci gününden itibaren hiç ara vermeden Şaban ayı da dahil olmak üzere iki ay üst üste oruç tutarsa tam bir kefaret borcunu ödemiş olur. Peşinden Ramazan ayının orucu da geleceğinden böylece üç ay boyu, bir gün dahi yemeden oruç tutmuş olur. Bu durumda oruç borcunu öderken aynı zamanda sevap hazinesini de doldurmuş ve geliştirmiş sayılır.

Madem Receb ayı günahların affedildiği aydır. Bağışlanmanın yolunu ve istiğfarın nasıl yapıldığını bilmek gerekiyor. Rivayete göre şu istiğfar duasını Receb ayında yedi kere okuyan kimsenin günahları affolunmaktadır.

Estağfirullâhe’l-Azîme’llezî la ilahe illâ hû el-Hay-yü’1-Kayyûmu ve etûbü ileyh. Tevbete abdin zâlimin li-nefsihî lâ-yemlikü li-nefsihî mevten velâ hayâten velâ nüşûrâ.”

Mânâsı: “Hayat sahibi olan, her şeyi idare edip ayakta tutan, kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan Allah’tan mağfiret dilerim. Kendi nefsine zulmetmiş kulun tevbesi gibi Ona tevbe ederim. Öyle bir kul ki, kendi nefsi adına ne ölüme, ne hayata ve ne de tekrar dirilmeye sahip değildir.” (7)

Üç aylar birer dua ve niyaz mevsimidir. En güzel duaları başta sahabiler olmak üzere İslâm büyüklerinden öğreniyoruz. Hz. Ali’nin Receb ayında şu şekilde dua ettiği rivayet edillir:

Allahım, salat eyle Muhammed Aleyhissalâtü Vesselamın üzerine; hikmet yıldızları ve devamlı nimet ve ismet kaynağı ehl-i beytine.

Allahım, beni her türlü kötülükten koru. Beni unutkan etme ve gaflet üzerinde bırakma. Sonumu da hasret ve pişmanlıkla bitirme. Benden razı ve hoşnut ol. Senin mağfiretin zalimler içindir, ben de nefsime zulmettim.

Allahım, beni bağışla, beni bağışlamakla Sana bir zarar gelmez. Bana nimetlerini ihsan et, bana vermekle senin ihsanın azalmaz. Senin rahmetin geniş ve boldur. Hikmetlerin ise hoş ve güzeldir.

Allahım, bana sıhhat ve afiyet ver. Güven ve huzur ihsan eyle. Şükür ve takvaya ulaştır.

Allahım, Senden sabır ve doğruluk istiyorum. Bana işimde kolaylık ver. İşlerimi güçlükle gördürme. Aileme, çocuklarıma ve kardeşlerime iyilik ve ihsanda bulun. Onları mü’min ve Müslümanlardan kıl ve bu şekilde dünyadan ayrılmalarını nasip eyle.”

Bazı Selef büyükleri de Receb ayı gecelerinde şöyle dua etmişler:

Allahım, Sana mahzun gönlümle, isteklerini kabul buyurduğun dostlarının duası ile niyaz ediyorum. Zatına eriştirdiğin ve Senin rızanı isteyenlerin dili ile Senden talep ediyorum. Umarım Senin ululuğundan, Seni bileyim ve kulluk edeyim.

Yâ Rab, bu gecenin rahmet ve bereketinden sevap ve mükâfatından beni nasiptar et.

Allahım, kullarından istediğine, istediğini verirsin, kim Seni onlara ikram etmekten alıkoyabilir? Ben fakir ve âciz bir kulum. Fazl ve kereminden nimetlerini ümit ediyorum. Sana sığınırım ve ancak Senden yardım dilerim

Yüce Mevlam, bu gece kullarına çok rahmet ve bereketini döker, saçarsın. Allahım, Sana yalvaran dilleri, Sana kalkan elleri boş çevirme. İyilik ve yardımınla faydalandır bizi. Nimetlerinle donat hepimizi.

Allahım, salât eyle Muhammed ve evladına, eşlerine ve dostlarına, bitip tükenmeyen rahmet ve bereketinle. Yâ Rabbe’l-Âlemin!”

 


 

....... kategorisinde yayınlandı. 29 Mart Recep Ay’ı Başlangıcı (Üç Aylar Gelmiş Hoşgelmiş) için yorumlar kapalı

EVET durmak yok yola devam…

EVET durmak yok yola devam…

EVET

EVET durmak yok yola devam…

....... kategorisinde yayınlandı. EVET durmak yok yola devam… için yorumlar kapalı

İzmir adliyesindeki patlamadaki kardeşlerimiz için

Ey Adem Aleyhisselam’ın evlatları! Kabil, kardeşi Habil’i öldürerek lanet halkasını boynuna geçirmiştir. Sizlerde birbirinizi öldürerek lanet halkasını boynunuza geçirmeyin. Unutmayın ki şeytan ateşten yaratılmıştır ve fesat çıkararak, dünyayı ateşe vermek istemektedir. Şeytanın adımlarını izlemeyin, birbirinizin kanını dökmeyin ve yeryüzünde fesat çıkarmayın!

Kutbuzzaman Eş-şerif Es-seyyid Muhammed Sıddık Haşimi Hazretleri

الَّذِينَ إِذَا أَصَابَتْهُم مُّصِيبَةٌ قَالُواْ إِنَّا لِلّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعونَ

Ellezîne izâ esâbethum musîbetun, kâlû innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn(râciûne).

Onlar ki, kendilerine bir musîbet isabet ettiği zaman: “Biz muhakkak ki Allah içiniz (O’na ulaşmak ve teslim olmak için yaratıldık) ve muhakkak O’na döneceğiz (ulaşacağız).” derler.

Bakara Suresi 156. Ayet

İzmir’de, menfur bir saldırı sonucu hayatını kaybeden ve yaralanan kardeşlerimizin ve bugüne kadar vatanları uğruna hayatını kaybeden tüm şehitlerimizin acılarını yüreklerinde derinden hisseden başta Sn. Cumhurbaşkanımız olmak üzere Sn. Başbakanımıza, Sn. Genel Kurmay Başkanımıza, Sn. İçişleri Bakanımıza, Sn. Emniyet Genel Müdürümüze, Ailelerine ve Kederli Yakınlarına baş sağlığı diler, Alemlerin Rabbi olan Allahımızdan tüm milletimiz adına sabrı cemil niyaz ederiz. Aziz şehitlerimizin ruhları için 11 ihlas 1 fatiha okuyalım!!!

....... kategorisinde yayınlandı. İzmir adliyesindeki patlamadaki kardeşlerimiz için için yorumlar kapalı

İstanbul (Ortaköy)’de Saldırıda Hayatını Kaybeden Kardeşlerimiz İçin

Ey Adem Aleyhisselam’ın evlatları! Kabil, kardeşi Habil’i öldürerek lanet halkasını boynuna geçirmiştir. Sizlerde birbirinizi öldürerek lanet halkasını boynunuza geçirmeyin. Unutmayın ki şeytan ateşten yaratılmıştır ve fesat çıkararak, dünyayı ateşe vermek istemektedir. Şeytanın adımlarını izlemeyin, birbirinizin kanını dökmeyin ve yeryüzünde fesat çıkarmayın!

Kutbuzzaman Eş-şerif Es-seyyid Muhammed Sıddık Haşimi Hazretleri

الَّذِينَ إِذَا أَصَابَتْهُم مُّصِيبَةٌ قَالُواْ إِنَّا لِلّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعونَ

Ellezîne izâ esâbethum musîbetun, kâlû innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn(râciûne).

Onlar ki, kendilerine bir musîbet isabet ettiği zaman: “Biz muhakkak ki Allah içiniz (O’na ulaşmak ve teslim olmak için yaratıldık) ve muhakkak O’na döneceğiz (ulaşacağız).” derler.

Bakara Suresi 156. Ayet

İstanbul (Ortaköy)’de, menfur bir saldırı sonucu hayatını kaybeden kardeşlerimizin ve bugüne kadar vatanları uğruna hayatını kaybeden tüm şehitlerimizin acılarını yüreklerinde derinden hisseden başta Sn. Cumhurbaşkanımız olmak üzere Sn. Başbakanımıza, Sn. Genel Kurmay Başkanımıza, Sn. İçişleri Bakanımıza, Sn. Emniyet Genel Müdürümüze, Ailelerine ve Kederli Yakınlarına baş sağlığı diler, Alemlerin Rabbi olan Allahımızdan tüm milletimiz adına sabrı cemil niyaz ederiz. Aziz şehitlerimizin ruhları için 11 ihlas 1 fatiha okuyalım!!!

....... kategorisinde yayınlandı. İstanbul (Ortaköy)’de Saldırıda Hayatını Kaybeden Kardeşlerimiz İçin için yorumlar kapalı

Kayseri’de Şehit Olan Kardeşlerimiz İçin…

Ey Adem Aleyhisselam’ın evlatları! Kabil, kardeşi Habil’i öldürerek lanet halkasını boynuna geçirmiştir. Sizlerde birbirinizi öldürerek lanet halkasını boynunuza geçirmeyin. Unutmayın ki şeytan ateşten yaratılmıştır ve fesat çıkararak, dünyayı ateşe vermek istemektedir. Şeytanın adımlarını izlemeyin, birbirinizin kanını dökmeyin ve  yeryüzünde fesat çıkarmayın!

Kutbuzzaman Eş-şerif Es-seyyid Muhammed Sıddık Haşimi Hazretleri

الَّذِينَ إِذَا أَصَابَتْهُم مُّصِيبَةٌ قَالُواْ إِنَّا لِلّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعونَ

Ellezîne izâ esâbethum musîbetun, kâlû innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn(râciûne).

Onlar ki, kendilerine bir musîbet isabet ettiği zaman: “Biz muhakkak ki Allah içiniz (O’na ulaşmak ve teslim olmak için yaratıldık) ve muhakkak O’na döneceğiz (ulaşacağız).” derler.

Bakara Suresi 156. Ayet

Kayseri’de, menfur bir saldırı sonucu hayatını kaybeden kardeşlerimizin ve bugüne kadar vatanları uğruna hayatını kaybeden tüm şehitlerimizin  acılarını yüreklerinde derinden hisseden başta Sn. Cumhurbaşkanımız olmak üzere Sn. Başbakanımıza, Sn. Genel Kurmay Başkanımıza, Sn. İçişleri Bakanımıza, Sn. Emniyet Genel Müdürümüze,   Ailelerine ve Kederli Yakınlarına baş sağlığı diler, Alemlerin Rabbi olan Allahımızdan tüm milletimiz adına sabrı cemil niyaz ederiz.  Aziz şehitlerimizin ruhları için 11 ihlas 1 fatiha okuyalım!!!

Hayat-ı Şerifleri kategorisinde yayınlandı. Kayseri’de Şehit Olan Kardeşlerimiz İçin… için yorumlar kapalı

Dünyadaki ve Halepteki zulüm çeken tüm kardeşlerimiz için dua edelim

İnsan, insan kardeşini öldürür mü? Öldürmez ama insanlık öyle bir hale geldi ki onlar zombilere döndüler. Şeytan kenara çekildi. Yeryüzünde şeytanlaşmış insanlar olduktan sonra şeytanın bir şey yapmasına gerek yok ki, onun için dua etmek lazım. Ellerinde silah olmayan insanlarla mücadele edeceksen erkekler gibi mücadele et yani. Kılıç kılıca, süngü süngüye, yumruk yumruğa mücadele ediyorlar, yüreği olan savaşta mücadelesini ortaya koyuyor, yüreği olmayanda kaçıyor. Bunların işte böyle bir şeyi yok. Gökyüzünden bombaları atıyorlar, yürekleri yok ki karşısına çıksın. Savaşabilecek yürekleri olsa, bire bir süngü savaşı yapsalar o şeytanlaşmış insanlar kaçacakalardır. Müslüman olduğunu iddia eden insanlarda var. Bunlar Ehli Beyt taraftarı olduğunu düşünüyorlar. Hz. Musa’nın tarafındayız deyip de insanlığı öldüren zalimler var. Hz. İsa’nın taraftarıyım deyip de insan kardeşini öldüren zalimlerde var. Hz. Peygamberin taraftarıyım deyip te öldüren yine zalimler var. İşte bir şey ifade etmiyor ki, biri Hz. Muhammed’e iman etmiş, biri Hz. İsa’ya iman etmiş, biri Hz. Musa’ya iman etmiş görünüyorlar. Hepside Allah adına mücadele ettiğini düşünüyorlar. Hz. Musa’ya inandığını söyleyen musevi Allah için mücadele ettiğini düşünüyor. Allahu Teala onlara on emirden bir tanesi “lo ter tah” katletmeyeceksin.

Allahu Teala diyor; bir insanı öldürmek suçsuz yere tüm insanlığı öldürmek gibidir. Hangisi Allah adına mücadele ediyor. Allah adına mücadele ettiğini söyleyen, Kuran’a uyduğunu söyleyen insanlar mı? Allah adına mücadele ediyor. Allah adına mücadele ettiğini söyleyen insanı öldüren. -lo ter tah- Katletmeyeceksin denildiği halde insanları öldüren Yahudiler mi Allah adına mücadele veriyor veya insan kardeşini seveceksin diyen ne mutlu yeryüzüne barışı getiren diyen Hz. İsa’nın havarilerinin söylediği üç tane emirden bir tanesi ne mutlu yeryüzünde barışı getirenler. Barışı getirmek için mi insanları öldürüyorlar? Şeytan bunlara yaptıklarını süslü gösteriyor. Şeytan bunlardan daha merhametli, bunlar merhametsizlikte şeytanı geçtiler, hiç değilse melekleri gördüğü zaman ben sizden uzağım beriyim deyip uzaklaşıyordu.

Onlar o kadar zalim oldular. Ama bu zalimlik ve zulüm ebedi olmaz. Onlar vefat ederken görseydin diyor, Allah onların canlarını nasıl alıyordu. Onların ölümleri bu dünyadan gitmeleri çok büyük bir şiddetle, çok büyük azapla olacak, bu dünyadan gidecekler ve bunun toprağı var, kabiri var, kabirden sonraki cehennem hayatı var. Cehennem hayatında bu acıyı çekerken mazlumlarda onlara acımayacaklar. Allahu Teala onların yüzüne bakmayacak. Onun için Allah yardım etsin.Onlara yardım etsin. O içerisindeki pislikte şeytanın pisliğine bulaşmış insanlarda, deccalin pisliğine bulaşmış insanlarda bir an önce pislikleri uyandırsın. Uyanmazlarsa cehennemin dibine kadar yol hazır.

Allah yardım etsin inşallah insanlığa. Yardım etsin Halep’teki kardeşlerimize, tüm dünyadaki mazlumlara. Biz sadece Müslümanlara yardım etsin demiyoruz. Çile içerisinde olan Hristiyanlara, Yahudilere, Budayada inananlara tüm zulüm ve zalimlik görmüş bütün insanlara Allahu Teala yardım eylesin. Yoksa burda İslam veya Müslüman diye ayırmıyoruz.

İnsanlığı büyük bir ağacın dalları olarak görüyoruz. Adem ile Havva annemizin, Allah onların üzerlerine selam eylesin, rahmet eylesin, inşallah bereket ihsan eylesin, onların evlatlarıyız. Onların dallarıyız. Onların meyveleriyiz. O ağacın ucundan bir parçada kessen, gövdesinden de kessen acıyı o ağaç hisseder yani onun için tüm insanlığın Adem ve Havva’nın çocukları olduğu düşüncesinde olmayı ve onun evlatları olmayı, şeytanın yolundan uzaklaşmayı onlara nasip etsin. şeytanın adımlarını takip etmeyin, o sizin apaçık düşmanınızdır. Düşmanınızı sevindirmememiz lazım. Bunlar dostluğu sadece kendi etrafındakiler olarak düşünüyor veya Adem (as) evladı olduklarının şuurunda değiller. Komşuyu yan komşu, komşuyu bir alttaki komşu, yan ev zannediyorlar. Tüm insanlık birbirinin komşusu, tüm insanlık birbirinin kardeşi, insanlık bu şuurla hareket etmeli ki anlamalı ve kendine gelmeli. Yani bu şeytanların oyunlarına adımlarına dahil olmamalı. Allah birlik içerinde olmayı, beraberlik içerinde olmayı nasip eylesin.

Kabil Habil’i öldürdü. Lanet halkasını boynuna geçirdi. Kötülük başlattı ve bütün katillerin işlemiş olduğu günahlar Kabil’in boynuna yazıldı. Kim küfürde bir çığır açarsa bütün geriden gelen günahlar onun boynuna yazılır buyruluyor. Onun için Kabil’in boynuna zalimlik tasması takıldı. Habil’inde boynuna mazlumluk halkası verildi. Onun da onun şerefi mazlum olmasıydı.Onun şerefi hidayette kalmasıydı. Onun şerefi Allahı tanımasıydı. Öbürü zalimliği ile Allahı tanımaz oldu.Şeytanla dost olması oldu ve şeytanın diliyle bu hareketi yaptı ve kardeşini şehit etti. Biri şehit oldu, biri katil oldu. Şehitlik güzel bir mertebe peygamberlikten sonra, zalimlikte şeytani olmakla şeytandan daha ileri bir derece.

Onun için Allah insanların kalbini buluştursun. Birbirini anlamayı nasip etsin. İnsanlığı öldürmek için silah yapılıyor, insanlık insanlığa silah yapıyor, bomba yapıyor, insanlık insanlığı öldürmek için kardeşini öldürmek için atom bombası yapıyor. Uçak yapıyor değil mi? İnsan kendi kardeşini öldürür mü?

Şurda, hangi dinden olursa olsun bir insanın üzerine hucüm etseler veya onu yakmaya çalışsalar veya kendine böyle birşey yapılsa hep beraber onu söndürmeye gideriz. Ama insanlık böyle bir hale geliyor ki kulaklarını kapattı, gözlerini kapattı. Duymak istemiyor, görmek istemiyor. Orda ölen senin öz kardeşin. Halep’te ölen insanlar, yeryüzündeki mazlum insanlar senin kardeşlerin onlar kardeşliği nasıl anlıyorlar. Komşuluğu nasıl anlıyorlar. Allahı nasıl tanıyorlar. Peygamberleri nasıl sevdiklerini iddia ediyorlar. Onların şu hallerine bakıyorum. Şu hallerine Allahu Teala onları lanetle anıyor. Allah’ın laneti zalimlerin üzerine olsun.

Bu lanet halkasından kurtulmak için ne yapmak lazım. İstiğfar etmek lazım, tövbe etmek lazım, kendimize gelmek lazım, kardeş olmak lazım.Yeryüzünü barışa götürmek lazım. Yeryüzündeki insanların bir birini öldürmesini kaldırmamız lazım. Yeryüzünde ittifak etmemiz lazım. İttifakı ittihatı islam diyoruz, İttihatı islam demiyoruz. İttihatı insanlık diyoruz. İttihatı islam zaten müslüman olanlar, Hz. İsa’ya inananda müslümandır. İslamın ittihatında bulunmalı, Hz. Musa’ya inanan insanda müslümandır. Allah’ın ipine ve müslümanlığa sarılması gerekir. Hz. Muhammed’e (sav) inanan insanda müslümandır. İslama sarılması gerekir. Allahu Teala bir tane din indirdi. Adem (as)’a indirdiği dinin adı islam, Allah’a teslim olan demektir.
Onun için insanlar bunu görürse hani bu yanlıştan çıkarlarsa ben şunu ifade etmek istiyorum şurda, Musa (as) döneminde Musa (as)’a inananlara ne deniyordu, müslüman deniyordu. Hz. Musa ve Allaha inananlara müslüman deniyordu. Hz. İsa’ya inananlara Hz.İsa’nın getirdiği kitaba iman edenlere de müslüman diyorlardı. Hz. İbrahim’e de yine aynı şekilde. Hz. İbrahim ne diyor; biz Allah’a teslim olduk, biz müslümanlardan olduk. Demekki bütün peygamberler aynı dini anlattılar. Farklı bir din değil. Ama şimdi insanlar ellerindekiyle kendilerinin doğru olduğunu zannediyorlar. Onun için hepsine Hak ve Hakikati görmeyi, kardeş olmayı Allah hep niyaz etsin. Vesselam.
O küfredenlere deki ‘Siz ilerde malup edilecek ve toplanarak cehenneme konulacaksınız’. Ne kötü bir döşektir. Al-i İmran/12.
Allah’ın işine karışan zalimlere gelince artık onlar cehenneme odun olmuşlardır. Cin/15

....... kategorisinde yayınlandı. Dünyadaki ve Halepteki zulüm çeken tüm kardeşlerimiz için dua edelim için yorumlar kapalı
%d blogcu bunu beğendi: