Merâtib-i sülûk (Sülûkun mertebeleri) ve Yüz Mertebe

1. DERECE: YAKAZA (Uyanık Olma Hali)

Hak Teâlâ bir hadis-i kudsî’sinde Davud (as)’a hitaben şöyle buyurdu:

“Ey Davud! Uyanık ol… Din kardeşine karşı yumuşak davran. Sana, benim isteğim doğrultusunda itaat etmeyene ve seninle muvafık olmayana dost olma. Çünkü o senin düşmanındır.”

Buradaki yakazadan (uyanıklıktan) murad, gaflet uykusundan kurtulmaktır. Ve cehaletten berî olmaktır.

Salike evvela lâzım olan şey; gaflet uykusundan uyanması ve Hak için, onun rızası doğrultusunda kıyama kalkmasıdır. Nitekim Allah-u Teâlâ Habibine hitaben şöyle buyurmuştur:

“Ey Muhammed! Sen onlara şöyle de: ‘Size birtek öğüdüm var. İkişer ikişer ve teker teker Allah’a yönelin. Sonra düşünün. Arkadaşınızda delilikten hiç bir eser yoktur. O, şiddetli bir azabın gelip çatmasından önce sizi uyaran bir peygamberden başka birşey değildir.” (Sebe, 46)

Şurası hiç şüphesiz ki, insan, fıtratı icabı gaflet uykusuna ve bunun muktezası olarak da cehalete daha fazla meyyaldir.

Canımız Hak ile uyanık olmazsa

uyanıklık bizim için iki dağ arasındaki boğaz ve geçit gibidir.

Resulullah efendimiz(sav) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuşlardı: “insanlar uykudadır. Öldükleri zaman uyanırlar.” Yani, insanlar ekseriya gaflet uykusudadırlar. Ve dinin emirlerini her dem uyanık olarak huzur-u kalb ile yeri ne getiremezler. Bir kimsenin kalbi ve ruhu uyanık ve bilgili olursa, o zahiren (görünürde) uyuşa bile, o ehl-i tahkikin nazarında uyanıktır. Ve ona uyuyor denilmez. Zira onun uyuması, Hz. Peygamberin uyuması gibidir. Nitekim Hz. Peygamber(s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Benim gözlerim uyusa bile kalbim ve ruhum Rabbimden haberdar ve uyanıktır.” Ruhun ve kalbin bîdar (uyanık) olması ve bu uyanıklığın istikrarlı olarak devam etmesi için bir üstad’a ihtiyaç vardır. Onun va’z ve nasihatleri talip olan salikin ruhî melekelerini geliştirir. Bu gelişmelerle beraber kalbî inkişaflar zuhur eder. Bu zuhurlar saliki daima uyanık tutar. Bu sayede, salik, hangi derecede ve makamda olduğunu anlamakta güçlük çekmez. Hangi mertebede olduğunu müşahede etmesi onun aynı zamanda neye ihtiyacı olduğunu ve eksiğini nasıl kapatması gerektiğini ihsas eder. Uyanıklı ğın en makbulü, sâlikin nefsine ait fesâid ve mâsiyetleri görmesi ve onları izâle etmeye çalışması hususundaki uyanıklığıdır. Ve akabinde tevbe ve istiğfara koşabilme isteğidir.

Reklamlar
Yolun Mertebeleri kategorisinde yayınlandı. Merâtib-i sülûk (Sülûkun mertebeleri) ve Yüz Mertebe için yorumlar kapalı

KAMER SURESİ

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM


1 – KIYAMET SAATİ YAKLAŞTI, AY YARILDI.

2 – BİR MUCİZE GÖRSELER HEMEN YÜZ ÇEVİRİRLER VE “SÜREGELEN BİR BÜYÜDÜR” DERLER.

3 – YALANLADILAR, NEFİSLERİNİN ARZULARINA UYDULAR. HALBUKİ HER İŞ YERİNİ BULACAKTIR.

4 – ANDOLSUN Kİ ONLARA (KÖTÜLÜKTEN) VAZGEÇİRECEK NİCE ÖNEMLİ HABERLER GELMİŞTİR.

5 – BUNLAR ÜSTÜN BİR HİKMETTİR FAKAT UYARILAR FAYDA VERMİYOR.

6 – SEN DE ONLARDAN YÜZ ÇEVİR Kİ, O GÜN ÇAĞIRICI, GÖRÜLMEDİK MÜTHİŞ BİR ŞEYE ÇAĞIRIR.

7 – GÖZLERİ DÜŞKÜN DÜŞKÜN (ZELİL VE HAKİR) KABİRLERİNDEN ÇIKARLAR, SANKİ YAYILAN ÇEKİRGELER GİBİDİRLER.

8 – O ÇAĞIRANA KOŞARAK, KÂFİRLER: “BU ÇETİN BİR GÜNDÜR.” DERLER.

9 – ONLARDAN ÖNCE NUH’UN KAVMİ DE YALANLAMIŞTI. KULUMUZU YALANLADILAR VE: “CİNLENMİŞTİR.” DEDİLER. VE (NUH DAVETTEN VAZGEÇMEYE) ZORLANDI.

10 – BUNUN ÜZERİNE RABBİNE: “BEN YENİK DÜŞTÜM, BANA YARDIM ET!” DİYEREK YALVARDI.

11 – BİZ DE BOŞALAN BİR SU İLE GÖĞÜN KAPILARINI AÇTIK.

12 – YERİ DE KAYNAKLAR HALİNDE FIŞKIRTTIK, DERKEN SULAR TAKDİR EDİLMİŞ BİR İŞ İÇİN BİRLEŞTİ.

13 – NUH’U DA TAHTALARDAN YAPILMIŞ, ÇİVİLERLE (ÇAKILMIŞ GEMİ) ÜZERİNDE TAŞIDIK.

14 – NANKÖRLÜK EDİLEN (KULUMUZ)E BİR MÜKAFAT OLMAK ÜZERE (GEMİ), GÖZLERİMİZİN ÖNÜNDE AKIP GİDİYORDU.

15 – BUNU BİR İBRET OLARAK BIRAKTIK, İBRET ALAN YOK MUDUR?

16 – BENİM AZABIM VE UYARILARIM NASILMIŞ (GÖRSÜNLER)

17 – ANDOLSUN BİZ KUR’ÂN’I ÖĞÜT ALMAK İÇİN KOLAYLAŞTIRDIK. ÖĞÜT ALAN YOK MUDUR?

18 – ÂD (KAVMİ) DA YALANLADI, AZABIM VE UYARILARIM NASIL OLDU?

19 – BİZ ONLARIN ÜSTÜNE, UĞURSUZLUĞU DEVAM EDEN BİR GÜNDE DONDURUCU BİR RÜZGAR GÖNDERDİK.

20 – (O RÜZGAR) İNSANLARI, SÖKÜLMÜŞ HURMA KÜTÜKLERİ GİBİ YERE SERİYORDU.

21 – NASILMIŞ BENİM AZABIM VE UYARIM?

22 – ANDOLSUN BİZ KUR’ÂN’I ÖĞÜT ALMAK İÇİN KOLAYLAŞTIRDIK. ÖĞÜT ALAN YOK MUDUR?

23 – SEMÛD DA O UYARILARI YALANLADILAR.

24 – “BİZDEN BİR İNSANA MI UYACAĞIZ? O TAKDİRDE BİZ APAÇIK BİR SAPIKLIK VE ÇILGINLIK İÇİNE DÜŞMÜŞ OLURUZ.” DEDİLER.

25 – “ZİKİR, ARAMIZDAN ONA MI BIRAKILDI? HAYIR O, YALANCI, KÜSTAHIN BİRİDİR” (DEDİLER).

26 – YARIN ONLAR, YALANCI, KÜSTAHIN KİM OLDUĞUNU BİLECEKLER.

27 – BİZ ONLARA, KENDİLERİNİ İMTİHAN ETMEK İÇİN DİŞİ DEVEYİ GÖNDERECEĞİZ. ONUN İÇİN SEN ONLARI GÖZET VE SABIRLI OL.

28 – ONLARA SUYUN ARALARINDA PAYLAŞTIRILACAĞINI HABER VER; HER İÇENE DÜŞEN MİKTAR, HAZIR KILINMIŞTIR.

29 – BUNUN ÜZERİNE ARKADAŞLARINA BAĞIRDILAR. O DA (BIÇAĞI) ÇEKEREK (DEVEYİ) KESTİ.

30 – AMA AZABIM VE UYARILARIM NASIL OLDU.

31 – BİZ ONLARIN ÜZERİNE TEK SAYHA (KORKUNÇ BİR SES) GÖNDERDİK; AĞILCININ TOPLADIĞI ÇALI ÇIRPI KIRINTILARI GİBİ KIRILIP DÖKÜLÜVERDİLER.

32 – ANDOLSUN BİZ KUR’ÂN’I ÖĞÜT ALMAK İÇİN KOLAYLAŞTIRDIK. ÖĞÜT ALAN YOK MUDUR?

33 – LÛT KAVMİ DE UYARILARI YALANLADI.

34 – BİZ DE ONLARIN ÜZERLERİNE (TAŞLAR SAVURAN) BİR FIRTINA GÖNDERDİK. YALNIZ LÛT AİLESİNİ SEHER VAKTİ KURTARDIK,

35 – KATIMIZDAN BİR NİMET OLARAK. BİZ ŞÜKREDENİ BÖYLE MÜKAFATLANDIRIRIZ.

36 – (LÛT), ONLARI BİZİM YAKALAMAMIZA KARŞI UYARMIŞTI. FAKAT İKAZLARA KARŞI KUŞKU DUYDULAR,

37 – ONUN KONUKLARINDAN MURAD ALMAYA KALKIŞTILAR. BİZ DE GÖZLERİNİ SİLİVERDİK. “HAYDİ AZABIMI VE UYARILARIMI TADIN!” (DEDİK).

38 – SABAH ERKEN, ONLARI KARARLI BİR AZAB YAKALADI.

39 – “AZABIMI VE UYARILARIMI TADIN!” (DEDİK).

40 – ANDOLSUN BİZ KUR’ÂN’I ÖĞÜT ALMAK İÇİN KOLAYLAŞTIRDIK. ÖĞÜT ALAN YOK MUDUR?

41 – ŞÜPHESİZ FİRAVUN AİLESİNE DE UYARICI PEYGAMBERLER GELDİ.

42 – LAKİN ONLAR BÜTÜN ÂYETLERİMİZİ YALANLADILAR. BİZ DE ONLARI ÇOK KUVVETLİ VE KUDRETLİ BİR YAKALAYIŞLA YAKALADIK. BU KISSALARDAN HİSSEYE GELİNCE;

43 – ŞİMDİ SİZİN KÂFİRLERİNİZ, ONLARDAN HAYIRLI MI? YOKSA KİTAPLARDA SİZİN İÇİN BİR BERAET Mİ VAR?

44 – YOKSA “BİZ BİRBİRİMİZE YARDIM EDEN BİR TOPLULUĞUZ.” MU DİYORLAR?

45 – HER HALDE O TOPLULUK BOZULACAK VE GERİYE DÖNÜP KAÇACAKLARDIR.

46 – BİLAKİS KIYAMET ONLARA VAAD EDİLEN ASIL SAATTİR. SAAT CİDDEN ÇOK FECİ VE ACIDIR.

47 – MUHAKKAK Kİ SUÇLULAR SAPIKLIK VE ÇILGINLIK İÇİNDEDİRLER.

48 – O GÜN YÜZLERİ ÜSTÜ ATEŞTE SÜRÜKLENECEKLER, “CEHENNEMİN DOKUNUŞUNU TADIN!” (DENİLECEK).

49 – HABERİNİZ OLSUN Kİ, BİZ HER ŞEYİ BİR KADERE GÖRE YARATTIK.

50 – BUYRUĞUMUZ YALNIZ BİR TEKDİR, GÖZ AÇIP YUMMA GİBİDİR.

51 – ANDOLSUN BİZ, SİZİN BENZERLERİNİZİ HEP HELAK ETTİK. ÖĞÜT ALAN YOK MUDUR?

52 – İŞLEDİKLERİ HER ŞEY, KİTAPLARDA MEVCUTTUR.

53 – KÜÇÜK, BÜYÜK HEPSİ SATIR SATIR YAZILMIŞTIR.

54 – TAKVA SAHİPLERİ CENNETLERDE, NUR İÇİNDEDİRLER.

55 – GÜÇLÜ PADİŞAHIN HUZURUNDA DOĞRULUK KOLTUKLARINDADIRLAR.

(ELMALILI MUHAMMED HAMDİ YAZIR)

Genel kategorisinde yayınlandı. KAMER SURESİ için yorumlar kapalı

YÂ SÎN SURESİ

BİSMİLLAHİRRAHMÂNİRRAHÎM
1.
YÂ SÎN.
2, 3, 4.
(EY MUHAMMED!) HİKMET DOLU KUR’AN’A ANDOLSUN Kİ SEN ELBETTE DOSDOĞRU BİR YOL ÜZERE (PEYGAMBER) GÖNDERİLENLERDENSİN.
5, 6.
KUR’AN, ATALARI UYARILMAMIŞ, BU YÜZDEN DE GAFLET İÇİNDE OLAN BİR KAVMİ UYARMAN İÇİN MUTLAK GÜÇ SAHİBİ, ÇOK MERHAMETLİ ALLAH TARAFINDAN İNDİRİLMİŞTİR.
7.
ANDOLSUN, ONLARIN ÇOĞU ÜZERİNE O SÖZ (AZAP) HAK OLMUŞTUR. ARTIK ONLAR İMAN ETMEZLER.
8.
ONLARIN BOYUNLARINA DEMİR HALKALAR GEÇİRDİK, O HALKALAR ÇENELERİNE DAYANMIŞTIR. BU SEBEPLE KAFALARI YUKARIYA KALKIK DURUMDADIR.
9.
BİZ ONLARIN ÖNLERİNE BİR SET, ARKALARINA DA BİR SET ÇEKİP GÖZLERİNİ PERDELEDİK. ARTIK GÖRMEZLER.
10.
ONLARI UYARSAN DA, UYARMASAN DA ONLAR İÇİN BİRDİR, İNANMAZLAR.
11.
SEN ANCAK ZİKR’E (KUR’AN’A) UYANI VE GÖRMEDİĞİ HALDE RAHMÂN’DAN KORKAN KİMSEYİ UYARIRSIN. İŞTE ONU BİR BAĞIŞLANMA VE GÜZEL BİR MÜKAFATLA MÜJDELE.
12.
ŞÜPHESİZ BİZ, ÖLÜLERİ MUTLAKA DİRİLTİRİZ. ONLARIN YAPTIKLARINI VE BIRAKTIKLARI ESERLERİNİ YAZARIZ. BİZ HER ŞEYİ APAÇIK BİR KİTAPTA (LEVH-İ MAHFUZ’DA) BİR BİR KAYDETMİŞİZDİR.
13.
(EY MUHAMMED!) ONLARA, O MEMLEKET HALKINI ÖRNEK VER. HANİ ORAYA ELÇİLER GELMİŞTİ.
14.
HANİ BİZ ONLARA İKİ ELÇİ GÖNDERMİŞTİK DE ONLARI YALANCI SAYMIŞLARDI. BİZ DE ONLARA ÜÇÜNCÜ BİR ELÇİ İLE DESTEK VERMİŞTİK. ONLAR, “ŞÜPHESİZ BİZ SİZE GÖNDERİLMİŞ ELÇİLERİZ” DEDİLER.
15.
ONLAR ŞÖYLE DEDİLER: “SİZ DE ANCAK BİZİM GİBİ İNSANSINIZ. RAHMÂN HİÇBİR ŞEY İNDİRMEMİŞTİR. SİZ SADECE YALAN SÖYLÜYORSUNUZ.”
16.
(ELÇİLER İSE) ŞÖYLE DEDİLER: “BİZİM GERÇEKTEN SİZE GÖNDERİLMİŞ ELÇİLER OLDUĞUMUZU RABBİMİZ BİLİYOR.”
17.
“BİZE DÜŞEN ANCAK APAÇIK BİR TEBLİĞDİR.”
18.
DEDİLER Kİ: “ŞÜPHESİZ BİZ SİZİN YÜZÜNÜZDEN UĞURSUZLUĞA UĞRADIK. EĞER VAZGEÇMEZSENİZ SİZİ MUTLAKA TAŞLARIZ VE BİZİM TARAFIMIZDAN SİZE ELEM DOLU BİR AZAP DOKUNUR.”
19.
ELÇİLER DE, “UĞURSUZLUĞUNUZ KENDİNİZDENDİR. SİZE ÖĞÜT VERİLDİĞİ İÇİN Mİ (UĞURSUZLUĞA UĞRUYORSUNUZ?). HAYIR, SİZ AŞIRI GİDEN BİR KAVİMSİNİZ” DEDİLER.
20.
ŞEHRİN ÖBÜR UCUNDAN BİR ADAM KOŞARAK GELDİ VE ŞÖYLE DEDİ: “EY KAVMİM! BU ELÇİLERE UYUN.”
21.
“SİZDEN HİÇBİR ÜCRET İSTEMEYEN KİMSELERE UYUN, ONLAR HİDAYETE ERDİRİLMİŞ KİMSELERDİR.”
22.
“HEM BEN, NE DİYE BENİ YARATANA KULLUK ETMEYEYİM. OYSA SİZ DE YALNIZCA ONA DÖNDÜRÜLECEKSİNİZ.”
23.
“ONU BIRAKIP DA BAŞKA İLAHLAR MI EDİNEYİM? EĞER RAHMÂN BANA BİR ZARAR VERMEK İSTESE, ONLARIN ŞEFAATİ BANA HİÇBİR FAYDA SAĞLAMAZ VE BENİ KURTARAMAZLAR.”
24.
“O TAKTİRDE BEN MUTLAKA AÇIK BİR SAPIKLIK İÇİNDE OLURUM.”
25.
“ŞÜPHESİZ BEN SİZİN RABBİNİZE İNANDIM. GELİN, BENİ DİNLEYİN!”
26, 27.
(KAVMİ ONU ÖLDÜRDÜĞÜNDE KENDİSİNE): “CENNETE GİR!” DENİLDİ. O DA, “KEŞKE KAVMİM, RABBİMİN BENİ BAĞIŞLADIĞINI VE BENİ İKRAM EDİLENLERDEN KILDIĞINI BİLSEYDİ!” DEDİ.
28.
KENDİSİNDEN SONRA KAVMİ ÜZERİNE (ONLARI CEZALANDIRMAK İÇİN) GÖKTEN HİÇBİR ORDU İNDİRMEDİK. İNDİRECEK DE DEĞİLDİK.
29.
SADECE KORKUNÇ BİR SES OLDU. BİR ANDA SÖNÜP GİTTİLER.
30.
YAZIK O KULLARA! KENDİLERİNE BİR PEYGAMBER GELMEZDİ Kİ, ONUNLA ALAY EDİYOR OLMASINLAR.
31.
KENDİLERİNDEN ÖNCE NİCE NESİLLERİ HELAK ETTİĞİMİZİ; ONLARIN ARTIK KENDİLERİNE DÖNMEYECEKLERİNİ GÖRMEDİLER Mİ?
32.
ONLARIN HEPSİ DE MUTLAKA TOPLANIP (HESAP İÇİN) HUZURUMUZA ÇIKARILACAKLARDIR.
33.
ÖLÜ TOPRAK ONLAR İÇİN BİR DELİLDİR. BİZ ONU DİRİLTİR VE ONDAN TANELER ÇIKARIRIZ DA ONLARDAN YERLER
34, 35.
MEYVELERİNDEN YESİNLER DİYE BİZ ORADA HURMALIKLAR, ÜZÜM BAĞLARI VAR ETTİK VE İÇLERİNDE PINARLAR FIŞKIRTTIK. BUNLARI ONLARIN ELLERİ YAPMIŞ DEĞİLDİR. HÂLÂ ŞÜKRETMEYECEKLER Mİ?
36.
YERİN BİTİRDİĞİ ŞEYLERDEN, İNSANLARIN KENDİLERİNDEN VE (DAHA) BİLEMEDİKLERİ (NİCE) ŞEYLERDEN, BÜTÜN ÇİFTLERİ YARATANIN ŞANI YÜCEDİR.
37.
GECE DE ONLAR İÇİN BİR DELİLDİR. GÜNDÜZÜ ONDAN ÇIKARIRIZ, BİR DE BAKARSIN KARANLIK İÇİNDE KALMIŞLARDIR.
38.
GÜNEŞ DE KENDİ YÖRÜNGESİNDE AKIP GİTMEKTEDİR. BU MUTLAK GÜÇ SAHİBİ, HAKKIYLA BİLEN ALLAH’IN TAKDİRİ(DÜZENLEMESİ)DİR.
39.
AYIN DOLAŞIMI İÇİN DE KONAK YERLERİ (EVRELER) BELİRLEDİK. NİHAYET O, EĞRİLMİŞ KURU HURMA DALI GİBİ OLUR.
40.
NE GÜNEŞ AYA YETİŞEBİLİR, NE DE GECE GÜNDÜZÜ GEÇEBİLİR. HER BİRİ BİR YÖRÜNGEDE YÜZMEKTEDİR.
41.
ONLARIN SOYLARINI DOLU GEMİDE TAŞIMAMIZ DA ONLAR İÇİN BİR DELİLDİR.
42.
BİZ ONLAR İÇİN O GEMİ GİBİ BİNECEKLERİ NİCE ŞEYLER YARATTIK.
43.
BİZ İSTESEK ONLARI SUDA BOĞARIZ DA KENDİLERİ İÇİN NE İMDAT ÇAĞRISI YAPAN OLUR, NE DE KURTARILIRLAR.
44.
ANCAK TARAFIMIZDAN BİR RAHMET OLARAK VE BİR SÜREYE KADAR DAHA YAŞASINLAR DİYE KURTARILIRLAR.
45.
ONLARA, “ÖNÜNÜZDE VE ARKANIZDA OLAN ŞEYLERDEN (DÜNYA VE AHİRETTE GÖRECEĞİNİZ AZAPLARDAN) SAKININ Kİ SİZE MERHAMET EDİLSİN” DENİLDİĞİNDE YÜZ ÇEVİRİRLER.
46.
ONLARA RABLERİNİN ÂYETLERİNDEN BİR ÂYET GELMEZ Kİ ONDAN YÜZ ÇEVİRİYOR OLMASINLAR.
47.
ONLARA, “ALLAH’IN SİZİ RIZIKLANDIRDIĞI ŞEYLERDEN ALLAH YOLUNDA HARCAYIN” DENİLDİĞİ ZAMAN, İNKAR EDENLER İMAN EDENLERE, “ALLAH’IN, DİLEMİŞ OLSA KENDİLERİNİ DOYURABİLECEĞİ KİMSELERE Mİ YEDİRECEĞİZ? SİZ ANCAK APAÇIK BİR SAPIKLIK İÇİNDESİNİZ” DERLER.
48.
“EĞER DOĞRU SÖYLEYENLERSENİZ BU TEHDİT NE ZAMAN GELECEK?” DİYORLAR.
49.
ONLAR ANCAK, ÇEKİŞİP DURURLARKEN KENDİLERİNİ YAKALAYACAK KORKUNÇ BİR SES BEKLİYORLAR.
50.
ARTIK NE BİRBİRLERİNE TAVSİYEDE BULUNABİLİRLER NE DE AİLELERİNE DÖNEBİLİRLER.
51.
SÛRA ÜFÜRÜLÜR. BİR DE BAKARSIN KABİRLERDEN ÇIKMIŞ RABLERİNE DOĞRU AKIN AKIN GİTMEKTEDİRLER
52.
ŞÖYLE DERLER: “VAY BAŞIMIZA GELENE! KİM BİZİ DİRİLTİP MEZARIMIZDAN ÇIKARDI? BU, RAHMAN’IN VAAD ETTİĞİ ŞEYDİR. PEYGAMBERLER DOĞRU SÖYLEMİŞLER.”
53.
SADECE KORKUNÇ BİR SES OLUR. BİR DE BAKARSIN HEPSİ BİRDEN TOPLANIP HUZURUMUZA ÇIKARILMIŞLARDIR.
54.
O GÜN KİMSEYE, HİÇ Mİ HİÇ ZULMEDİLMEZ. SİZE ANCAK İŞLEMEKTE OLDUĞUNUZ ŞEYLERİN KARŞILIĞI VERİLİR.
55.
ŞÜPHESİZ CENNETLİKLER O GÜN NİMETLERLE MEŞGULDÜRLER, ZEVK SÜRERLER.
56.
ONLAR VE EŞLERİ GÖLGELERDE KOLTUKLARA YASLANMAKTADIRLAR.
57.
ONLAR İÇİN ORADA MEYVELER VARDIR. ONLAR İÇİN DİLEDİKLERİ HER ŞEY VARDIR.
58.
ÇOK MERHAMETLİ OLAN RAB’DEN BİR SÖZ OLARAK (KENDİLERİNE) “SELAM” (VARDIR).
59.
(ALLAH ŞÖYLE DER:) “EY SUÇLULAR! AYRILIN BU GÜN!”
60, 61.
“EY ADEMOĞULLARI! BEN SİZE, ŞEYTANA KULLUK ETMEYİN. ÇÜNKÜ O SİZİN İÇİN APAÇIK BİR DÜŞMANDIR. BANA KULLUK EDİN. İŞTE BU DOSDOĞRU YOLDUR, DİYE EMRETMEDİM Mİ?”
62.
“ANDOLSUN, O SİZDEN PEK ÇOK NESLİ SAPTIRMIŞTI. HİÇ DÜŞÜNMÜYOR MUYDUNUZ?”
63.
“İŞTE BU, TEHDİT EDİLDİĞİNİZ CEHENNEMDİR.”
64.
“İNKAR ETTİĞİNİZDEN DOLAYI BUGÜN GİRİN ORAYA!”
65.
O GÜN BİZ ONLARIN AĞIZLARINI MÜHÜRLERİZ. ELLERİ BİZE KONUŞUR, AYAKLARI DA KAZANDIKLARINA ŞAHİTLİK EDER.
66.
EĞER DİLESEYDİK ONLARIN GÖZLERİNİ BÜSBÜTÜN KÖR EDERDİK DE (BU HALDE) YOLA KOYULMAK İÇİN DİDİŞİRLERDİ. FAKAT NASIL GÖRECEKLER Kİ?!
67.
YİNE EĞER DİLESEYDİK OLDUKLARI YERDE BAŞKA YARATIKLARA DÖNÜŞTÜRÜRDÜK DE NE İLERİ GİDEBİLİRLER, NE GERİ DÖNEBİLİRLERDİ.
68.
KİME UZUN ÖMÜR VERİRSEK, ONU YARATILIŞ İTİBARİYLE TERSİNE ÇEVİRİRİZ (GÜCÜNÜ AZALTIRIZ). HÂLÂ DÜŞÜNMEYECEKLER Mİ?
69.
BİZ O PEYGAMBER’E ŞİİR ÖĞRETMEDİK. BU ONA YARAŞMAZ DA. O(NA VERDİĞİMİZ) ANCAK BİR ÖĞÜT VE APAÇIK BİR KUR’AN’DIR.
70.
(AKLEN VE FİKREN) DİRİ OLANLARI UYARMASI VE KAFİRLER HAKKINDAKİ O SÖZÜN (AZABIN) GERÇEKLEŞMESİ İÇİN KUR’AN’I İNDİRDİK.
71.
GÖRMEDİLER Mİ Kİ BİZ ONLAR İÇİN, ELLERİMİZİN (KUDRETİMİZİN) ESERİ OLAN HAYVANLAR YARATTIK DA ONLAR BU HAYVANLARA SAHİP OLUYORLAR.
72.
BİZ O HAYVANLARI KENDİLERİNE BOYUN EĞDİRDİK. ONLARDAN BİR KISMI BİNEKLERİDİR, BİR KISMINI DA YERLER.
73.
ONLAR İÇİN BU HAYVANLARDA (DAHA PEK ÇOK) YARARLAR VE İÇECEKLER VARDIR. HÂLÂ ŞÜKRETMEYECEKLER Mİ?
74.
BELKİ KENDİLERİNE YARDIM EDİLİR DİYE ALLAH’I BIRAKIP DA İLAHLAR EDİNDİLER.
75.
ONLAR İLAHLAR İÇİN (HİZMETE) HAZIR ASKER OLDUKLARI HALDE, İLAHLAR ONLARA YARDIM EDEMEZLER.
76.
(EY MUHAMMED!) ARTIK ONLARIN SÖZÜ SENİ ÜZMESİN. ÇÜNKÜ BİZ ONLARIN GİZLEDİKLERİNİ DE AÇIĞA VURDUKLARINI DA BİLİYORUZ.
77.
İNSAN, BİZİM KENDİSİNİ AZ BİR SUDAN (MENİDEN) YARATTIĞIMIZI GÖRMEDİ Mİ Kİ, KALKMIŞ APAÇIK BİR DÜŞMAN KESİLMİŞTİR.
78.
BİR DE KENDİ YARATILIŞINI UNUTARAK BİZE BİR ÖRNEK GETİRDİ. DEDİ Kİ: “ÇÜRÜMÜŞLERKEN KEMİKLERİ KİM DİRİLTECEK?”
79.
DE Kİ: “ONLARI İLK DEFA VAR EDEN DİRİLTECEKTİR. O HER YARATILMIŞI HAKKIYLA BİLENDİR.”
80.
O, SİZİN İÇİN YEŞİL AĞAÇTAN ATEŞ YARATANDIR. ŞİMDİ SİZ ONDAN YAKIP DURUYORSUNUZ.
81.
GÖKLERİ VE YERİ YARATAN ALLAH’IN, ONLARIN BENZERİNİ YARATMAYA GÜCÜ YETMEZ Mİ? EVET YETER. O, HAKKIYLA YARATANDIR, HAKKIYLA BİLENDİR.
82.
BİR ŞEYİ DİLEDİĞİ ZAMAN ONUN EMRİ O ŞEYE ANCAK “OL!” DEMEKTİR. O DA HEMEN OLUVERİR.
83.
HER ŞEYİN HÜKÜMRANLIĞI ELİNDE OLAN ALLAH’IN ŞANI YÜCEDİR! SİZ YALNIZ O’NA DÖNDÜRÜLECEKSİNİZ.

Genel kategorisinde yayınlandı. YÂ SÎN SURESİ için yorumlar kapalı

BİZ TALEBELERİMİZİ DAHA İLK GÜN HZ. PEYGAMBER’E TESLİM EDERİZ!..

Muhammed Sıddık Haşimi Hazretleri, hocası Mahsenli Ali Efendi Hazretleri ile olan manevi bir hatıralarını şöyle anlatmışlardır:

1940’lı yıllarda idik, Yerköy’de çarşıda bir manifatura dükkanımız vardı. Bir gün, Sivas’tan iki şeyh Efendi, Mahsenli Ali Efendi Hazretlerini ziyaret ve kendisine biat etmek için Yerköy’e gelmiş..

Kendisini ziyarete geldiklerini söyleyince, ilçe halkından bazı kişiler de, benim Ali Efendi’nin talebesi olduğumu bildiklerinden dolayı Şeyh Efendileri dükkanımıza getirdiler.. Kendilerini kabul edip hal-hatır ettikten sonra, Şeyh Efendiler bana, Mahsenli Ali Efendi’nin yanına nasıl gidebiliriz, diye sordular.. Ben de, “Mahsen Köyü buraya oldukça uzaktır, Hocam Ali Efendi Hazretleri de Yerköy’e sadece ayda kere gelirler” dedim.

Biz kendileriyle otururken ve sohbetimiz devam ederken, Şeyhim Mahsenli Ali Efendi Hazretleri dükkanımızın önünde görünüverdiler.. İçeri girer girmez de, bana hitaben, “Oğlum (Sıddık),  misafirimiz gelse de mi, biz ayda bir geleceğiz?!.” buyurarak, keramet izhar ettiler…

Biraz sohbet edildikten sonra, hocamın isteği üzerine, dükkanın arka kısmındaki odaya geçtik. Ali Efendi Hazretleri, yerde dizleri üstünde oturdular, Şeyh Efendilerden birisi de tam karşısına oturdu. Ali Efendi, karşısına oturmuş olan Şeyhin alnını, mübarek alnına dayadı ve “Evlatlar!. Evliyanın kalbi feyz çeşmesidir, o çeşmeden kalp testinizi doldurun, rabıta-ı kalb yapın!. ” buyurdular.

Birkaç saniye sonra, Mahsenli Ali Efendi Hazretleri,  “Allah” diye, adeta kükrediler.. Öyle ki, alnını alnına dayadığı o zat, sanki elektriğe tutulmuş gibi titremeye başladı.. Bizler de o esnada gözlerimizi yumduk ve murakabe yapmaya başladık.

Murakabe halindeyken, büyük bir sahra üzerinde dördümüzün birlikte uçtuğunu gördüm. Hep birlikte, uçarak, büyük bir topluluğa doğru yaklatığımızı, manevi bir meclise katılacağımızı anladım. İyice yaklaştığımızda gördüm ki, o mahşeri kalabalık içinde, Efendimiz Hz. Muhammed aleyhisselam, Hz. Adem safiyullah, Hz. Nuh neciyullah, Hz. İbrahim halilullah, Hz. Musa kelimullah, Hz. Davud halifetullah, Hz. İsa ruhullah ve diğer Peygamber Efendilerimiz, Hz. Ali, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin, İmam Cafer Sadık, İmam Musa Kazım, İmam Ali Rıza, İmam Muhammed Taki, İmam Ali Naki, İmam Hasan Askeri, İmam Muhammed Mehdi aleyhisselam, Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve diğer bütün Sahabe Efendilerimiz, Seyyid Abdülkadir Geylani Hazretleri, Şah-ı Nakşibend Hazretleri, Seyyid Ahmed er- Rufai Hazretleri, Seyyid Ahmed-i Bedevi Hazretleri ve diğer tarikat pirleri ve silsile-i aliyedeki diğer veliler ile bütün peygamberler ve veliler bulunmaktaydı…

Biz bu kudsi topluluğa yaklaştığımız sırada, semadan bir nida işitildi, “Mahsenli Ali Efendi ve talebeleri geliyor” denildi… Bu nidadan sonra Efendimiz aleyhisselam ayağa kalktılar.. Kendileri ayağa kalkınca, yanında bulunan diğer bütün büyüklerimiz de ayağa kalktılar. Ben bu manzarayı gördükten sonra bayılmışım, gerisini hatırlamıyorum.. Uyandığımda diğer Şeyhlerin de kendilerinden geçtiklerini ve hepimizin gözlerinin yaşlı olduğunu gördüm..Sonra üstadım Ali Efendi Hazretleri, manevi bir incelikle, bana hitap ederek:

 “Ya oğlum Sıddık! Biz, bize emanet edilenleri daha ilk gün, huzuruna vararak, bizzat Peygamberimiz Muhammed aleyhisselama teslim ederiz” buyurdular…

Hocaları Mahsenli Ali Efendi, Menkıbe, Hikaye ve Kerametler, Talebelerimizi kime teslim ederiz?!.. kategorisinde yayınlandı. BİZ TALEBELERİMİZİ DAHA İLK GÜN HZ. PEYGAMBER’E TESLİM EDERİZ!.. için yorumlar kapalı

Sen hakkını yolda yedin!.. Mahsenli Ali Efendi’nin Kerametleri


Yerköy’de arkadaşlar yanıma geldi ve mahsenli ali efendi’yi ziyaret etmek istediklerini söylediler.içimizden bir arkadaş, gitmeden önce hediye olması için yoldan bir kutu şeker aldı.hep beraber mahsen köyün’e doğru, yol almaya başladık.yolculuk uzun olduğundan, şeker alan arkadaş dayanamadı ve bize dönüp yüzünde mahcup bir tebessüm ile “ya arkadaşlar, ben bu şekerden bir tane yiyeceğim” dedi.

biz “bak kardeş, ayıp olur senin yaptığının farkına varır mahçup olursun” dedik.o da “ya olur mu, sadece bir tane şeker yedim, nasıl fark edecek kutunun sırası filan bozulmadı” dedi.mahsenli ali efendi’nin evine vardığımızda evde hanımı vardı.hanımı “sıddık evladım ali efendi evde değil geç gelecek” dedi.

bu konuşmanın üzerinden çok geçmeden, ali efendi merkebin üzerinde avludan içeri girdi.hanımına dönerek “hanım hanım” dedi. “biz ekmeği kulağımıza mı yiyoruz sanıyorsun? bizi ziyarete evlatlarımız gelecek, bizi bundan haberdar etmeyecekler” dedi ve yüzünde hafif bir tebessüm belirdi. sonra içeriye odasına geçtik. arkadaş almış olduğu şekeri ali efendi’ye takdim etti.

ali efendi şekeri bizlere kendi eliyle ikram etmeye başladı. sadece yolda dayanamayıp şekeri yiyen arkadaşa vermedi ve ekledi.evlat sen yolda gelirken hakkını yedin dedi ve tebessüm etti.o an, arkadaşın yüzü mahçubiyetinden kızarmıştı.evliya kiram hazretlerinin, kalbleri devamlı rableri ile beraber olduklarından dolayı, onlara allah cc bildirdiği ölçüde kerametlerini izhar edebilir.rabbin aciz bir kuluna bazı yaşanmışlar ayan olabiliyorsa,bu aciz varlığın yaratıcısı olan, mutlak ilim sahibi allah azimüşşa’nın, kulunun yaptıklarına vakıf olamaması düşünülemez.çünkü, kuluna o bilgi rabbi katından indirilimiştir.işte bundandır ki, insan yaptığı herşeyde rabbin onu gördüğü şuuru ile hareket etmelidir.

Sen hakkını yolda yedin.. kategorisinde yayınlandı. Sen hakkını yolda yedin!.. Mahsenli Ali Efendi’nin Kerametleri için yorumlar kapalı

SIDDIK EFENDİ HAZRETLERİ, MANEVİYAT ORDUSUNUN KUMANDANIDIR


M. SIDDIK HAŞİMİ HAZRETLERİNİN MÜBAREK TORUNLARI, YAŞADIKLARI MANEVİ BİR HALİ ŞÖYLE ANLATMIŞLARDIR:

“BİR GÜN, YÜCE ALLAH’IN MANEVİ HUZURUNDA MURAKABE HALİNDE İKEN, DEDEM MUHAMMED SIDDIK HAŞİMİ HAZRETLERİNİN YANINA GİTTİM..

PEYGAMBER EFENDİMİZ ALEYHİSSELAM HAZRETLERİNİN ZIRHI VE MİĞFERİNİN KENDİSİNDE OLDUĞUNU GÖRDÜM.. SONRA, EFENDİMİZİN MİĞFERİNİ BAŞIMA TAKTIM.. O ANDA TARİFİ İMKANSIZ GÜZEL DUYGULARIN VARLIĞIMI KAPLADIĞINI HİSSETTİM..

BU HAL İÇERİSİNDEYKEN, DEDEM YANIMA DOĞRU GELEREK, “EVLADIM, ZAMANI GELİNCE BÜTÜN EMANETLERİ SANA TESLİM EDECEĞİM” DEDİ.. BUNDAN SONRA, GÖZLERİMİ AÇARAK MURAKABE HALİNDEN ÇIKTIM.. BU HALİN ETKİSİNDE İKEN, DEDEM MUHAMMED SIDDIK HAŞİMİ HAZRETLERİNİN, RABBİMİZİN GÖREVLİ KULLARINDAN BİRİ OLDUĞUNU DAHA İYİ İDRAK ETTİM..

BU YAŞANMIŞ MANEVİ HALİN SIRADAN BİR HAL VEYA RÜYA OLMADIĞI, KENDİLERİNİN YÜCE ALLAH’IN VAZİFELİ KULLARINDAN OLDUĞUNUN BİR DİĞER İŞARETİ DE, YOZGAT’IN YERKÖY İLÇESİNDE OLDUKÇA SEVİLEN BİR İNSAN OLAN SAATÇİ RIZA HOCAEFENDİ’NİN KENDİSİYLE İLGİLİ HATIRALARIDIR. SAATÇİ RIZA EFENDİ, BİR HATIRALARINI ŞÖYLE NAKLETMİŞTİR:

“RÜYAMDA, YERKÖY’DE BÜYÜK BİR ORDUNUN TOPLANDIĞINI GÖRDÜM.. MERAKLA ORDUYA BAKARKEN, ORDUNUN HERHANGİ BİR KUMANDANININ OLMADIĞINI FARK ETTİM.. ASKERLERDEN BİRİSİNE, ‘BU ORDUNUN KOMUTANI KİMDİR, NEREDEDİR’, DİYE SORDUM..

O DA BANA, ‘EFENDİM, BU ORDUNUN KOMUTANI MUHAMMED SIDDIK EFENDİDİR, BİRAZDAN TEFTİŞ İÇİN BURAYA GELECEKTİR’ DEDİ.

TAM BU SIRADA, SIDDIK EFENDİ HAZRETLERİ, BİR AT ÜZERİNDE UZAKTAN BELİRDİLER VE ORDUNUN ÖNÜNE GELİNCE ATTAN İNEREK, ORDUYA HİTAP ETMEYE BAŞLADILAR.. BUNDAN SONRASINI UYANDIĞIM İÇİN HATIRLAYAMADIM..”

SAATÇİ RIZA HOCA EFENDİ, BAŞKA BİR GÜN DE RÜYALARINDA, SIDDIK EFENDİ HAZRETLERİNİ, EBU EYYÜB EL-ENSARİ HAZRETLERİNİN KENDİSİ OLARAK GÖRMÜŞLERDİR.

BU MANEVİ RÜYALARIN YORUMU ALLAH DOSTLARINDAN BİR VELİ TARAFINDAN ŞÖYLE YORUMLANMIŞTIR:

“M. SIDDIK EFENDİ HAZRETLERİ, MANA ALEMİNİN BÜYÜKLERİNDENDİR VE RABBİMİZİN MANEVİ ORDULARININ KUMANDANLARINDAN BİRİDİR. ZİRA KENDİLERİNİN HOCASI OLAN MAHSENLİ ALİ EFENDİ HAZRETLERİ, HAYATLARINDA İKEN KUTBUL-AKTABLIK VAZİFESİNE GETİRİLEN KUTUPLARDAN BİRİSİDİR. MAHSENLİ ALİ EFENDİ HAZRETLERİNİN VEFATLARINDAN SONRA, MANEVİ EMANETLER KENDİSİNE TEVDİ EDİLMİŞ VE ÖMRÜNÜN SON İKİ YILINDA KUTBUL-AKTABLIK VAZİFESİYAPMIŞTIR.

KENDİLERİ HEM ŞERİF HEM DE SEYYİD OLAN SIDDIK EFENDİ HAZRETLERİ, GENÇLİĞİNDEN BERİ RABBİMİZİN YOLUNDA OLMAYA AZİM VE İRADE ETMİŞ, ÖYLE Kİ, HARAMA BULAŞMADIKLARI GİBİ HARAMA YAKLAŞTIRACAK ŞÜPHELİ ŞEYLERDEN BİLE UZAK DURMUŞTUR.. ŞU ÖĞÜTLERİ KENDİSİNDEN BİZLERE MİRAS OLARAK KALMIŞTIR: “EVLATLAR, NAMUSUNUZU YUSUF ALEYHİSSELAMIN NAMUSUNU KORUDUĞU GİBİ KORUYUN”

HAYATLARINI GERÇEK BİR ZÜHD VE TAKVA ÇİZGİSİNDE GEÇİREN MUHTEREM BİR ZATIN, ALLAH VE SEVDİKLERİ NEZDİNDE YÜKSEK BİR MAKAMA SAHİP OLDUĞU AÇIKTIR. KENDİLERİ, RABBİMİZİN YOLUNU TERCİH ETMİŞ VE O’NU ANLATMAKLA, DİNİNE YARDIM ETMEKLE BİR ÖMÜR GEÇİRMİŞTİR. ALLAH’A MENSUP OLMAYI TERCİH ETMİŞLERDİR. “MENSUBİYET, MESULİYET İSTER, BEDEL İSTER” SÖZÜ FEHVASINCA, ALLAHIN ORDUSUNUN HEM ERİ HEM DE KUMANDANI OLARAK MENSUBİYETİN AĞIRLIĞINI TAŞIMAYA VE GEREKLERİNİ YERİNE GETİRMEYE ÇALIŞMIŞTIR.

SAATÇİ RIZA HOCA EFENDİNİN KENDİSİNİ EBA EYYÜB EL-ENSARİ OLARAK GÖRMELERİ İSE, KENDİSİNİN PEYGAMBER EFENDİMİZİN MANEVİ SANCAKTARI OLDUKLARININ BİR İŞARETİDİR.. ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH’IMIZ CÜMLEMİZİ KENDİLERİNİN ŞEFAATİNE NAİL EYLESİN.. AMİN..

......., Maneviyat ordusunun kumandanı.., Resimler, Sohbetleri kategorisinde yayınlandı. SIDDIK EFENDİ HAZRETLERİ, MANEVİYAT ORDUSUNUN KUMANDANIDIR için yorumlar kapalı

Ağızdan Üfürülen Teveccüh… Mahsenli Ali Efendi’nin Aktardıkları Manevi Teveccüh..

 

BİR GÜN, ÜSTADIM ŞEYHİM MAHSENLİ ALi EFENDİ HAZRETLERİ BENİ EVLERİNE ÇAĞIRDILAR.. VAKİT KAYBETMEDEN MAHSEN KÖYÜ’NE DOĞRU YOLA ÇIKTIM.

AKŞAM ÜZERİ KÖYE VARDIM VE KENDİLERİNE MİSAFİR OLDUM.. HUZURLARINDA BULUNUP KENDİLERİNİN BİR SÜRE SOHBET VE MUHABBETLERİNE NAİL OLDUM.. YATMA VAKTİ GELDİĞİNDE, ALİ EFENDİ HANIMINA “HANIM, YATAKLARI HAZIRLA, SIDDIK’IN YATAĞI DA YANIMIZDA OLSUN, SIDDIK BİZİM EVLADIMIZDIR.” BUYURDULAR..

ALİ EFENDİ HAZRETLERİNİ HANIMLARI, MUHTEREM ANNEMİZ, BENİM İÇİN DE BİR YER YATAĞI HAZIRLADI.. EFENDİM ALİ EFENDİ HAZRETLERİ, BENİM HEMEN YANI BAŞIMDAKI YATAĞA UZANIP MÜBAREK BAŞLARINI YASTIĞA KOYDULAR. BEN DE HEMEN UYUMAYA ÇALIŞTIM..

HENÜZ UYUMUŞTUK VE ÇOK GEÇMEMİŞTİ Kİ, BİR SAKAL GÖĞSÜMDEN AĞZIMA DOĞRU GELİYOR VE BİRİSİ BANA “OĞLUM SIDDIK, FEYZ AL” DİYE SESLENİYORDU.. BU NİDAYLA UYANIP HEMEN ETRAFIMA BAKTIM.. ANCAK ODADA HİÇ KİMSE YOKTU.. ALİ EFENDİ HAZRETLERİ YATAKLARINDA YATIYORLARDI…

KENDİ KENDİME “RÜYA GÖRDÜM GALİBA” DİYEREK TEKRAR UYUMAYA BAŞLADIM.. YİNE AZ BİR ZAMAN GEÇTİKTEN SONRA, AYNI SESİ DUYDUM, BİR SAKAL, GÖĞSÜMDEN AĞZIMA DOĞRU GELIYOR VE “OĞLUM SIDDIK, FEYZ AL” DİYORDU.. ANCAK ETRAFA BAKTIĞIMDA, ODA İÇERİSİNDE NE BİR KİMSE NE DE ANORMAL BİR DURUM VARDI..

BİRAZ HEYECANLI VE KAFAM KARIŞIK OLARAK TEKRAR YATTIM.. BİRAZ SONRA YİNE AYNI ŞEYLER ÜÇÜNCÜ KEZ TEKRARLANDI.. ANCAK BU SEFER KALKIP ETRAFA BAKTIĞIMDA, ŞEYHİM ALİ EFENDİ HAZRETLERİ DİZ ÜSTÜ OTURMUŞ “HU” ESMASI ÇEKİYORLARDI…

BİR ANDA YAŞADIĞIM OLAYI ANLAYARAK YERİMDEN KALKTIM VE KENDİLERİNE DAHİL OLDUM.. BİRLİKTE SABAH NAMAZINA KADAR ZİKİR ÇEKTİK.. ZİKRE BAŞLADIĞIMIZ ANDAN BİTİMİNE KADAR BÜYÜK MANEVİ HALLER VE HİSSİYATLAR YAŞADIK…

ÖYLE Kİ, AĞZIMIZDAN ÇIKAN HER BİR ESMAYI, BİR MELEK GELİP KAPIYORDU…ÜÇ KANATLI, BEŞ KANATLI VE YÜZ KANATLI MELEKLER ETRAMIZDA NURDAN HELEZONLAR ÇİZİYOR VE YERDEN ARŞA KADAR BİR KÖPRÜ KURUYORLARDI…

BU YAŞANANLARI ALİ EFENDİ HAZRETLERİNE ZİKRULLAHTAN SONRA SORDUĞUMDA, KENDİLERİ BANA “EVLADIM, BİZLERİN BEDENLERİ NASIL MADDİ GIDALARLA BESLENİYORSA, MELEKLERİN GIDALARI DA MANEVİYATTIR, YANİ ZİKİRDİR…

BEDEN BİR MADDEDİR, MADDEYİ MADDE İLE BESLERSİN ÇÜNKÜ ONUN GIDASI ONDADIR. RUH İSE BİR MADDE DEĞİLDİR, O BİR CEVHERDİR, BİR MANADIR… MANANIN DA GIDASI ZİKİRDİR..

ALLAHÜ AZİMÜŞŞAN HAZRETLERİ, RAD SURESİ’NİN 28. AYETİNDE “KALBLER, ANCAK ALLAH’I ZİKRETMEKLE TATMİN OLUR” BUYURMUŞLARDIR…

TATMİN OLMUŞ KALB, RABBİ İLE BERABERDİR.. BİR HADİS-İ ŞERİFTE EFENDİMİZ ALLAH RESULÜ (A.S.) ŞÖYLE BUYURMUŞTUR:

“ŞÜPHESİZ AZİZ VE CELİL ALLAH ŞÖYLE BUYURUR: BEN KULUMUN BENİ ZANNETTİĞİ GİBİYİM.. KULUM BENİ ANARKEN BEN MUHAKKAK ONUNLA BERABER BULUNURUM. EĞER O BENİ GÖNLÜNDE GİZLİCE ZİKREDERSE, BEN DE ONU GÖNLÜMDE ZİKREDERIM. EĞER O BENİ BİR CEMAAT İÇİNDE ZİKREDERSE, BEN DE ONU O CEMAATTEN DAHA HAYIRLI BİR CEMAAT İÇİNDE ZİKREDERİM. KULUM BANA BİR KARIŞ YAKLAŞIRSA, BEN ONA BİR ARŞIN YAKLAŞIRIM. KULUM BANA BİR ARŞIN YAKLAŞIRSA, BEN ONA BİR KULAÇ YAKLAŞIRIM. O BANA YÜRÜYEREK GELİRSE, BEN ONA KOŞARAK VARIRIM.”

“YA SIDDIK EVLADIM.. ZİKİR, İŞTE TAM OLARAK BUDUR.. BUGÜN BEN RABBİME YAKINLAŞTIM DESEN VALLAHİ YALAN OLMAZ” BUYURDULAR..

ALLAH BİZLERİ DE O KUTLU VELİLERİN ŞEFAATİNE NAİL KILSIN..AMİN..

Ağızdan üfürülen teveccüh.. kategorisinde yayınlandı. Ağızdan Üfürülen Teveccüh… Mahsenli Ali Efendi’nin Aktardıkları Manevi Teveccüh.. için yorumlar kapalı
%d blogcu bunu beğendi: