TARİKAT VE TASAVVUF NEDİR? NİÇİN ÖNEMLİDİR?..

TARİKAT, ARAPÇADA “YOL” DEMEKTİR. KUR’AN-I KERİM’DE TASAVVUF TERİMİ OLARAK TARİKAT, ALLAH (CC) HZ.LERİ’NE VARMA GAYESİNİ GÜDENLERİN İZLEDİKLERİ ÖZEL TARZ VE YOL DEMEKTİR. FIKHİ ALANIN TEMSİLCİLERİNE VERİLEN GELENEKSEL AD “FAKİH”, TASAVVUFİ ALANDAKİLERE VERİLEN AD “ŞEYH”, “MÜRŞİD”, “PİR”, “VELİ”, “ALLAH (CC) ERİ”, “ALLAH (CC) DOSTU”, “EREN”, “ERMİŞ” DENİR.

İNSAN RUHLAR ÂLEMİNDEN ŞU İMTİHAN ÂLEMİNE GELİP BİR SÜRE DURUP TEKRAR GELDİĞİ YERE GİDECEK OLAN BİR YOLCUDUR. ALLAH (CC) HZ.LERİ’NDEN GELMİŞTİR, YİNE ALLAH (CC) HZ.LERİ’NE GİTMEKTEDİR. İNSANLARA BU YOLCULUKLARINDA REHBERLİK YAPMAK, YOL GÖSTERMEK İÇİN YÜCE ALLAH (CC) HZ.LERİ PEYGAMBERLER (AS) GÖNDERMİŞTİR. HİÇ BİR İNSAN PEYGAMBERİ (AS) KENDİSİNE REHBER EDİNMEDİKÇE ALLAH (CC) HZ.LERİ’NE KAVUŞAMAYACAKTIR. PEYGAMBERLERİN (AS) SON ZİNCİRİ BİZİM PEYGAMBERİMİZ HZ. MUHAMMED (SAV) EFENDİMİZ, İNSANLARI ALLAH (CC) HZ.LERİ’NE GÖTÜRME VAZİFESİNİ HAYATINDA KENDİSİ YAPMIŞ, VEFATIYLA DA BU VAZİFE, DİNİN ÖZÜNE VAKIF PEYGAMBER (SAV) EFENDİMİZ’İN DEVAMI, VARİSLERİ EVLİYA İZAMI TARAFINDAN YÜRÜTÜLEGELMİŞTİR. ÇÜNKÜ NEBİLER NEBİSİ (SAV) ONLAR HAKKINDA ŞÖYLE BUYURMUŞTUR: “ÂLİMLER, NEBİLERİN VARİSLERİDİR.”[1]

BİR MÜSLÜMAN ISLAMIN FARZ EMİRLERİNİ YAPIYOR VE HARAMLARDAN DA KAÇIYOR. İŞTE BÖYLE BİR MÜ’MİN, ALLAH (CC) HZ.LERİ’NE DAHA FAZLA YAKLAŞMAK VE MÜNAFIKLIĞIN ALAMETİNDEN KURTULMAK, DAHA İYİ BİR MÜ’MİN OLABİLMEK VE DÜNYADA İKEN ÂMÂLIKTAN, SAĞIRLIKTAN KURTULUP MANEVİ ÂLEMLERİ VE İLAHİ TECELLİLERİ SEYRETMEK VE ÂLEME GÖNDERİLİŞ GAYESİNİ YERİNE GETİREBİLMEK İSTİYORSA, BU MÜ’MİN İÇİN BİR OKULA KAYDOLMAK VE BU OKULDA TAHSİL YAPMASI GEREKİYOR. İŞTE BU OKUL, TASAVVUF VE (TARİKAT) OKULUDUR. BU TASAVVUF VE TARİKAT OKULUNDA FARZLARI EDAYA GAYRET EDİP HARAMLARDAN KAÇMAK, AZ YEMEK, FAZLA NAMAZ, ZİKİRDE DAİM TEFEKKÜR GEREKİR. TASAVVUF, TARİKAT YOLUNDA İSE ARTIK CEHENNEM KORKUSU VE CENNET ARZUSUNDAN ZİYADE ALLAH (CC) HZ.LERİ ‘NİN RIZASI, ALLAH (CC) HZ.LERİ’NİN AŞKI VE MUHABBETİ VARDIR. BU YOLDA İLERLEYEN KİŞİ, ALLAH (CC) HZ.LERİ TARAFINDAN DAHA FAZLA SEVİLİR VE HATIRLANIR. BU MERTEBELERE MÜ’MİN, TASAVVUF (TARİKAT) SAYESİNDE ULAŞIR.

TASAVVUF, KÂİNATIN HER ZERRESİNDE CENAB-I HAKK’IN (CC) KUDRETİNİN TECELLİSİNİ GÖRMEKTİR. SOFİ GÜNEŞ GİBİDİR. HERKES ONUN İRFANINDAN İSTİFADE EDER. TASAVVUF, HERKESİN HALİNİ ANLAYABİLMEK, FERASETLİ OLMAKTIR. TASAVVUF, İÇTEN İNANARAK ÖLÜNCEYE KADAR O İMANI MUHAFAZA ETMEKTİR. TASAVVUF, KUR’AN-I KERİM’İN AHKÂMINI AMELEN TATBİK ETMEK, EMİR VE YASAKLARI BİHAKKIN YERİNE GETİRMEKTİR. TASAVVUF, KÂİNATTAN HABERDAR OLMAKTIR. TASAVVUF, HALKI HAKK’A (CC) DAVET ETMEKTİR. TASAVVUF, HERKESİN İMDADINA KOŞMAK, İHTİYAÇ SAHİBİ OLANLARIN DERTLERİNE DERMAN OLMAKTIR.

TASAVVUF, ALLAH (CC) HZ.LERİ’NDEN BAŞKASINA MAKAM, MEVKİ, MAL, PARA, KADIN VS. NEDENİYLE KUL OLMAYIP KUR’AN’A VE SÜNNET’E YAPIŞMAK, HEVA VE HEVESLERİ BIRAKMAKTIR. TASAVVUF, ALLAH (CC) HZ.LERİ’NDEN BAŞKA KİMSEDEN BİR ŞEY UMMAMAK, ALLAH (CC) HZ.LERİ’NİN EMİRLERİNİ YERİNE GETİRİRKEN SABREDİP DEVAM ETMEKTİR.

TASAVVUF, İHTİRASI BIRAKIP HAKK’IN (CC) VERDİĞİNE ŞÜKRETMEK, KENDİ İSTEKLERİNİ BIRAKIP HAKK’IN (CC) İSTEKLERİNE (TAKDİRİNE) RAZI OLMAKTIR. TASAVVUF, TEMBELLİĞİ BIRAKIP ÇALIŞMAYA DEVAM ETMEKTİR. HAYALLERİ BIRAKIP TATBİKATA BAKMAK, UYKUYU VE GAFLETİ BIRAKIP İBADETE DEVAM ETMEKTİR.

ŞERİAT BİR FETVA, TASAVVUF İSE BİR TAKVA YOLUDUR. HİÇBİR ZAMAN BİRBİRİNDEN AYRI DEĞİLDİR. ŞERİATTEN KIL KADAR AYRILAN, TARİKATTEN DAĞ KADAR AYRILIR. ŞERİAT VE TARİKATIN CAHİLLERİ BİRBİRİYLE DAİMA MÜCADELE HALİNDEDİRLER, ÂLİMLERİ İSE DAİMA SULH (BARIŞ) İÇİNDEDİRLER.

TASAVVUF, TEMİZ BİR NİYYET VE TAM BİR İHLÂS İLE İLAHİ ŞERİATIN İÇ VE DIŞ BÜTÜN HÜKÜMLERİNİ YERİNE GETİRMEKTİR.

TASAVVUF AŞK YOLUDUR. ŞÜPHESİZ BU AŞK YOLU KOLAY BİR YOL DEĞİLDİR. MAKSUDA ERİŞİNCEYE KADAR YOLDA BİRÇOK TEHLİKELERİ AŞMAK, SIKINTILARA UĞRAMAK ZARURİDİR. LAKİN BİR DEFA O YOLLA HAKK’A (CC) ERİŞTİKTEN SONRA, ARTIK BÜTÜN MÜŞKÜLLER, KUBH, ŞER, ‘ADEM ORTADAN KALKAR VE SALİH HER TARAFTA HAKK’I (CC) GÖRÜR. HER ŞEYİ VÜCUD-İ MUTLAK’DA MÜSTEHLEK GÖRDÜKTEN VE ‘ADEM UNSURUNUN YOL EDİLMESİNDEN SONRA, KENDİSİNİ DE ONDAN AYIRMADIKTAN SONRA, SALİH İÇİN SAADET-İ MUTLAKA HASIL OLMUŞTUR. BU YÜZDEN, HAKK’I (CC) HARİÇTE ARAYANLARA KARŞI YUNUS’UN (RA),

“HAK (CC) CİHANA DOLANDIR, KİMSELER HAKK’I (CC) BİLMEZ.

KENDİNDEN İSTESENE, OL SENDEN AYRI OLMAZ”

DEMESİ ÇOK DOĞRU BİR SÖZDÜR. ÇÜNKÜ BU FİKRE GÖRE, YEGÂNE HAKİKİ VARLIK OLAN VE HER ŞEY KENDİSİYLE KAİM BULUNAN VÜCUD-İ MUTLAK DAHİ VİCDAN DA MÜN’AKİSTİR.

MÜRŞİD, MUTASAVVIFEYE GÖRE, İNSAN- YANİ ‘ADEM UNSURUNA GALEBE ÇALARAK HAKK’A (CC) VARAN İNSAN-I KAMİL BU KADAR MÜHİM OLURSA, TABİİDİR Kİ EN YÜKSEK BİLGİ DE ONA AİT OLUR. MADEMKİ İLK İŞİMİZ ALLAH’I (CC) BİLMEKTİR VE O’NU (CC) BİLMEK DE KENDİMİZİ BİLMEKLE OLUR, O HALDE EN MÜHİM İLİM, DAHA DOĞRUSU ASIL İLİMDE İNSAN SIRLARINI ÖĞRETEN İLİMDİR. BU DA, ULEMAYI RÜSUMUN BİLGİLERİ GİBİ KİTAPLA OLMAZ, AŞK YOLU İLE VE MÜRŞİD VASITASİYLE OLUR, YANİ TASAVVUF İLMİDİR.

SALİKİ MUHBBET UMMANINA GARK EDEN SIFATLAR ŞUNLARDIR: VERMEK, BAĞIŞLAMAK, CEMAL, KEMAL, FAZİLET. BU SIFATLARIN AKLEN VE NAKLEN NOKSANSIZ OLARAK KEMAL DERECESİNDE BİR TEK OLAN ALLAH’DA (CC) SABİT OLDUĞU MUHAKKAKTIR.

EY TALİB VE AKLI OLAN KİMSE! TASAVVUF (TARİKAT) HAKKINDA NE SÖYLEYENİLİR Kİ? TASAVVUF EHLİNİN KALBİ, ALLAH (CC) HZ.LERİ’NDEN BAŞKA HERŞEYDEN TEMİZLENMEZ VE BAŞLANGICI, HER AN ALLAH-Ü TEALA (CC) HZ.LERİ’NİN ZİKRİNE DALMAK, NİHAYETİ İSE BÜSBÜTÜN FENAFİLLÂH OLMAKTIR. GERÇEKTE İSE BU FENA MAKAMI TASAVVUFUN BAŞLANGICIDIR. FENAFİLLÂH BU TASAVVUF YOLUNDA İLK ADIMDIR. TASAVVUF YOLUNDAKİ DERVİŞLER İKİ KISIMDIR. BUNLARA MÜRİD VE MURAD DENİR. MÜRİD, SADIK OLAN TALİB DEMEKTİR. ALLAH-Ü (CC) TEALA (CC) HZ.LERİ’NİN SEVGİSİ İLE VE O’NUN (CC) SEVGİSİNE KAVUŞMAK ARZUSU İLE YANMAKTIR. BİLMEDİĞİ VE ANLAYAMADIĞI BİR AŞK İLE ŞAŞKIN HALDEDİR. GÖZYAŞLARI DİNMEZ, GEÇMİŞTEKİ GÜNAHLARINDAN UTANARAK BAŞINI KALDIRAMAZ. HER İŞİNDE ALLAH (CC) HZ.LERİ’NDEN KORKAR, ALLAH-Ü TEALA (CC) HZ.LERİ’NİN SEVGİSİNE KAVUŞTURACAK İŞLERİ YAPMAK İÇİN ÇIRPINIR. HER İŞİNDE SABIR VE AFFEDER. HER NEFESTE ALLAH (CC) HZ.LERİ’Nİ DÜŞÜNÜR. GAFLETLE YAŞAMAZ, BİR KALBİ İNCİTMEKTEN KORKAR. MURAD EDENLER İSE, UĞRAŞMADAN, YORULMADAN ALLAH-Ü TEALA (CC) HZ.LERİ’NE YAKINLIK DERECELERİNE ULAŞTIRILIRLAR. YÜCE MEVLA (CC) BU HUSUSTA BUYUMUŞTURR Kİ: “ALLAH’IN (CC) İSLAM NURU İLE KALBİNE GENİŞLİK VERDİĞİ KİMSE, KALBİ MÜHÜRLÜ NURSUZ GİBİ MİDİR? ELBETTE O RABBİ’NDEN (CC) BİR HİDAYET ÜZEREDİR.”[2] BU AYET-İ KERİMEYE MUHATAB OLAN MURADLAR, GÜLER YÜZLÜ OLURLAR. SIKINTILI HALLERİNİ GÖSTERMEZLER. GÖRÜNÜŞTE İNSANLARLA BERABERDİRLER. İÇ YÜZLERİNİ İSE İNSANLARDAN GİZLERLER. KİMSE ONLARIN HALLERİNİ ANLAYAMAZLAR. YANİ ONLAR HALK ARASINDA HAK (CC) İLE OLURLAR. DERVİŞ OLANLAR, EDEBİ İDİRLER, EDEBİ OLMAYANLAR VASILI İLLELLAH OLAMAZ. YANİ “HİÇ BİR EDEBSİZ, ALLAH-Ü TEALA (CC) HZ.LERİ’NE KAVUŞAMAZ” BUYURULDU.

TASAVVUF (TARİKAT) ALLAH-Ü TEALA (CC) HZ.LERİ’NİN DÜŞMANI OLAN NEFSE YARDIM ETMEMEYİ, ONUN İSTEKLERİNİ YAPMAMAYI KALBE YERLEŞTİRMEKTİR. TASAVVUF KALBİN TASFİYESİ VE NEFSİN TEZKİYESİDİR. YANİ KALBİN ALLAH-Ü TEALA (CC) HZ.LERİ’NİN SEVGİSİNDEN BAŞKA, HER SEVGİDEN TASFİYE EDİLMESİ, NEFSİNDE ALLAH-Ü TEALA (CC) HZ.LERİ’NİN HER EMRİNE UYAR HALE GETİRİLMESİDİR. İTİKATI DÜZELTMEDİKÇE, İSLAM’IN EMİR VE YASAKLARINA UYMADIKÇA, HARAMLARDAN SAKINIP İBADETLERİ GERÇEK MANADA YERİNE GETİRİP YAPMADIKÇA, KALBİN TASFİYESİ VE NEFSİN TEZKİYESİ MÜMKÜN DEĞİLDİR. AHMAK OLAN NEFSİ EZİP KÜÇÜLTMEK, TASAVVUFUN (TARİKATIN) ADABINDANDIR. KİMİN NEFSİ KENDİNE ŞEREFLİ GÖRÜNÜRSE, DİNİ ONA KÜÇÜK GÖRÜNÜR. DÜNYALIK İSTEKLERDEN SIYRILMALI, NEFSİN ARZULARINI MENETMELİ, RIZKININ HELAL YOLDAN GELMESİNE GAYRET GÖSTERMELİ, DÜNYAYA DÜŞKÜN OLANLARLA BİDAT SAHİPLERİYLE ARKADAŞ OLMAMALI, MAL TOPLAMAKTAN VE DÜNYAYI MAMUR ETMEKTEN SAKINMALI, İNSANLARIN DOĞRU YOLA GELMESİNE VE GÜZEL HUYLARA SAHİB OLMAYA ÇALIŞMALIDIR. BU GÜZEL HASLETLERE SAHİP OLAN BAHTİYAR KULLARI HAKKINDA YÜCE MEVLA (CC) ŞÖYLE BUYURUR: “O KULLARIMI Kİ, (KUR’ANI) DİNLERLER. SONRA DA ONUN EN GÜZELİNİ (EN AÇIĞINI VE KUVVETLİSİNİ) TATBİK EDERLER. İŞTE BUNLAR ALLAH’IN (CC) KENDİLERİNE HİDAYET VERDİĞİ KİMSELERDİR VE BUNLAR GERÇEK AKIL SAHİPLERİDİR.”[3]

DİĞER BİR AYETİNDE DE YÜCE ALLAH (CC) HZ.LERİ ŞÖYLE BUYURUYOR: “KİM DE O’NA (CC) BİR MÜMİN OLARAK SALİH AMELLER İŞLEMİŞ OLDUĞU HALDE VARIRSA, İŞTE ONLARA EN YÜKSEK DERECELER VAR.”[4]

“ONUN İÇİN GÜCÜNÜZ YETTİĞİ KADAR ALLAH’TAN (CC) KORKUN. (TAKVA SAHİBİ OLUN. EMİRLERİNE UYUN, YASAKLARINDAN KAÇININ) ÖĞÜTLERİNİ DİNLEYİN, EMİRLERİNE İTAAT EDİN.”[5]

TASAVVUFTA ÖNEMLİ OLAN, İNSANIN BÜTÜN İŞLERİNDE GÜCÜNÜN YETTİĞİ KADAR TAKVAYI GÖZETMESİDİR. İŞLERDE TAKVA HUSUSUNDA BİR EKSİKLİK OLURSA, İRTİBAT HÂSIL OLMAZ. HAKİKATTE BU İRTİBAT, TAKVANIN VE ALLAH-Ü TEALA (CC) HZ.LERİ’NİN RIZASININ HÂSIL OLMASINDA ÖLÇÜDÜR TERAZİDİR. HARAM VE YASAKLARDAN KURTULUP ÂLEME GÖNDERİLİŞ GAYESİNİ YERİNE GETİREBİLMEK İÇİN ALLAH (CC) HZ.LERİ’NİN VE RESULÜ (SAV) EFENDİMİZ’İN HALİFESİ OLAN VE İNSANLARA DOĞRU YOLU GÖSTERMEKLE VAZİFELİ, KAMİL VE MÜKEMMİL BİR ZATA TALEBE YANİ (DERVİŞ) OLMANIN LAZIM GELDİĞİ ORTAYA ÇIKMAKTADIR. ÇÜNKÜ MÜRŞİDSİZ RESÜLULLAH (SAV) EFENDİMİZ’E KALBİ BAĞLAMAK MÜMKÜN OLSA BİLE, BUNUN BİLHASSA DAHA BAŞLANGIÇTA OLAN BİR KİMSE İÇİN NE KADAR ZOR BİR İŞ OLDUĞU MALUMDUR. BİRÇOK KİMSE RESÜLULLAH (SAV) EFENDİMİZ’İN MÜBAREK ŞAHSINI TAM OLARAK KALBİNDE HAZIR EDEMEZ. BUNLAR BU HUSUSTA VAAZ VE NASİHATA MUHTAÇTIR. BU YOLUN ZAHİRİ VE BATİNİ ADABINI ÖĞRENMEYE MUHTAÇ OLANLAR İÇİN, BÖYLE BİR BAĞ KURMANIN NE DERECE ZOR OLDUĞU AÇIKTIR. BEŞERİ MANİLER SEBEBİYLE DOĞRUDAN DOĞRUYA RESÜLULLAH (SAV) EFENDİMİZ’E BAĞLANARAK FEYZ ALMAK ZORDUR. ALLAH-Ü TEALA (CC) HZ.LERİ KENDİSİNE KAVUŞMAK İSTEYEN KULLARINA KOLAYLIK OLMASI İÇİN, KAMİL VE MÜKEMMİL REHBERLERİ (MÜRŞİD-İ KAMİL) YARATTI. BU MÜBAREK ZATLAR, İNSANLARI ALLAH-Ü TEALA (CC) HZ.LERİ’NİN RIZASINA KAVUŞTURAN YOLLARI GÖSTERDİLER. BÖYLE MÜNEVVER YOL GÖSTERİCİLERİN, HER ASIRDA MEVCUT OLACAĞI AYET-İ KERİME VE HADİS-İ ŞERİF’LERLE BİLDİRİLDİ. TASAVVUF (TARİKAT) YOLUNDA BULUNUP ÂLEME GÖNDERİLİŞ GAYESİNE UYAN BAHTİYAR İNSAN, RESÜLULLAH (SAV) EFENDİMİZ’İN MÜBAREK RUH-U ŞERİFLERİNE RUHEN YÖNELİR. RESÜLULLAH (SAV) EFENDİMİZ’İN ŞEFAATİNE DE MAZHAR OLUR.

TASAVVUF (TARİKAT) YOLUNDA BULUNAN VE İNTİSAB EDEN KİMSENİN NİYETİNİ DÜZELTMESİ, BU VAZİFEYİ SIRF ALLAH (CC) HZ.LERİ’NİN RIZASI İÇİN YAPMASI, KALBİ ALLAH-Ü TEALA (CC) HZ.LERİ’NDEN BAŞKA ŞEYLERDEN SIYIRMASI LAZIMDIR. SONRA, DİLİ VE KALBİ İLE “İLAHİ ENTE MAKSUDİ VE RIZAKE MATLUBİ” (İLAHİ! SEN BENİM MAKSUDUMSUN VE SENİN RIZAN BENİM MATLUBUMDUR) DEMELİDİR. TALİB OLAN MANEVİYATTA YÜCE ALLAH (CC) HZ.LERİ’NİN RIZASINI GÖZETEREK ALDIĞI VİRDİNE DE RİAYET EDİP GÜNLÜK OLARAK YERİNE GETİRİRSE, YÜCE ALLAH (CC) HZ.LERİ’NİN ŞU AYET-İ KERİME’SİNE MUHATAB OLMASI UMULUR: “ANCAK ALLAH’A (CC) HALİS VE PAK BİR KALB İLE VARAN MÜSTESNA.”[6] BUYURULMUŞTUR. ALLAH-Ü TEALA (CC) HZ.LERİ’NE KAVUŞANLAR VE HİDAYET YOLUNUN YOLCUSU OLANLAR, BİLHASSA TASAVVUF (TARİKAT) EHLİ OLANLAR BÜYÜKLERDİR. EN DOĞRU YOL, ONLARIN YOLU, EN GÜZEL AHLAK ONLARIN AHLAK VE ADETLERİDİR. YÜCE MEVLA (CC) HZ.LERİ BUYURUR Kİ: “İŞTE O YOL, ALLAH’IN (CC) HİDAYET YOLUDUR Kİ, O (CC), BUNU KULLARINDAN DİLEDİĞİNE NASİB EDER.”[7]

“SALİH AMEL İŞLEYEN, SONRA DA HAK YOLDA SEBAT GÖSTEREN KİMSE İÇİN GAFFARIM (ÇOK BAĞIŞLAYICIYIM).”[8]

“O YOLDAN SAPAN DA VAR. ALLAH (CC) DİLESEYDİ, SİZİN HEPİNİZİ HİDAYETE ERDİRİRDİ.”[9]

“ALLAH (CC), KİME HİDAYET EDERSE O DOĞRU YOLDADIR. KİMİ DE SAPIKLIĞA DÜŞÜRÜRSE, ARTIK BUNLAR İÇİN ALLAH’TAN (CC) BAŞKA ASLA YARDIMCILAR BULAMAZSIN.”[10]

“ŞÜPHESİZ Kİ KÜFREDİP İNSANLARI ALLAH (CC) YOLUNDAN ÇEVİRENLER, HAKTAN ÇOK UZAK BİR SAPIKLIKLA SAPTILAR.”[11]

EY İNSAN! KALBİNİ RABBİNE (CC) BAĞLAYAN KİMSE AZİZ OLUR. ÇÜNKÜ KENDİNİ ASIL GAYESİNE DÖNDÜRMÜŞ OLUR. SANA ALLAH-Ü TEALA (CC) HZ.LERİ’Nİ UNUTTURAN, GAFLETE DÜŞÜREN HER ŞEY DÜŞMANDIR. DÜŞMANI TERKEDİP, ALLAH-Ü TEALA (CC) HZ.LERİ’NE SIĞINAN KİMSE, BÜTÜN VARLIĞI İLE RABBİNE (CC) DÖNMÜŞTÜR. İŞTE TASAVVUF YOLUNDA DA BU GAYE GÜDÜLÜR.

EY KİŞİ! KALBİNDE ALLAH (CC) HZ.LERİ’NİN SEVGİSİNDEN BAŞKA BİR ŞEY OLMADIĞI ZAMAN, BİL Kİ ÇOK ZENGİNSİN. EĞER BİR KİMSE SANA KABA VE AĞIR MUAMELE EDERSE, SAKIN SEN ONUN İÇİNDE BULUNDUĞU AŞAĞI DERECEYE DÜŞÜP DE AYNI ŞEKİLDE MUAMELE ETME. ŞEREFLİ KİMSELERE YAKIŞAN SIFATLARLA MUAMELE ETMEYE GAYRET GÖSTER. ALLAH-Ü TEALA (CC) HZ.LERİ KİMİN KALBİNİ SEVGİSİ İLE DOLDURURSA, ARTIK O KİMSENİN KALBİ BAŞKA BİR ŞEYLE MEŞGUL OLMAZ. ÇÜNKÜ O ZAHİRİ İLE HALKLA, BATİNİ İLE DE ALLAH-Ü TEALA (CC) HZ.LERİ İLEDİR. BİR AYET-İ KERİME’SİNDE YÜCE MEVLA (CC) ŞÖYLE BUYURUR: “YERYÜZÜNDE HAKSIZ YERE KİBİRLENENLERİ, AYETLERİMİ ANLAMAKTAN (KUR’AN’I KABULDEN) ÇEVİRECEĞİM. ONLAR (BÜYÜKLENENLER) HER MUCİZEYİ GÖRSELER DE, ONU KENDİLERİNE YOL EDİNMEZLER. FAKAT SAPIKLIK YOLUNU GÖRÜRLERSE, ONU YOL EDİNİRLER. İŞTE BÖYLE HAREKET ETMELERİ, AYETLERİMİZİ YALAN SAYMALARINDAN VE ONLARDAN GAFİL BULUNMALARINDAN DOLAYIDIR.”[12]

“EY MÜ’MİNLER! GERÇEK TAKVAYA YARAŞTIĞI GİBİ, ALLAH’TAN (CC) KORKUP SAKININ VE HER HALDE MÜSLÜMAN OLARAK CAN VERİN.”[13]

“ONLARA: ‘ALLAH’IN (CC) İNDİRDİĞİ KURAN HÜKÜMLERİNE VE PEYGAMBERİN (SAV) SÜNNETİNE GELİN.’ DENİLDİĞİ ZAMAN, ‘BİZE, ATALARIMIZIN ÜZERİNDE BULDUĞUMUZ DİN YETER.’ DİYORLAR. ATALARI BİR ŞEY BİLMİYOR VE DOĞRU YOLA GİTMİYOR İDİYSELER DE Mİ?”[14]

“EY İMAN EDENLER! NEFİSLERİNİZİ DÜZELTMEK ÜZERİNİZE BORÇTUR. SİZ DÜZELİP DOĞRU YOLDA BULUNDUKTAN SONRA, YOLUNU ŞAŞIRANLAR SİZE ZARAR VEREMEZ.”[15]

EY İRŞAD TALEBİNDE BULUNAN AZİZ KARDEŞİM! YÜCE ALLAH (CC) HZ.LERİ BU AYET-İ KERİME’LERİNİ BİN DÖRTYÜZ KÜSUR SENE EVVEL BİZE NEBİLER NEBİSİ (SAV) EFENDİMİZ VASITASIYLA GÖNDERMİŞ VE BU GÜNDE KULLARININ NE BAHANELER EDECEĞİNİ O ZAMANDAN BEYAN EYLEMİŞTİR. BU GÜNDE BEN DE MÜSLÜMANIM DİYEN KARDEŞİM, “GEL ÂLEME GÖNDERİLİŞ GAYESİNİ YERİNE GETİRMEYE GAYRET ET” DEDİĞİMİZ ZAMAN DER Kİ, “BEN NAMAZ KILIYORUM, ORUÇ TUTUYORUM ZENGİNSE ZEKAT VERİP HACCA DA GİDİYORUM. BU BANA YETER. ZATEN TASAVVUF (TARİKAT) OTUZ KIRK SENE KADAR EVVEL YOK İDİ. BAZILARI BUNU SONRADAN UYDURDULAR, ATALARIMIZDAN BÖYLE GÖRDÜK BAŞKA BİR ŞEYE AKLIMIZ ERMEZ.” DERLER. BİZ DERİZ Kİ: “EY İNSAN! SEN MÜSLÜMAN OLDUĞUNU SÖYLEMİŞTİN. BU EMİR YÜCE ALLAH (CC) HZ.LERİ’NDEN GELİYOR. AYET-İ KERİME’LER BÖYLE BUYURUYOR” DEDİĞİMİZ ZAMAN HEMEN YOLUNU DEĞİŞTİRİYOR. ZİRA İLMİYLE AMİL OLMAYAN, DİNİ İSTİSMAR EDEN, KENDİNİ İNSANLARA İLİM SAHİBİ OLARAK GÖSTERENLER BÖYLE BİR ŞEY YOK DİYEREK BU İNSANLARIN YÜCE ALLAH (CC) HZ.LERİ’NE VASIL OLACAK YOLLARINI KESİYORLAR VE BU İNSANLAR ŞU FANİ ÂLEMDEN GAYEDEN UZAK OLARAK EBEDİ ALEME YOLCU OLUYOR.

SEN DE EY MÜSLÜMANIM DİYEN HAK YOLCUSU! ÂLEME GÖNDERİLİŞ GAYESİNİ NEBİLER NEBİSİ (SAV) DEVAMI OLAN VE AYET-İ KERİME İLE SABİT OLAN EVLİYADAN (MÜRŞİD-İ KAMİL)DEN ÖĞREN Kİ, EBEDİYYETE ELİ BOŞ VE MAHRUM OLARAK GİTMEYESİN VE DİNİ İSTİSMAR EDENLERİN SÖZLERİNE ALDANMAYASIN. BAK YÜCE MEVLA (CC) NE BUYURUYOR: “(EY RESULÜM) (SAV), DE Kİ, ALLAH’A (CC) İTAAT EDİN. RESULE (SAV) İTAAT EDİN. EĞER BUNLARA İTAAT ETMEKTEN YÜZ ÇEVİRİRSENİZ, PEYGAMBERE (SAV) DÜŞEN ANCAK ONA YÜKLETİLEN TEBLİĞDİR. SİZİN ÜZERİNİZE DE, SİZE YÜKLETİLENDİR. (İCABET ETMEKTİR) EĞER ONA İTAAT EDERSENİZ HİDAYETE ERERSİNİZ.”[16]

EY MÜSLÜMANIM DİYEN KARDEŞİM! ALLAH-Ü TEALA (CC) HZ.LERİ’NİN BİR KİMSEYİ SEVDİĞİNİN ALAMETİ, O KİMSENİN ALLAH-Ü TEALA (CC) HZ.LERİ’NİN SEVGİLİSİNİN İŞİNE, AHLAKINA VE SÜNNETİNE UYMASIDIR. YÜCE ALLAH (CC) HZ.LERİ’NİN SEVGİLİSİ İSE ÂLEMLERİN EFENDİSİ NEBİLER NEBİSİ HZ. MUHAMMED MUSTAFA (SAV) EFENDİMİZ’DİR. NEBİLER NEBİSİ (SAV) EFENDİMİZ’E DE VASIL OLABİLMEK İÇİN VARİSLERİ OLAN MÜRŞİD-İ KAMİLE TESLİM OLMAK LAZIMDIR.

“İŞTE, BU VASIFLARI TAŞIYANLAR, HAKKA UYAN SADIKLARDIR VE BUNLAR TAKVA SAHİPLERİDİR.”[17]

“ALLAH’TAN (CC) KORKANLAR, KENDİLERİNE ŞEYTANDAN BİR VESVESE DOKUNDUĞU ZAMAN, ALLAH’I (CC) VE AZABINI DÜŞÜNÜRLER. BİR DE HEMEN BAKARSIN Kİ, ONLAR DOĞRU YOLU BULUP ŞEYTANIN VESVESESİNİ ATMIŞLARDIR BİLE.”[18]

İBADETLERİN KOLAYLIKLA SEVE SEVE YAPILMASI VE GÜNAH OLAN İŞLERDEN NEFRET EDEREK UZAKLAŞILMASI, ANCAK AHLAK İLMİNİ ÖĞRENİP, BU YOLDA İLERLEMEK İLE MÜMKÜNDÜR. TASAVVUFA (TARİKAT) SARILMAK TASAVVUF İLE ELE GEÇEN BİLGİLERE VE HALLERE KAVUŞMAK İÇİN ÖNCE İMANI VE İTİKATI DÜZELTMEK LAZIMDIR. AHLAK İLMİNİN BİLGİLERİ MÜRŞİD-İ KAMİL, YOL GÖSTEREN, REHBERLİK EDEN YETİŞMİŞ VE YETİŞTİREBİLEN VELİDİR.

EĞER İMANLI OLAN KUL TASAVVUFUN (TARİKAT), NEFSİ BEŞERİ KİRLERDEN VE RUHU TABİİ KİRLERDEN TEMİZLEMEYE BAĞLI OLDUĞUNU, KUR’AN VE HADİS LİSANIYLE DAİMA BUNLARA İŞARET ETTİĞİNİ BİLSE, AYNI ZAMANDA TEZKİYE VE TASFİYEYE DAYANAN SALİH KALBİ İMANI SADIK İLE OLSA, KUR’AN AHLAKINI KOLAY, TABİİ VE TEKELLÜFSÜZ BİR ŞEKİLDE ANLASA, O ZAMAN TASAVVUFUN (TARİKAT) EHEMMİYETİNİ VE KONUSUNUN ULVİYETİ DOLAYISİYLE YÜCELİĞİNİ GERÇEK MANADA ANLAMIŞ OLUR. ÇÜNKÜ TARİKATIN NETİCESİ, ÇEŞİTLİ ZİKİR, ADAB VE EVRAD İLE ÇEŞİTLİ İBADETLERİ BİR NİZAM ALTINDA VE BİR KALIP ÇERÇEVESİ İÇERİSİNDE YÜRÜTMEKTEN İBARETTİR.

TASAVVUFTA ALLAH (CC) HZ.LERİ’Nİ DAİMA HATIRLAMAK, ANMAK (ZİKRETMEK), O’NU (CC) HERŞEYDE GÖRMEK VE TÜM EŞYANIN O’NUNLA (CC) KAİM OLDUĞUNA KESİN OLARAK İNANMIKTIR. EVET! TASAVVUFUN EHEMMİYETİ, KONUSUNUN ÖNEMİNDEN ANLAŞILMAKTADIR Kİ, O DA İHSANDIR. AMELLERİN TÜMÜ İHLÂS İTİKAT DAİRESİNE BAĞLIDIR. İHLÂSTAN İTİKATTAN YOKSUN OLAN AMELİN KURTULUŞU YOKTUR. MUHLİS OLAN İDDİA ETTİĞİ ŞEYE İNANIR VE KENDİNİ BÜTÜNÜYLE O ŞEYE VERİR.

TASAVVUFA (TARİKATA) İNTİSAB EDEN MÜRİDE ZİKRİN HAFİ VEYA CEHRİ OLACAĞINI MÜRŞİDİ TAYİN EDER. MÜRİDİN MAKAMINA VE HALİNE GÖRE VE BİLHASSA MÜBTEDİYE CEHRİ YAPTIRIR. ÇÜNKÜ CEHRİ ZİKİR, KALBDE BİRİKMİŞ GÜNAH KİRLERİNİ KOPARIR, TEMİZLER. RİYA KORKUSU OLMADIĞI TAKDİRDE CEHRİ ZİKİR DAHA İYİDİR. ÇÜNKÜ İŞİTEN İNSANLARA GANİMET OLUR.

ZİKRİN FEYZİ İŞİTEN İNSANLARA ERİŞİR VE ZİKİR SESİNİN ERİŞTİĞİ HER YAŞ VE KURU, KIYAMET GÜNÜ ZAKİR (ZİKREDEN) LEHİNE ŞEHADET EDER.[19] SOFİLER NEFSANİ ARZULARDAN VE ZEVKLERDEN EL ETEK ÇEKERLER. ONLAR ALLAH (CC) HZ.LERİ’NİN VE RESULÜ (SAV) EFENDİMİZ’İN SÖZÜNÜ İŞİTTİKLERİ ZAMAN, TİR TİR TİTREMEYE BAŞLARLAR VE BÜTÜN KALBLERİYLE O SÖZÜ DİNLERLER.[20]

ALLAH (CC) HZ.LERİNİN MUHABBETİ GÖNÜLDE YEŞEREN BİR AĞAÇ GİBİDİR. BU AĞACIN KÖKÜ İNAYETTİR. SUYU ŞERİATA UYMAKTIR. O AĞACA ŞERİAT SUYU VERİLMEZSE KURUR. O AĞACIN BUDAKLAN KİFAYET YAPRAKLARI VELAYETTİR. GÖLGESİ ALLAH (CC) HZ.LERİ İLE ÜNSİYET KURMAKTIR. YEMİŞİ İSE ALLAH (CC) HZ.LERİ’NE ULAŞMAKTIR. İMDİ EY İRŞAD TALEBİNDE BULUNAN AZİZ MÜSLÜMAN! BURAYA KADAR AYET VE HADİS’LERLE AÇIKLAMAYA ÇALIŞTIĞIMIZ TASAVVUF (TARİKAT) YOLLARINI VE VARİDATINI ANLADIN. TARİKAT EDEPLERİNİ VE ŞARTLARINI DA İYİ ÖĞRENDİNSE, HİÇ DURMA, ÂLİM BİR ŞEYHİN HİZMETİNE KENDİNİ VER. ONA HÜRMET VE TAZİM EDEREK MAKSUDUNA ERİŞMEYE ÇALIŞ.

——————————————————————————–

[1] MİFTAHUL KULUB. S.225

[2] EZ-ZÜMER S. A.22

[3] EZ-ZÜMER S. A.18

[4] TA-HA S. A.75

[5] TEĞABÜN S. A.16

[6] EŞ-ŞUARA. S. A.89

[7] EL-EN’AM. S. A.88

[8] TA-HA S. A.82

[9] EN-NAHL. S. A.9

[10] EL-İSRA. S. A.97

[11] EN-NİSA. S. A.167

[12] EL-ARAF. S. A.146

[13] AL-İ İMRAN. S. A.102

[14] EL-MAİDE. S. A.104

[15] EL-MAİDE. S. A.105

[16] EN-NUR. S. A.54

[17] EL-BAKARA. S. A.177

[18] EL-A’RAF. S. A.201

[19] MEŞARIK ŞERHİ

[20] BAK. EZ-ZÜMER S. A.23; EL-HAC S. A.35; EL-BAKARA S. A.46

http://forum.islamiyet.gen.tr/tasavvuf/32701-tasavvuf-tarikat-nedir.html

Tasavvuf ve Tarikat Nedir? kategorisinde yayınlandı. TARİKAT VE TASAVVUF NEDİR? NİÇİN ÖNEMLİDİR?.. için yorumlar kapalı
%d blogcu bunu beğendi: