ZUHRUF SURESİ 36 VE 37. AYETLER VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ:

ZİKRULLAH (ALLAH’I ANMAK )

KUTBÜ’Z-ZAMAN, SULTANÜ’L-ARİFİN ,ŞEYH , EŞ-ŞERİF, ES-SEYYİD MUHAMMED SIDDIK HAŞİMİ HAZRETLERİ SOHBETLERİNDE BUYURDULAR Kİ:

ZİKRULLAH ,KALBLERİN ,GÖZLERİN ,GÖNÜLLERİN,AKILLARIN ,BEDENLERİN VE RUHLARIN NURUDUR, IŞIĞIDIR. ZİKRULLAH KALBE DÜŞEN AŞKTIR. ZİKRULLAH MELEKLER ALEMİNE YOLCULUKDUR .ZİKRULLAH PEYGAMBERLER MECLİSİNE DAHİL OLMAKTIR. ZİKRULLAH EVLİYALAR KERVANINA KATILMAKTIR. ZİKRULLAH HER ŞEYDEN GÜZELİ RAHMAN OLAN RABBİMİZLE SOHBETTİR, O’NUN NUR DAİRESİNE DAHİL OLMAKTIR.

ZUHRUF SURESİ, 36.AYET-i ŞERİFE

VE MEY YA’ŞÜ-KİM ŞUURUNDA OLMAZSA-AN ZİKRİRRAHMANİ-RAHMANI ZİKRETMENİN -NÜKAYYİD LEHU ŞEYTANEN-ONA BİR ŞEYTAN MUSALLAT EDERİZ-FE HÜVE LEHU KARİN-ARTIK O ONUN YAKIN DOSTU OLUR.

EVET RAHMANI ZİKRETMEYİ TERK EDENİN, YAKIN ARKADAŞI ŞEYTAN OLUR. ZİKRULLAH BU KADAR ÖNEMLİDİR. ZİRA BU SÖZ MEVLAMIZIN SÖZÜDÜR.

ZİKRİ TERK EDEN, NURU TERK ETMİŞTİR. NURU(IŞIĞI )OLMAYAN EV NASIL KARANLIKTA İSE, ZİKRULLAH YAPMAYAN BEDEN DE KARANLIKTADIR. ZİKREDEN KİŞİ RAHMANI ZİKRETTİĞİ VE RAHMAN DA ONU ZİKRETTİĞİ İÇİN ZİKREDEN MÜRİDİN DOSTU RAHMANDIR.. RAHMANIN OLDUĞU YERDE IŞIK VARDIR. NUR VARDIR.

ZİKRULLAH ÇEKMENİN ŞUURUNDA OLMAYANIN İSE DOSTU ŞEYTANDIR. ŞEYTANIN OLDUĞU YERDE KARANLIK VARDIR. ŞEYTAN İNSANI DÜNYADA ÇUKURA DÜŞÜRÜR, AHİRETTE İSE KARANLIKLAR DİYARI OLAN NARA (ATEŞE) DÜŞÜRÜR, ZİRA CEHENNEM KARANLIKLAR İÇİNDEDİR.

MUHTEREM VE MUHTEŞEM PEYGAMBER İSA MESİH RUHULLLAH ALEYHİSSELAMULLAH BUYURDU Kİ; KÖR KÖRE YOL GÖSTERMEK İSTERSE, İKİSİ DE ÇUKURA DÜŞER..

ADI ÜSTÜNDE KÖR ŞEYTAN.. SEN DE ZİKRULLAHI TERK EDER, GÖNÜL GÖZÜNÜ KÖR EDERSEN, İKİNİZİN DE AKIBETİ DÜNYADA DA ÇUKUR, AHİRETTE DE ÇUKURDUR…

ZUHRUF SURESİ, 37.AYET-İ ŞERİFE

VE İNNEHÜM-GERÇEKTEN ONLAR(ŞEYTANLAR)-LE YESUDDUNEHÜM-ONLARI ÇIKARIRLAR(ZİKRİ TERK EDENLERİ)-ANİSSEBİLİ-YOLDAN-VE YAHSEBÜNE-ZANNEDERLERKİ-ENNEHÜM-KENDİLERİ-MÜHTEDÜN-DOĞRU YOLDADIRLAR.

ZİKRİ TERK EDENLERE SORSAN, ONLAR DER Kİ, SİZ BİZİM KALBİMİZE BAKIN, BİZİM KALBİMİZ TEMİZ, KİMSENİN NAMUSUNDA DEĞİLİM, YALAN SÖYLEMİYORUM, İÇKİ İÇMİYORUM, KUMAR OYNAMIYORUM, ZİNA ETMİYORUM, SADECE NAMAZI KILMIYORUM VE ZİKRULLAH YAPMIYORUM .

ZATEN HASTALIK BU.. NAMAZ KILMAMAK VE ZİKRULLAHI TERK ETMEK..

SEN ADEM SAFİYYULLAH ALEYHİSSELAMULLAHIN OĞLUSUN, BIRAK ŞU ŞEYTANI, ONUN ADIMLARINI TAKİP ETMEYİ VE ONA DOST OLMAYI..

BU İKİ AYETİ ASLA VE ASLA UNUTMA VE DİĞER KARDEŞLERİNİ İKAZ ET…EVİNİN BAŞ KÖŞESİNE AS VE HER GÜN OKU!..

وَمَنْ يَعْشُ عَنْ ذِكْرِ الرَّحْمنِ نُقَيِّضْ لَهُ شَيْطَانًا فَهُوَ لَهُ قَرينٌ ﴿٣٦﴾ وَاِنَّهُمْ لَيَصُدُّونَهُمْ عَنِ السَّبيلِ وَيَحْسَبُونَ اَنَّهُمْ مُهْتَدُونَ

(36) Ve mey ya’şü an zikrir rahmani

Kim Rahmanın zikrinden göz yumarsa

Nükayyid lehu şeytanen

Biz ona şeytanı musallat ederiz de

fe hüve lehu karin

Artık o onun arkadaşı olur

(37) Ve innehüm le yesuddunehüm anis sebili

Gerçekten şeytanlar, onları yoldan çıkarırlar

ve yahsebune ennehüm mühtedun

Ve onlar da kendilerinin hidayete erdiklerini zannederler

CENAB-I HAK KU’RAN-I MECİD’DE ŞÖYLE BUYURMUŞTUR:

LE ZİKRULLAHİ EKBER-EN BÜYÜK ŞEY ZİKRULLAHTIR

ÜTLÜ MA UHIYE İLEYKE MİNEL KİTABİ VE EKIMIS SALAH İNNES SALATE TENHA ANİL FAHŞAİ VEL MÜNKER VE LEZİKRULLAHİ EKBER VALLAHÜ YA’LEMÜ MA TASNEUN

KİTÂPTAN SANA VAHYEDİLENİ OKU VE NAMAZI DA KIL. ÇÜNKÜ NAMAZ KÖTÜ VE İĞRENÇ ŞEYLERDEN MEN’EDER. ELBETTE ALLAH’I ZİKRETMEK, EN BÜYÜK(İBÂDET)TİR. ALLAH, NE YAPTIĞINIZI BİLİR. (ANKEBÛT: 85/45

FEZKÜRUNI EZKÜRKÜM VEŞKÜRU LI VE LA TEKFÜRUN

ÖYLE İSE BENİ ZİKİR EDİN Kİ, BEN DE SİZİ ANAYIM; BANA ŞÜKREDİN, NANKÖRLÜK ETMEYİN. (BAKARA: 92/152)

BÜTÜN YÜREĞİNLE RABBİNİ ZİKRET!..

VEZKURİSME RABBİKE VE TEBETTEL İLEYHİ TEBTİYLEN.

RABBİNİN ADINI ZİKİR ET VE BÜTÜN GÖNLÜNLE O’NA YÖNEL. (MÜZZEMMİL: 3/8)

BENİ ZİKİR ETMEYENLERDEN YÜZ ÇEVİR!..

FE A’RID AM MEN TEVELLA AN ZİKRİNA VE LEM YURİD İLLEL HAYATED DUNYA

BİZİ ZİKİR ETMEKTEN YÜZ ÇEVİREN VE DÜNYÂ HAYÂTINDAN BAŞKA BİR ŞEY İSTEMEYEN KİMSEDEN YÜZ ÇEVİR. (NECM: 23/29)

GİZLİ GİZLİ RABBİNİ ZİKRET!..

VEZKÜR RABBEKE FI NEFSİKE TEDARDRUAV VE HIYFETEV VE DUNEL CEHRİ MİNEL ĞAFİLIN

RABBİNİ, İÇİNDEN ZİKİR EDEREK VE KORKARAK, YÜKSEK OLMAYAN BİR SESLE SABAH AKŞAM AN, GAFİLLERDEN OLMA! (A’RÂF: 39/205)

NAMAZI BENİ ZİKİR ETMEK İÇİN KIL!..

İNNENI ENALLAHÜ LA İLAHE İLLA ENE FA’BÜDNI VE EKIMIS SALATE Lİ ZİKRI

MUHAKKAK BEN, (EVET) BEN ALLAH’IM, BENDEN BAŞKA TANRI YOKTUR. (YALNIZ) BANA KULLUK ET VE BENİ ZİKİR ETMEK İÇİN NAMAZ KIL. (TÂHÂ: 45/14)

BENİ ZİKRETMEKTE GEVŞEKLİK GÖSTERME!..

İZHEB ENTE VE EHUKE Bİ AYATI VE LA TENİYA FI ZİKRI

BENÎ ZİKİR ETMEKTE GEVŞEKLİK ETMEYİN. (TÂHÂ: 45/42)

ZİKRULLAHI TERK EDEN İÇİN SIKINTILI HAYAT VE AHİRETTE KÖRLÜK VAR

VE MEN A’RADA AN ZİKRI FE İNNEL LEHU MEIYŞETEN DANKEV VE NAHŞÜRUHU YEVMEL KIYAMETİ A’MA

AMA KİM BENİ ZİKİR ETMEKTEN YÜZ ÇEVİRİRSE, ONUN İÇİN DE DAR BİR GEÇİM VAR. KIYAMET GÜNÜ ONU KÖR OLARAK (YÜCE DÎVÂNA) SÜRERİZ. (TÂHÂ: 45/124)

ZİKRULLAHI TERK EDENE İTAAT ETME!..

VASBİR NEFSEKE MEALLEZINE YED’UNE RABBEHÜM BİL ĞADATİ VEL AŞİYYİ YÜRIDUNE VECHEHU VE LA TA’DÜ AYNAKE ANHÜM TÜRIDÜ ZINETEL HAYATİD DÜNYA VE LA TÜTI’ MEN AĞFELNA KALBEHU AN ZİKRİNA VETTEBEA HEVAHÜ VE KANE EMRUHU FÜRUTA

KALBİNİ BİZİ ZİKİR ETMEKTEN ALIKOYDUĞUMUZ, KEYFİNE UYAN VE İŞİ, HEP AŞIRILIK OLAN KİŞİYE İTAAT ETME. (KEHF: 69/28)

GÖNÜLLER ZİKRULLAHLA HUZUR BULUR!..

ELLEZINE AMENU VE TATMEİNÜ KULUBÜHÜM Bİ ZİKRİLLAH E LA Bİ ZİKRİLLAHİ TATMEİNÜL KULUB

ONLAR İNANAN VE ALLAH ‘I ZİKİR ETMEKLE GÖNÜLLERİ HUZUR BULAN KİMSELERDİR. İYİ BİLİN Kİ GÖNÜLLER, ANCAK ALLAH ‘I ANMAKLA HUZUR BULUR. (RA’D: 87/28)

ZİKRULLAHI YAP YER YÜZÜNE RIZIK İÇİN DAĞILIN!..

FEİZA KUDIYETİSSALATU FENTEŞİRU FİYL’ARDI VEBTEĞU MİN FADLİLLAHİ VEZKURULLAHE KESİYREN LE’ALLEKUM TUFLİHUNE.

NAMAZ KILINDIKTAN SONRA YERYÜZÜNE DAĞILIN VE ALLAH IN LÜTFUNDAN (NASİBİNİZİ) ARAYIN. ALLAH’I ÇOK ZİKİR EDİN Kİ BAŞARIYA ERESİNİZ. (CUM’A: 96/10)

SABAH -AKŞAM ZİKRULLAH EDİNİZ!..

YA EYYÜHELLEZINE AMENÜZKÜRULLAHE ZİKRAN KESIRA. VE SEBBİHUHU BÜKRATEV VE ESIYLA

EY İNANANLAR, ALLAH’I ÇOK ZİKİR EDİN. VE O’NU SABAH AKŞAM TESBİH EDİN. (AHZÂB: 97/41-42)

HİÇBİR ŞEY MÜRİDİ ZİKRULLAHDAN ALI KOYMAZ!..

RİCALÜL LA TÜLHIHİM TİCARATÜV VE LA BEY’UN AN ZİKRİLLAHİ VE İKAMİS SALİT VE ITAİZ ZEKATİ YEHAFUNE YEVMEN TETEKALLEBÜ FIHİL KULUBÜ VEL EBSAR

KENDİLERİNİ NE TİCARETİN, NE DE ALIŞVERİŞİN ALLAH’I ZİKİR ETMEKTEN, NAMAZ KILMAKTAN, ZEKÂT VERMEKTEN ALIKOYMADIĞI ERLER. (ONLAR), YÜREKLERİN VE GÖZLERİN (DEHŞETTEN) TERS DÖNECEĞİ GÜNDEN KORKARLAR. (NÛR: 102/37)

HER HALDE ZİKRULLAHA DEVAM!..

FE İZA KADAYTÜMÜS SALATE FEZKÜRULLAHE KIYAMEV VE KUUDEV VE ALA CÜNUBİKÜM FE İZATME’NENTÜM FE EKIYMÜS SALAH İNNES SALATE KANET ALEL MÜ’MİNINE KİTABEM MEVKUTA

NAMAZI BİTİRDİĞİNİZ ZAMAN AYAKTA, OTURARAK VE YANLARINIZ ÜZERİNDE (UZANARAK) ALLAH’I ZİKİR EDİN; GÜVENE KAVUŞTUNUZ MU NAMAZI (TAM) KILIN. ÇÜNKÜ NAMAZ, MÜ’MİNLERE VAKİTLİ OLARAK FARZ KILINMIŞTIR. (NİSA: 98/103)

MALLAR VE ÇOCUKLAR ZİKRULLAHA MANİ OLMAMALI!..

YA EYYUHELLEZİYNE AMENU LA TULHİKUM EMVALUKUM VE LA EVLADUKUM ‘AN ZİKRİLLAHİ VE MEN YEF’AL ZALİKE FEULAİKE HUMULHASİRUNE.

EY İNANANLAR, MALLARINIZ VE ÇOCUKLARINIZ SİZİ ALLAH’I ZİKİR ETMEKTEN ALIKOYMASIN. KİM BUNU YAPARSA İŞTE ONLAR ZİYANA UĞRAYANLARDIR. (MÜNÂFİKÛN: 103/9)

ZİKRULLAHI TERK EDİP HİZBÜŞŞEYTAN (ŞEYTANA DOST) OLMA!..

İSTAHVESE ‘ALEYHİMUŞŞEYTANU FEENSAHUM ZİKRALLAHİ ULAİKE HIZBUŞŞEYTANİ ELA İNNE HIZBEŞŞEYTANİ HUMULHASİRUNE.

ŞEYTÂN ONLARI KUŞATMIŞ (RUHLARINA HÂKİM OLMUŞ) ONLARA ALLAH’I ZİKİR ETMEYİ UNUTTURMUŞTUR. ONLAR ŞEYTÂNIN TARAFTARIDIR. MUHAKKAK Kİ ŞEYTÂNIN TARAFTARLARI KAYBEDECEKTİR. (MÜCÂDELE: 104/19)

EFENDİMİZ, SULTANIMIZ, İKİ CİHAN PADİŞAHI ,HABİBULLAH ALEYHİSSELAMULLAH HAZRETLERİ ZİKRULLAH HAKKINDA ŞÖYLE BUYURMUŞLARDIR:

EBÛ HUREYRE RADİYALLAHU ANH’DAN: (ALLAH RESULÜ SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM BUYURDU:

“ALLAH’IN YERYÜZÜNDE DOLAŞIP ZİKİR MECLİ Sİ ARAYAN MELEKLERİ VARDIR. ALLAH’I ZİKREDEN BİR TOPLULUĞU BULDUKLARI ZAMAN: ‘GELİN, GELİN BULDUK’ DİYE BİRBİRLERİNE SESLENİRLER. SONRA GELİP O MECLİSİN ETRAFINDA OTURURLAR. KANATLA­RINI DÜNYA GÖĞÜNE KADAR GEREREK ORASINI KU ŞATIRLAR. ONLARI EN İYİ BİLEN OLDUĞU HALDE RABLERİ ONLARA SORAR:

‘KULLARIM NE DİYOR?’

‘KULLARIN, SENİ TESBİH EDİYORLAR, TEKBİR GETİRİYORLAR, TAHMİD EDİYORLAR, TEMCÎD (TA’ZÎM) EDİYORLAR.’

‘PEKİ ONLAR BENİ GÖRDÜLER Mİ?’

‘HAYIR. VALLAHİ SENİ GÖRMEDİLER.’

‘YA BENİ GÖRSELER DURUMLARI NASIL OLURDU?’ ‘SENİ GÖRSELER DAHA ÇOK İBADET, DAHA ÇOK TAHMÎD, DAHA ÇOK TEŞBİH EDERLERDİ.’ ‘PEKİ NE İSTİYORLAR?’ ‘SENDEN CENNETİ İSTİYORLAR.’ ‘PEKİ ONLAR CENNETİ GÖRDÜLER Mİ?’ ‘HAYIR VALLAHİ YA RABBİ, ONU GÖRMEDİLER.’ ‘YA ONU GÖRSELERDİ DURUMLARI NİCE OLURDU?’ ‘TABİİ Kİ ONA KARŞI ARZU VE RAĞBETLERİ DAHA DA ÇOK OLURDU.’

‘ONLAR NEDEN SIĞINIYORLAR?’ ‘CEHENNEMDEN SIĞINIYORLAR,’ ‘ONU GÖRDÜLER Mİ?’ ‘HAYIR VALLAHİ ONU GÖRMEDİLER.’ ‘ONU GÖRSELERDİ DURUMLARI NE OLURDU?..’ ‘ONU GÖRSELERDİ ONDAN DAHA ÇOK KORKARLARDI. DAHA ÇOK KAÇARLARDI’ DİYE CEVAP VERİR­LER. BUNUN ÜZERİNE ALLAH ŞÖYLE BUYURUR:

‘SİZİ ŞAHİT GÖSTERİYORUM, BEN ONLARI BAĞIŞ LADIM.’ MELEKLERDEN BİR TANESİ BUNUN ÜZERİNE ŞÖYLE DER: ‘AMA İÇLERİNDE, ZİKİR İÇİN DEĞİL DE SADECE BİR İŞİ İÇİN GELİP OTURAN FALAN KİMSE DE VARDIR.’

‘BÖYLE BİR TOPLULUĞUN ARKADAŞLARI DA KÖTÜ OLAMAZ’ DİYE BUYURUR.”

[BUHÂRÎ VE MÜSLİM]

EBÛ HUREYRE RADİYALLAHU ANH’DAN: (ALLAH RESULÜ SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM BUYURDU:)

“KİM BİR MECLİSTE ALLAH’I ZİKRETMEDEN OTURUP KALKARSA ALLAH’TAN NASİBİNİ ALAMAMIŞ, ALLAH’IN LÜTFUNA NAİL OLAMAMIŞTIR. KİM YATTIĞI YERDE ALLAH’I ZİKRETMEZSE ALLAH’TAN NASİBİNİ ALAMAMIŞ, ALLAH’IN LÜTFUNA NAİL OLAMAMIŞTIR. KİM YÜRÜDÜĞÜ BİR YERDE ALLAH’I ANMAZSA ALLAH’TAN NASİBİNİ ALAMAMIŞ, ALLAH’IN LÜTFUNA NAİL OLAMAMIŞTIR. ”

[EBÛ DÂVUD VETİRMİZÎ.|

EBÛ HUREYRE RADİYALLAHU ANH’DAN: (ALLAH RESULÜ SALLALLALIU ALEYHİ VE SELLEM

BUYURDU:

“HERHANGİ BİR TOPLULUK EĞER OTURDUKLARI MECLİSTEN ALLAH’I ZİKRETMEDEN KALKARLARSA, EŞEK LEŞİ BULUNAN BİR MECLİSTEN KALKMIŞ GİBİ OLUR, KAZANÇLARI DA PİŞMANLIK OLUR.”

[EBÛ DÂVUD.]

ABDULLAH BİN BÜSR RADİYALLAHU ANH’DAN:

“BİR ADAM ALLAH RESULÜ SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM’E ŞÖYLE DEDİ:

‘EY ALLAH’IN RESULÜ! HAYIR KAPILARI ÇOKTUR. HEPSİNİ YAPMAMA İMKAN YOKTUR. BANA TEK BİR ŞEY SÖYLE DE ONU YAPAYIM, ÇOK ŞEY SÖYLE YİP TE UNUTMAYAYIM.’ ŞÖYLE BUYURDU: ‘DİLİN DAİMA ALLAH’ İN ZİKRİ İLE YAŞ KALSIN!'”

[TİRMİZÎ]

EBÛ SAÎD RADİYALLAHU ANH’DAN: “PEYGAMBER SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM’E

SORDULAR: ‘KIYAMET GÜNÜNDE KULLARIN HANGİSİ ALLAH İNDİNDE DAHA KIYMELİVE DAHA YÜKSEK MERTEBELİDİR? ŞÖYLE BUYURDU:

‘ALLAH’I ÇOK ZİKREDENLER.’

DENİLDİ Kİ:

‘EY ALLAH’IN RESULÜ! ALLAH YO LUNDA SAVAŞANDAN DA MI (DAHA KIYMETLİDİR)?’

‘KILICI PARÇALANIP KANA BULANINCAYA KADAR SAVAŞSA DAHİ, ALLAH’I ZİKREDENİN DERECESİ ON DAN ÜSTÜNDÜR’ BUYURDU.” | İKİSİ DE TİRMİZÎ’YE AİT]

EBÛ MÛSÂ RADİYALLAHU ANH’DAN: (ALLAH RESULÜ SULLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM BUYURDU:

“İÇİNDE ALLAH’IN ANILDIĞI EV İLE İÇİNDE AL LAH’IN ZİKREDİLMEDİĞİ EV DİRİ İLE ÖLÜ GİBİDİR.”

(BUHÂRÎVE MÜSLİM.

EBÛ HUREYRE RADİYALLAHU ANH’DAN: “PEYGAMBER SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM MEKKE YOLUNDA YÜRÜYORDU.

CÜMDÂN DENİLEN BİR DAĞA UĞRADI VE ŞÖYLE DEDİ: ‘YÜRÜYÜN BURA SI CÜMDÂN’DIR. MÜFERRİDLER GEÇMİŞTİR.’

‘KİMDİR MÜFERRİDLER, EY ALLAH’IN RESULÜ?’ DİYE SORDUKLARINDA, ŞÖYLE BUYURDU: ‘ONLAR, ALLAH’I ÇOKÇA ZİKREDENLERDİR’.” {MÜSLİM]

TİRMİZÎ’NİN RİVAYETİ: “MÜFERRİDLER NE DEMEKTİR?” DİYE SORDULAR,

ŞÖYLE BUYURDU: “ALLAH’IN ZİKRİNİ KENDİLERİNE ŞİAR EDİNENLERDİR. ZİKİR ONLARIN YÜKLERİNİ VE AĞIRLIKLARINI SIRTLARINDAN ATAR VE KIYAMET GÜNÜNDE ALLAH’IN HUZURUNA HAFİF OLARAK GELİRLER.”

EBÛ HUREYRE RADİYALLAHU ANH’DAN: (ALLAH RESULÜ SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM BUYURDU:

“ALLAH TEÂLA ŞÖYLE BUYURUYOR: ‘BEN KULUMUN ZANNI ÜZEREYİM. BENİ ANDIĞI ZAMAN, BEN ONUNLA BERABERİM. EĞER BENİ KENDİ NEFSİNDE (İÇİNDEN) ANARSA, BEN DE ONU KENDİ NEFSİMDE ANARIM. EĞER BENİ BİR TOPLULUĞUN İÇİNDE ZİKRE DERSE, BEN DE ONU O TOPLULUKTAN DAHA HAYIRLI BİR TOPLULUĞUN İÇİNDE ANARIM. BANA BİR KARIŞ YAKLAŞIRSA BEN ONA BİR ARŞIN YAKLAŞIRIM. BANA BİR ARŞIN YAKLAŞIRSA BEN ONA BİR KULAÇ YAKLA ŞIRIM. BANA YÜRÜYEREK GELİRSE BEN ONA KOŞA RAK GİDERİM’.”

[BUHARÎ, MÜSLİM VE TİRMİZÎ.|

İMÂRE BİN ZA’KERE RADİYALLAHU ANH’ DAN: (ALLAH RESULÜ SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM BUYURDU:

“HAKİKİ KULUM, SAVAŞ ESNASINDA BENİ ZİK REDENDİR.” [TİRMİZÎ]

ENES RADİYALLAHU ANH’DAN: (ALLAH RESULÜ SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM BUYURDU:

“CENNET BAHÇELERİNDEN GEÇTİĞİNİZ ZAMAN FAYDALANIN!”

“NEDİR CENNET BAHÇELERİ?” DİYE SORDULAR; ŞÖYLE BUYURDU:

“ZİKİR HALKASIDIR.” [TİRMİZÎ]

EBÛ ÜMÂME RADİYALLAHU ANH’DAN: (ALLAH RESULÜ SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM BUYURDU:

“KİM YATAĞINA ABDESTLİ OLARAK YATIP UYKU BASINCAYA DEK ALLAH’I ZİKREDERSE, GECENİN HERHANGİ BİR SAATİNDE KALKIP ALLAH’TAN GEREK DÜNYA VE GEREKSE ÂHİRETE AİT NE İSTERSE ALLAH MUTLAKA ONA İSTEDİĞİNİ VERİR.” [TİRMİZÎ]

ÖMER RADİYALLAHU ANH’DAN: PEYGAMBER SALLALLALIU ALEYHİ VE SELLEM NECİD BÖLGESİNE BİR MÜFREZE GÖNDERDİ.

MÜF REZE BİR ÇOK GANİMET ELDE EDEREK DERHAL GERİ DÖNDÜ. MÜFREZEYE KATILMAYAN BİR ADAM HAYRETİNİ İFADE EDEREK: ‘BU MÜFREZEDEN DAHA HIZLI VE DAHA ÇOK GANİMET ELDE EDEN BAŞKA BİR MÜFREZE GÖRMEDİK” DEDİ. BUNUN ÜZERİNE PEY GAMBER SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM: BU MÜFREZEDEN DAHA HIZLI VE DAHA ÇOK GANİMET ELDE EDEN BİR TOPLUMU SİZE BİLDİREYİM Mİ?’ DİYE SORDU VE DEVAMLA: SABAH NAMAZINI KILIP, GÜ NEŞ DOĞUNCAYA KADAR ALLAH’I ZİKREDEN BİR TOPLUM BU MÜFREZEDEN DAHA HIZLI VE DAHA ÇOK GANİMET ELDE EDER.’ BUYURDU. |TÎRMİZÎ]

EBÛ’D-DERDÂ RADİYALLAHU ANH’DAN: (ALLAH RESULÜ SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM BUYURDU:

“ALLAH TEÂLÂ, KIYAMET GÜNÜ YÜZLERİ APAYDINLIK, İNCİ MİNBERLERİ ÜZERİNDE OTURAN VE HERKES TARAFINDAN KENDİLERİNE GIPTA EDİLEN BİR KAVİM GÖNDERECEKTİR Kİ ONLAR, NE PEYGAMBERLERDİR VE NE DE ŞEHİTLERDİR.” HEMEN BİR BEDEVİ DİZLERİ ÜSTÜNE ÇÖKÜP PEYGAMBER SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM’E YALVARDI:

“NE OLUR ONLAN BİZE ANLAT DA BİLELİM!” ŞÖYLE BUYURDU:

“ONLAR, ÇEŞİTLİ KABİLELERDEN, ÇEŞİTLİ ÜLKE LERDEN ALLAH İÇİN BİRBİRLERİNİ SEVİP BİR ARAYA GELEN VE ALLAH’I İHLAS İÇİNDE ZİKREDENLERDİR.”

[TABERÂNÎ, MU’CEMU’L-KEBİR’DE]

İBN MES’ÛD RADİYALLAHU ANH’DAN: (ALLAH RESULÜ SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM BUYURDU:

“İNSANLAR ARASINDA ZİKİR ANAHTARLARI VAR DIR. ONLARDA (ALLAH’IN ZİKRİNİ) GÖRDÜKLERİNDE HEMEN ZİKREDERLER.”

TABERÂNÎ, MU’CEMU’ L-KEBÎR’DE. İSNADINDA ÖMER BİN EL-KÂSIM VARDIR.

SA’D BİN MÂLİK RADİYALLAHU ANH’DAN: (ALLAH RESULÜ SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM BUYURDU:

“EN HAYIRLI ZİKİR HAFİ (GİZLİ) OLAN ZİKİRDİR. EN İYİ RIZIK, KÂFİ GELEN RIZIKTIR.”

(AHMED VE EBÛ YA’LÂ)

MÂLİK RADİYALLAHU ANH’DAN: “BANA PEYGAMBER SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM’İN ŞÖYLE BUYURDUĞU ULAŞTI:

‘GAFİLLER ARASINDA ALLAH’I ZİKREDEN KİŞİ, HARPTEN KAÇANLARIN ARKASINDA SAVAŞAN KİMSE GİBİDİR. GAFİLLER İÇİNDE ALLAH’I HATIRLAYIP ANAN KİŞİ, KURU AĞAÇTA YEŞİL BİR DAL GİBİDİR. GAFİLLER İÇİNDE ALLAH’I ZİKREDEN, KARANLIK EVDEKİ LAMBA GİBİDİR. GAFİLLER İÇİNDE ALLAH’I ZİKREDENE ALLAH, DAHA ÖLMEDEN CENNETTEKİ YERİNİ GÖSTERİR. GAFİLLER İÇİNDE AL LAH’ I ZİKREDEN HER FASİH VE A’CEM SAYISINCA AL LAH ONU BAĞIŞLAR’.” -FASİH: ÂDEMOĞULLARI DE MEKTİR. A’CEM İSE, HAYVANLARDIR- [REZÎN.L

EBÛ’D-DERDÂ RADİYALLAHU ANH’DAN: (ALLAH RESULÜ SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM BUYURDU:

“MELİKİNİZİN (RABBİNİZİN) KATINDA, DERECENİZİ EN YÜKSELTEN, SİZİ EN TEMİZ KILAN, ALTIN, GÜMÜŞ TASADDUK ETMEKTEN DAHA İYİ OLAN, ALLAH YOLUNDA SAVAŞA ÇIKIP DA DÜŞMANLARLA KIYASIYA SAVAŞMAKTAN BİLE DAHA ÜSTÜN OLAN İYİ AME LİNİZİ SİZE BİLDİREYİM Mİ?”

“EVET” DEDİLER.

“İŞTE O, ALLAH’I ZİKRETMEKTİR.” |TİRMİZİ|

MUVATTÂ’DA (EBÛ’D-DERDÂ’NNİ SÖ ZÜ) OLARAK.

EBÛ SAÎD RADİYALLAHU ANH’DAN: (ALLAH RESULÜ SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM BUYURDU:

“(HALK) SİZE DELİDİR DEYİNCEYE KADAR, ALLAH’I ZİKREDİN!”

(AHMED VE EBÛ YA’LÂ)

MUÂZ RADİYALLAHU ANH’DAN: (ALLAH RESULÜ SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM BUYURDU:

“İNSANOĞLU, ALLAH’IN ZİKRİNDEN DAHA İYİ KENDİSİNİ ALLAH’IN AZABINDAN, KURTARAN BİR AMEL İŞLEMEMİŞTİR.” (TİRMİZÎ)

TEVRAT METİNLERİNDE ALLAH AZZE VE CELLEYİ ZİKRETMEK ŞÖYLE ANLATILMAKTADIR

YAS.6: 4 “DİNLE, EY İSRAİL! TANRIMIZ RAB TEK RAB’DİR. 6:4 “TANRIMIZ RAB TEK

RAB’DİR” YA DA “RAB TANRIMIZ’DIR, YALNIZ VE YALNIZ RAB” VEYA “RAB TANRIMIZ’DIR, RAB TEKTİR”.

YAS.6: 5 TANRINIZ RAB’Bİ BÜTÜN YÜREĞİNİZLE, BÜTÜN CANINIZLA, BÜTÜN

GÜCÜNÜZLE SEVECEKSİNİZ.

YAS.6: 6 BUGÜN SİZE VERDİĞİM BU BUYRUKLARI AKLINIZDA TUTUN.

YAS.6: 7 ONLARI ÇOCUKLARINIZA ZİKRETTİRİN ( BENİMSETİN.) EVİNİZDE

OTURURKEN, YOLDAYÜRÜRKEN, YATARKEN, KALKARKEN ZİKREDİN (ONDAN SÖZ EDİN.)

EY ADEMOĞULLARI(PEYGAMBER ÇOCUKLARI)!

ŞEYTANIN ADIMLARINA UYMAYIN. SİZE, DÜŞMAN OLAN ŞEYTANI DOST EDİNİP HİZBUŞ-ŞEYTAN(ŞEYTANIN TARAFTARI) OLMAYIN.

BEN VE ELÇİLERİM MUHAKKAK GALİP GELECEĞİZ AYETİNİN MUHATAPLARI, KALPLERİNE İMAN YAZILI OLANLAR!

ZİKRULLAHTAN AYRILMAYIN..  ALLAH’IN TARAFTARI OLUN.

İSTAHVEZE ALEYHİMUŞ ŞEYTÂNU FE ENSÂHUM ZİKRALLÂH(ZİKRALLÂHİ), ULÂİKE HİZBUŞ ŞEYTÂN(ŞEYTÂNİ), ELÂ İNNE HİZBEŞŞEYTÂNİ HUMUL HÂSİRÛN(HÂSİRÛNE).

ŞEYTAN ONLARI KUŞATTI. BÖYLECE ALLAH’IN ZİKRİNİ ONLARA UNUTTURDU. İŞTE ONLAR, ŞEYTANIN TARAFTARLARIDIR. ŞEYTANIN TARAFTARLARI, GERÇEKTEN HÜSRANDA OLANLAR, ONLAR DEĞİL Mİ?

MÜCADELE SURESİ 19.AYET

KETEBALLÂHU LE AGLİBENNE ENE VE RUSULÎ, İNNALLÂHE KAVİYYUN AZÎZ(AZÎZUN).

ALLAH: “BEN VE ELÇİLERİM MUTLAKA GÂLİP GELECEK.” DİYE YAZDI. MUHAKKAK Kİ ALLAH; KAVÎ’DİR (KUVVETLİDİR), AZÎZ’DİR.

MÜCADELE SURESİ 21.AYET

LÂ TECİDU KAVMEN YÛ’MUNÛNE BİLLÂHİ VEL YEVMİL ÂHÎRİ YUVÂDDÛNE MEN HÂDDALLÂHE VE RESÛLEHU VE LEV KÂNÛ ÂBÂEHUM VE EBNÂEHUM VE İHVÂNEHUM EV AŞÎRETEHUM, ULÂİKE KETEBE FÎ KULÛBİHİMUL ÎMÂNE VE EYYEDEHUM Bİ RÛHİN MİNH(MİNHU), VE YUDHILUHUM CENNÂTİN TECRÎ MİN TAHTİHEL ENHÂRU HÂLİDÎNE FÎHÂ, RADIYALLÂHU ANHUM VE RADÛ ANH(ANHU), ULÂİKE HİZBULLÂH(HİZBULLÂHİ), E LÂ İNNE HİZBULLÂHİ HUMUL MUFLİHÛN(MUFLİHÛNE).

ALLAH’A VE AHİRET GÜNÜNE (ÖLMEDEN ÖNCE ALLAH’A ULAŞMAYA) ÎMÂN EDEN BİR KAVMİ, ALLAH’A VE O’NUN RESÛL’ÜNE KARŞI GELENLERE MUHABBET DUYAR BULAMAZSIN. VE ONLARIN BABALARI, OĞULLARI, KARDEŞLERİ VEYA KENDİ AŞİRETLERİ OLSA BİLE. İŞTE ONLAR Kİ, (ALLAH) ONLARIN KALPLERİNİN İÇİNE ÎMÂNI YAZDI. VE ONLARI, KENDİNDEN BİR RUH İLE DESTEKLEDİ VE ONLARI, ALTINDAN NEHİRLER AKAN CENNETLERE DAHİL EDECEK. ONLAR ORADA EBEDİYYEN KALACAK OLANLARDIR. ALLAH, ONLARDAN RAZI OLDU. VE ONLAR DA O’NDAN (ALLAH’TAN) RAZI OLDULAR. İŞTE ONLAR, ALLAH’IN TARAFTARLARIDIR. GERÇEKTEN ALLAH’IN TARAFTARLARI, ONLAR, FELÂHA ERENLER DEĞİL Mİ?

MÜCADELE SURESİ 22.AYET

BÜTÜN PEYGAMBERLER ALEYHİSSELAMULLAH ZİKRULLAHDAN BAHSETMİŞDİR ONU ANMAK ZİKRETMEK HER ŞEYDİR, ONSUZ OLAN HERŞEY HİÇBİR ŞEYDİR…VESSELAM..

YAZAN: Ekonomist Seyyid Ebul Kasım Saltuk

Reklamlar
Zikrullah (Allah'ı anmak) kategorisinde yayınlandı. ZUHRUF SURESİ 36 VE 37. AYETLER VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ: için yorumlar kapalı

MAHMÛD SÂMİ RAMAZANOĞLU HAZRETLERİ

MAHMÛD SÂMİ RAMAZANOĞLU HAZRETLERİ, NÜFUS KAYITLARINA GÖRE 1892 YILINDA ADANA’DA DÜNYAYA GELDİ. BABASI TARİHTE RAMAZANOĞULLARI DİYE BİLİNEN ÂİLEDEN MÜCTEBÂ BEY, ANNESİ İSE ÜMMÜGÜLSÜM HANIM’DIR. SÂMİ EFENDİ’NİN BÜYÜK CEDDİ ABDÜLHÂDİ BEY’İN TESBİT ETTİĞİ ÂİLE ŞECERESİNE GÖRE, RAMAZANOĞULLARININ ASLEN TÜRKLERİN OĞUZ BOYUNUN ÜÇOKLAR KABİLESİNDEN OLDUĞU VE HZ. HALİD B. VELİD (R. A.) NESLİYLE MÜNÂSEBETTAR BULUNDUĞU ANLAŞILMAKTADIR.

İLK, ORTA VE LİSE TAHSİLİNİ ADANA’DA TAMAMLAYAN SÂMİ EFENDİ, YÜKSEK TAHSİL İÇİN İSTANBUL’A GELDİ DARÛL-FÜNUN HUKUK MEKTEBİNE GİRDİ. HUKUK FAKÜLTESİNİ BİRİNCİLİKLE BİTİRDİKTEN SONRA ASKERLİK HİZMETİNİ ZÂBİT VEKİLİ (YEDEK SUBAY) OLARAK YİNE İSTANBUL’DA YAPTI.

ZÂHİR İLİMLERİNİ DEVRİN ULEMÂ VE MÜDERRİSLERİNDEN TAMAMLAYAN SÂMİ EFENDİ İÇİN SIRA MANEVİ İLİMLERE VE BÂTIN İMÂRINA GELMİŞTİ. FITRAT-I NECÎBESİNİN ŞİDDET-İ MEYLİ SEBEBİYLE TASAVVUF YOLUNA SÜLÛK ETTİ. DEVRİN MEŞHUR NAKŞİ TEKKESİ GÜMÜŞHÂNELİ DERGÂHINDA BİR MÜDDET ERBAÎN VE RİYÂZATLA MEŞGUL OLDUKTAN SONRA ARKADAŞI ESKİ BEŞİKTAŞ MÜFTÜSÜ FUAD EFENDİ’NİN BABASI RÜŞDÜ EFENDİ’NİN DELÂLETİYLE KELÂMÎ DERGÂHI ŞEYHİ VE MECLİS-İ MEŞAYIH REİSİ ERBİLLİ ES’AD EFENDİ’YE İNTİSAB ETTİ. KISA ZAMANDA KESB-İ KEMÂLÂT EYLEYİP SEYR U SÜLÛKUNU İKMALDEN SONRA HİLÂFETLE İRŞÂDA MEZUN OLDU. BİR MÜDDET DAHA MÜRŞİDİNİN YANINDA KALDI VE BİLÂHERE MEMLEKETİ ADANA’YA İRŞÂDA MUVAZZAF OLARAK GÖNDERİLDİ.

MAHMÛD SÂMİ EFENDİ HAZRETLERİ TEKKELERİN KAPATILMASINDAN SONRA MEMLEKETİ ADANA’DA BİR YANDAN CÂMİ-İ KEBİR’DE VAAZ VE HUSÛSİ SOHBETLERİYLE İRŞÂD HİZMETİNİ YÜRÜTÜRKEN, BİR YANDAN DA MAİŞETİNİ TEMİN İÇİN BİR KERESTE TİCÂRETHANESİNİN MUHASEBESİNİ TUTUYORDU. O, BABASINDAN VE ÂİLESİNDEN KENDİSİNE İNTİKAL EDEN BÜYÜK SERVETİ ALMAMIŞ VE “HİÇBİR KİMSE KENDİ KAZANCINDAN DAHA HAYIRLI BİR YİYECEK ASLA YEMEMİŞTİR” (BUHARÎ) HADÎSİ ŞERÎFİ GEREĞİNCE KENDİ EL EMEĞİYLE GEÇİNMEYİ TERCİH ETMİŞTİR. SÛFİLER İÇİNDE BABA MÎRASINI ALMAYANLAR İÇİNDE İLK OLARAK HÂRİS MUHÂSİBİ’Yİ GÖRÜYORUZ. O DA KADERİYE MEZHEBİNE BAĞLI BULUNAN BABASININ MİRASINI ALMAMIŞTI.

ADANA’DA UZUN YILLAR MÜŞTÂK GÖNÜLLERE AŞK-I İLÂHÎ ŞERBETİ SUNARAK HİZMET ETTİ. YAZLARI ADANA’NIN NAMRUN VE KIZILDAĞ YAYLASI İLE BAZAN DA KAYSERİ’NİN TALAS’INDA GEÇİRİRDİ. HAC YOLUNUN AÇILDIĞI 1946 YILINDA İLK DEFA HACCA GİTTİ.

1951 YILINDA İSTANBUL’A GELDİ. İKİ YIL KADAR İSTANBUL’DA KALDIKTAN SONRA 1953 YILINDA HAC MEVSİMİNDE ÖNCE HACCA, DÖNÜŞTE DE ARKADAŞI KONYALI SARAÇ MEHMED EFENDİ’YLE ŞAM’A GELDİ VE ORAYA YERLEŞTİ. BİLÂHERE ÂİLESİ, DAMADI İLE BİRLİKTE YANINA GİTTİ. ANCAK BU ŞAM HİCRETİ DOKUZ AY KADAR SÜRDÜ. DOKUZ AY SONRA TEKRAR İSTANBUL’A GELDİ. İSTANBUL’A BU GELİŞLERİNDE ÖNCE BAYEZİD-LÂLELİ’YE, SONRA DA ERENKÖY’ÜNE YERLEŞTİ. ŞAMDAN İSTANBUL’A BU GELİŞLERİNDE ZEVCELERİ VALİDE HANIM’A “İSTANBUL’A TEKRAR GELDİK. GÖNLÜMÜZ MEDİNE’DE ATIYOR. AHÎR ÖMRÜMÜZDE ORAYA HİCRET ETMEYİ ARZU EDERİZ,” BUYURMUŞLAR.

İSTANBUL’DA BULUNDUĞU YILLARDA DA ADANA’DAKİ GİBİ BİR YANDAN ERENKÖY ZİHNİPAŞA CAMİİNDEKİ VAAZLARI VE HUSÛSİ SOHBETLERİYLE İRŞÂD HİZMETİNİ YÜRÜTÜRKEN DİĞER YANDAN DA TAHTAKALE’DE BİR TİCÂRETHANENİN MUHASEBESİNİ TEDVİRLE MAÎŞETİNİ TEMİN ETMEKTEYDİ. O’ NUN BU VAAZ, İRŞÂD VE SOHBETLERİNDEN CEMİYETİN HER SINIFINDAN, FAKİR, ZENGİN, OKUMUŞ, OKUMAMIŞ, ESNÂF, İŞÇİ, MEMÛR, TÜCCÂR VE FABRİKATÖR BİNLERCE İNSAN İSTİFÂDE EDEREK FEYZ ALMIŞ, İSTİKAMET BULMUŞ VE BÖYLECE ETRAFINDA YEPYENİ BİR NESİL TEŞEKKÜL ETMİŞTİR. İHVANINI MÂNEVİ HİMÂYE KANATLARI ALTINDA TOPLAYARAK ONLARI CEMİYETİN HER TÜRLÜ KÖTÜ CEREYANINDAN KORUMAYA ÇALIŞMIŞTIR.

ÖMRÜNÜN SON YILLARINDA ŞÖHRETİNİN ARTMASI VE DIŞARIDA KENDİSİNE İLTİFATIN NAZAR-I DİKKATİ CELBEDECEK SEVİYEYE ULAŞMASI SEBEBİYLE KÛŞE-İ UZLETE ÇEKİLDİ. İHVANI İLE GEREK DEVLETHANESİNDE VE GEREKSE RAMAZAN’DA HATİMLE KILINAN TERAVİH NAMAZLARINDA GÖRÜŞÜYORDU. BU VESİLE İLE ONLARA İSLÂMÎ DÜSTURLARI MUHAMMEDİ HAKİKATLARI VE NEBEVÎ AHLÂKI ANLATARAK HÂLİYLE, KALİYLE İRŞÂD EDİYORDU.

1979 YILINDA GÖNLÜNDEKİ MUHABBETİ-İ RESÛLULLAH ATEŞİ ONU BELDE-İ TÂHİRE’YE HİCRETE MECBÛR ETTİ. ÇÜNKÜ ONUN SON ARZUSU PEYGAMBER ŞEHRİNDE HAKK’A VARMAKTI. NİTEKİM 1957 SENESİNDE YAKINLARI KENDİLERİNE EYÜP SULTAN’DAN KABİR YERİ ALMAYI TEKLİF ETTİKLERİNDE:

“HERKESİ ARZUSUNA BIRAKSALAR BİZ CENNETÜ’L-BAKİ’Yİ ARZU EDERİZ, BUYURMUŞLARDIR.”

CENAB-I HAK SEVDİĞİ KULUNUN ARZUSUNU KABUL BUYURDU. NİTEKİM İSTANBUL’DA BULUNDUĞU YILLARDA MÜBTELÂ OLDUKLARI AMANSIZ HASTALIK, ORADA DA YAKASINI BIRAKMADI. FAKAT EN ACILI, AĞRILI ZAMANLARINDA BİLE O, HİÇBİR ŞİKAYETTE BULUNMAMIŞ, YÜZÜNDEN TEBESSÜMÜ EKSİK OLMAMIŞTIR. VEFATI 10 CEMAZİYELEVVEL 1404 /12 ŞUBAT 1984 PAZAR GÜNÜ SAAT: 4.30’DA VÂKÎ OLMUŞ VE CENNETÜ’L-BAKİ’YE DEFNOLUNMUŞTUR. RAHMETULLAHİ ALEYH.

VEFATINA ŞU İFADELERLE TARİH DÜŞÜLDÜ. KUTB-İ VÂSILÎN Ü GAVS-I ŞUYÛH-I IZÂMI NÛR-İ HÜDÂ MÜRŞİD-İ MERDÜM-I İHTİRÂMİ BELDE-İ TAHİRE’DE TEVHİDLE DEYÜP ALLAH VASL-I CİNAN EYLEDİ ŞEYH MAHMÛD SÂMİ (1404 H.)

ŞEMAİL VE AHLÂKI

MERHUM RAMAZANOĞLU SÂMİ EFENDİ, UZUNA YAKIN ORTA BOYLU, NAHİF BEDENLİ, BUĞDAY TENLİ, SEYREK SAKALLI, KIVIRCIK SAÇLI, ELA GÖZLÜ MÜCESSEM BİR NÛRİDİ. MEHABETİNDEN YÜZÜNE BAKMAK, HELE GÖZ GÖZE GELMEK KÂBİL OLMAZDI. ETRAFA ZİYÂLAR SAÇAN GÖZLERİNİN İSABET ETTİĞİ VÜCÛD, TİR TİR TİTRERDİ. HATTA O’ NUN NAZARLARINDAN MÜTEESSİR OLUP CEZBEYLE DÜŞÜP BAYILANLAR BİLE OLURDU. TEMİZ VE DÜZGÜN GİYİNİRDİ. SAKALI BİR TUTAMI GEÇMEZDİ. SAÇLARINI YA TAMAMEN KESTİRİR VEYA KULAK MEMESİNE KADAR UZATIRDI. BÜTÜN BUNLAR SÜNNET-İ SENİYYEYE İMTİSÂLLERİNDENDİ.

SÂMİ EFENDİ, ÇOK AZ YER, İÇERDİ. SOHBETLERİNDE SIKÇA AZ YEMENİN FAZİLETİNDEN ÇOK YEMENİN ZARARLARINDAN BAHSEDER BUNU ÂYET, HADİS VE HİKMETLİ SÖZLERLE ANLATIRDI. KENDİSİ SÜNNET ÜZERE GÜNDE İKİ ÖĞÜNDEN FAZLA YEMEZDİ. YEDİĞİ ZAMAN DA YARIM DİLİM EKMEK VE BİR KAÇ LOKMA KATIKLA KİFÂF-I NEFS EDERDİ. İHVANLA BİRLİKTE YENİLDİĞİNDE “İHVANLA YENİLENDE BEREKET VARDIR VE BUNDAN SUÂL OLUNMAYACAKTIR” BUYURARAK FAZLACA YENİLMESİNE MÜSÂADE, HATTA TEŞVİK EDERLERDİ.

AZ UYURLARDI SEHER VAKTİNİ İHYÂ ETMEK EN BÜYÜK ZEVKLERİYDİ. EVİNDE MİSAFİR KALANLAR VEYA KENDİLERİYLE BİR YOLCULUĞA ÇIKANLAR, GECENİN HANGİ SAATİNDE KALKSALAR ONU AYAKTA BULURLARDI. HATTA ONUN ANLAYIŞINA GÖRE YATIP UYUMANIN ADI BİLE İSTİRAHATTI. NİTEKİM BİR DEFASINDA BAĞLILARINDAN BİRİNİN EVİNDE MİSAFİR BULUNDUKLARINDA GECENİN İLERLEYEN SAATLERİNDE HÂNE SAHİBİ KENDİLERİNE:

-EFENDİM ARTIK YATARSANIZ YATAK HAZIRLAYALIM, DER. O:

-YATMANIN ADI İSTİRAHATTIR, BUYURURLAR. BİR MÜDDET SONRA EV SÂHİBİ TEKRAR:

-YATAR MISINIZ? DEYİNCE O YİNE:

-YATMANIN ADI İSTİRAHATTIR. FAKİR İSTİRAHAT EDEYİM, SİZİ DE EKSİK KALAN DERSİNİZİ TAMAMLAYIN, BUYURUR. HÂDİSEYİ ANLATAN ZÂT DİYOR Kİ, “GERÇEKTEN O SABAH DERSİM YARIDA KALMIŞ VE AKŞAMA KADAR DA TAMAMLAMAYA FIRSAT BULAMAMIŞTIM.”

AZ KONUŞURLARDI. KONUŞTUKLARI ZAMAN YA HİKMET SÖYLERLER VEYA NASİHAT EDERLERDİ. DEĞİLSE SUKÛTU İHTİYAR EDERLERDİ. NİTEKİM MERHÛM ALİ YEKTÂ EFENDİ ŞÖYLE DİYOR: “EVLİYÂULLAH’IN TASARRUFLARI YA KAVLEN YA DA HAL İLE OLUR. SÂMİ EFENDİ’NİN TASARRUFU HAL İLEDİR. KELÂMİ DERGÂHININ EN FEYİZLİ GÜNLERİNDE ORAYA DEVAM EDEN PEK ÇOK ULEMÂ VE FUZALÂ VARDI. FAKAT SÂMİ EFENDİ O ZAMAN PEK GENÇ OLMASINA RAĞMEN BUGÜNKÜ GİBİ KÂMİL VE HÂL SÂHİBİ İDİ.”

ALİ YEKTÂ EFENDİ, MÜFTÜLÜĞÜNÜN YANISIRA KELÂMÎ DERGÂHINDA SEYR U SÜLÛKUNU ES’AD EFENDİ’DEN TAMAMLAYARAK HİLÂFET İCÂZETNÂMESİ ALMIŞ BİR ZATTIR. O, BU İCÂZETNÂMESİNİ ÖMRÜ BOYUNCA SAKLAMIŞ VE BİR GÜN TESÂDÜFEN O İCÂZETNÂMEYE MUTTALİ OLAN YAKINLARINA “ONU SAKIN KİMSEYE SÖYLEMEYİN. O VAZİFENİN EHLİ VE SALÂHİYETLİSİ SÂMİ EFENDİ’DİR.” DEMİŞTİ.

EDEB

SÂMİ EFENDİ’NİN BÜTÜN HAYATI EDEB ÇİZGİSİ İÇİNDE GEÇMİŞ, HER AN HADİS-İ ŞERİFDE İFADE BUYRULAN “ALLAH’I GÖRÜYORMUŞÇASINA İBADET ETMEK VE O’ NUN MUŞÂHEDESİ ALTINDA BULUNDUĞU DUYGUSUNA SÂHİB OLMAK” (BUHÂRI, TEFSİR SÛRE, 31) MÂNÂSINA GELEN İHSAN DUYGUSU İÇİNDE YAŞAMIŞTIR. EN CİDDİ İNSANLARIN, EN OTORİTER SİMALARIN BİLE BİR ZAAF VE HAFİFLİKLERİ BULUNABİLİR. FAKAT ONUN HAYATINDA BÖYLE BİR ZAAF VE HAFİFLİK HİÇBİR ZAMAN GÖRÜLMEMİŞTİR. İSTİKAMET VE EDEBİ HER YERDE VE HER AN MUHAFAZA EDEBİLMEK KESKİN KILICIN ÜZERİNDE YÜRÜMEYE BENZER. BU ANCAK KEMÂL EHLİ, TEVFİK-I İLÂHİYE MAZHAR KİMSELERİN KÂRIDIR. ALLAH RASÛLÜ (S.A.) EFENDİMİZ’İN “EMROLUNDUĞUN GİBİ İSTİKAMET ÜZRE OL!” (HÛD, 112) AYETİ BENİ İHTİYARLATTI”

BUYURMASI, BU İŞİN GÜÇLÜĞÜNE EN GÜZEL DELİLDİR.

O’ NUN SOHBETLERİNE DEVAM EDENLER BİLİRLER Kİ, O HİÇBİR ZAMAN AYAK AYAK ÜSTÜNE ATARAK, AYAK UZATARAK VEYA BAĞDAŞ KURARAK OTURMAMIŞTIR. DAİMA DİZÜSTÜ OTURMAYI TERCİH ETMİŞTİR. SOHBETLERİNDE SIK SIK:

EDEB BİR TÂC İMİŞ NÛR-İ HUDÂ’DAN GİY O TÂCI EMÎN OL HER BELÂDAN

BEYTİNİ OKUYARAK EDEBDEN BAHSEDERLERDİ. SOHBETLERDE KUR’ÂN TİLAVETİ ESNASINDA KENDİLERİ KOLTUK KANEPEDE BİLE OLSA HEMEN DİZÜSTÜ OTURUR KUR’ÂN OKUYACAK KİMSE YERDE İSE HEMEN KOLTUK VE SANDALYEYE OTURTULURDU.

BİR GÜN HALEP MEŞÂYIHINDAN MUHAMMED EN-NEBHÂNÎ İSTANBUL’A GELİR. SÂMİ EFENDİ HAZRETLERİ BAZI İHVÂNIYLA KENDİLERİNİ ZİYARETE GİDERLER. NEBHÂNÎ VE ARKADAŞLARI GAYET RAHAT VE SERBEST OTURURKEN SÂMİ EFENDİ VE İHVANI DİZÜSTÜ OTURURLAR. ONLARIN BU HALİNİ GÖREN MUHAMMED NEBHANÎ:

RAHAT OTURUN, DER EFENDİ HAZRETLERİ VE İHVÂNI OTURUŞLARINI DEĞİŞTİRMEDEN:

BİZ BÖYLE DAHA RAHATIZ, DERLER, NEBHÂNÎ DE BU EDEB KARŞISINDA:

EDEB, TÜRKLERDEDİR, DEMEKTEN KENDİNİ ALAMAZ.

KALB-İ SELÎM

SOHBETLERİNDE SIK SIK “O GÜN KALB-İ SELÎM’DEN BAŞKA NE EVLÂD, NE MAL; HİÇBİR ŞEY FAYDA VERMEZ.” (ŞUARÂ SÜRESİ: 88-89) AYETİNİ OKUYARAK KALB-İ SELÎMİ ÎZAH EDERLERDİ. O’NUN TEFSİRİNE GÖRE KALB-İ SELÎM, NE İNCİNEN, NE DE İNCİTEN KALBDİ. “İNCİNMEMEK İNCİTMEMEKTEN DAHA ZORDUR. ÇÜNKÜ İNCİTMEMEK ELDEDİR AMMA İNCİNMEMEK ELDE DEĞİLDİR,” DERLERDİ. VE İLÂVE EDERLERDİ: FAKİR HİÇ KİMSEDEN İNCİNMEM VE KİMSEYİ İNCİTMEMEYE ÇALIŞIRIM.” GERÇEKTEN DE BİR ASRA YAKLAŞAN ÖMRÜ BOYUNCA O’NUN HİÇ KİMSEYİ İNCİTTİĞİ GÖRÜLMEMİŞTİR.

KAPISINA GELEN HERKESİ KABUL EDİP ONLARLA GÖRÜŞMEK ONLARA İLTİFAT VE İKRAMLARDA BULUNMAK ADETLERİYDİ. BİR DEFASINDA ZİYARETİNE GELENLERE BİR YAKÎNİNİN: “EFENDİ’NİN İSTİRAHATA İHTİYACI VAR” DİYE GERİ ÇEVİRMESİNE MUTTALİ OLUNCA:

–         BURASI HAK KAPISIDIR. KİMSE GERİ ÇEVRİLMEZ. HEM DE İHVANIN KÖTÜSÜ OLMAZ, BUYURURLAR.

BU TAVIR, ONUN İNSANA VE MÜSLÜMANA VERDİĞİ DEĞERİN EN GÜZEL İFADESİDİR. TORUNU YAŞINDAKİLERE BİLE HİTAB EDERKEN İSİMLERİNİN SONUNA EFENDİ, BEY SIFATLARINI EKLEYEREK KONUŞMASI AYNI ANLAYIŞTAN KAYNAKLANMAKTADIR. H. SÂMİ EFENDİ, KENDİNİ ALLAH’A VE ALLAH’IN KULLARINA HİZMETE ADAMIŞ BİR HAKK DOSTU İDİ. DAHA SÜLÛKÜNÜN İLK YILLARINDA “YARATILANI YARATAN’INDAN ÖTÜRÜ SEVMEK” ESASINA BAĞLI KALARAK, HİZMETİ SOHBETE, GAYRETİ DE HİMMETE VESİLE BİLEREK ŞEVKLE ÇALIŞIRDI.

NİTEKİM KELÂMÎ DERGÂHI BAĞLILARINDAN CİDE MÜFTÜSÜ H. HÜSEYİN EFENDİ’YE YAPTIĞI HİZMETLER HER TÜRLÜ TAKDİRİN FEVKİNDEDİR. KELAMÎ DERGAHINDA BULUNAN H. HÜSEYİN EFENDİ SON ZAMANLARINDA HASTALANIR. HASTALIĞININ ŞİDDETİ HER GEÇEN GÜN ARTAR. VE NİHAYET MÜFTÜ EFENDİ YATAĞINDAN KALKAMAZ OLUR. MÜRİDÂN BİRER HAFTA NÖBETLEŞE BAKMAYA BAŞLARLAR. HASTALIĞIN ŞİDDETİ DAHA DA ARTIRINCA ACELE AİLESİNE BİR TELGRAF ÇEKİLMESİ KARARLAŞTIRILIR. BU HABERİ DUYAN O ZAMANLAR DERGAHIN EN GENÇ MÜRİDİ BULUNAN SAMİ EFENDİ MÜRŞİDİ ES’AD EFENDİ’YE:

– EFENDİM, MÜSAADE BUYURURSANIZ DA MÜFTÜ EFENDİ’YE BEN BAKSAM VE ÂİLESİNE TELGRAF ÇEKİLMESE, DER. ES’AD EFENDİ DE BU TEKLİFİ MEMNÛNİYETLE KABÛL EDER. H. SAMİ EFENDİ BUNDAN SONRA TAM ON SEKİZ AY MÜFTÜ EFENDİ’YE EN GÜZEL ŞEKİLDE HİZMET EDERLER. GÖRENLER ONUN BU HİZMETİNE İMRENİRLER. MÜFTÜ EFENDİ DE YAŞLI GÖZLERLE:

– ALLAH’IM! BANA NE İHSANDA BULUNMUŞSAN HEPSİNİ SAMİ EFENDİ’YE BAĞIŞLIYORUM, DİYE MÜNACÂTTA BULUNUR. VE ES’AD EFENDİ İLE GÖRÜŞTÜKLERİNDE DE:

SAMİ EFENDİ EVLADIMIZ, BİZE HİZMETTE İNŞALLAH HAKK’IN RIZASINA ERDİ, DİYE TEBŞİRATTA BULUNUR.

ASLINDA HAYLİ ZAMANDAN BERİ DERGAHTAKİ HİZMETLERİN EKSERİSİ BU GENÇ İLMİYELİ DERVİŞ TARAFINDAN GÖRÜLMEKTE İMİŞ MEĞER. GECE HERKES YATAĞINA YATTIĞINDA O, GİZLİCE KALKAR, YAPILACAK HİZMETLERİ İFÂ EDER, HER TARAFI TEMİZLER, SULARI ISITIR VE ÖYLE YATAĞINA YATARMIŞ. NİTEKİM CİDE MÜFTÜSÜ HÜSEYİN EFENDİ, SAĞLIKLI ZAMANLARINDA ERKEN KALKMAYA ÇALIŞIP BU HİZMETLERİN KİMİN TARAFINDAN YAPILDIĞINI ÖĞRENMEK İSTERMİŞ. FAKAT NE MÜMKÜN. BİR SEFER AKŞAMDAN YATMAMAĞA KARAR VEREREK BİR KENARA GİZLENMİŞ. YATAĞINDAN KALKIP BU HİZMETLERİ GÖREN SAMİ EFENDİ TAM ÇÖP TENEKESİNİ ALACAĞI SIRADA HÜSEYİN EFENDİ TENEKEYİ KAPAR VE:

– EVLADIM BU HİZMETİ DE FAKÎRE MÜSAADE BUYUR, DER.

SAMİ EFENDİ NEZAKETLE ALMAK İSTERSE DE HÜSEYİN EFENDİ:

– ALLAH AŞKINA BIRAK DEYİNCE SAMİ EFENDİ DE BU HİZMETİ ONA BIRAKIR.

İRŞAD VAZİFESİYLE MEMLEKETİ ADANA’YA GÖNDERİLDİĞİNDE ORADAN İSTANBUL’A MÜRŞİDİNE HEDİYELER GÖNDERMEK ADETİYDİ. FAKAT O, HEDİYELERİNİN BİZZAT KENDİ ELİNİN EMEĞİ OLMASINA BÜYÜK İTİNA GÖSTERİRDİ. RİVAYETE GÖRE EKİNLER BİÇİLDİKTEN HASAD TOPLANDIKTAN SONRA TARLALARA GİDER, YERLERE DÖKÜLEN BAŞAKLARI TOPLAR, ONLARI GÜZELCE BULGUR YAPAR VE İSTANBUL’A GÖNDERİRDİ. O’NUN BU HÂLİNE MUTTALİ OLAN BABASI:

– OĞLUM, BENİM AMBARLARIM BUĞDAY OLDU. NİÇİN EFENDİ’NE ONLARDAN GÖNDERMİYORSUN? DEDİ. O DA:

– O KAPIYA LÂYIK OLAN EL EMEĞİ, GÖZ NURUDUR, BUYURURLAR.

H. SAMİ EFENDİ HAZRETLERİ KENDİSİNİ SEVENLERİ VE BAĞLILARINI ESKİ KÜLTÜRÜMÜZE VE BÂ-HUSÛS ESKİ HARFLERLE OKUYUP YAZMAYI ÖĞRENMEYE SEVK EDERLERDİ. HATTA BU YÜZDEN SON YILLARA KADAR ESERLERİNİ YENİ HARFLERLE NEŞRE MÜSAADE ETMEMİŞTİ.

AYRICA KENDİLERİ İYİ DERECEDE FRANSIZCA BİLDİKLERİ HALDE BATI KÖKENLİ KELİMELERİN TÜRKÇE’DE KULLANILMASINDAN HOŞLANMAZLAR, BÖYLE FRANSIZCA VEYA LATİNCE ASILLI KELİMELERİ ASLA KULLANMAZLARDI. MESELA İLAÇLARIN İSİMLERİNİ BİLE LATİNCE ADIYLA DEĞİL, KENDİLERİNİN ONA TAKTIKLARI BİR AD VEYA SIFATLA ZİKREDERLERDİ. KIRMIZI HAP, PEMBE ŞURUP GİBİ. BU DAVRANIŞ LİSANDA ÖZENTİ MERAKIYLA BATI KÖKENLİ VEYA UYDURMA KELİME KULLANMAYI İTİYAD EDİNENLERE BİR İBRETTİR.

SOHBETLERİNDE BİR ARA RÛHÛL-BEYAN TEFSİRİNDEN NAKLEN KÖPEĞİN ON HASLETİNDEN ISRARLA BAHSETMİŞLERDİ DE (BK MUSAHABE VI) HAL SAHİBİ BİR İHVAN “BİZ HENÜZ KÖPEĞİN MERTEBESİNE GELEMEDİK” DEMEKTEN KENDİNİ ALAMAMIŞTI. SOHBETLERİNDE NEFS DÜŞMANININ İNSANA KURDUĞU TUZAKLARDAN BAHSEDEN VE İHSANA NEFİSLERİNİN TEHLİKESİNDEN KORUNABİLMEK İÇİN ŞUNLARI TAVSİYE BUYURURLARDI:

1-AÇLIK VE AZ YEMEK, ORUCA DEVAM,

2-AZ UYUMAK VE TEHECCÜDE DEVAM,

3-HUŞÛ İLE İBADET, MÂNÂSINI DÜŞÜNEREK KUR’AN OKUMAK,

4-ZİKR-İ DAİM İÇİNDE BULUNMAK,

5-SALİH VE SADIKLARLA BERABER OLMAK.

SÂMİ EFENDİ, DAİMA HUZÛR-İ İLAHÎDE BULUNDUĞU VE HER NEFESİNİN SON NEFESİ OLABİLECEĞİ DÜŞÜNCESİYLE DAİMA ABDESTLİ BULUNMAYA VE ABDEST ÜSTÜNE ABDEST ALMAYA BÜYÜK İTİNA GÖSTERİRDİ. NİTEKİM ONUN MUHASEBESİNİ TUTTUĞU BİR ZATIN TESBİTİNE GÖRE EFENDİ DEFTERLERİ ABDESTLİ YAZARDI. YAZMA İŞİ BİTİNCE DEFTERLERİ KALDIRIR, ABDEST ALIR, BİRAZ KUR’ÂN OKURDU. AZ SONRA EZAN OKUNUNCA BU SEFER NAMAZ İÇİN TEKRAR ABDEST ALIRLARDI.

ONUN İRŞADDAKİ USÛLÜ NEBEVÎ ÜSLÛPTA İDİ. İNSANLARIN KUSURLARINI YÜZLERİNE VURMAZ, HATALARINDAN DOLAYI ONLARI AZARLAMAZ VE HELE NEFSİ İÇİN HİÇ KIZMAZDI. ONLARA ÖRNEK OLMAK SÛRETİYLE İRŞAD ETMEYİ TERCİH EDERDİ. İRŞADDA EN GEÇERLİ YOL DA BUDUR. ÇÜNKÜ İRŞAD HALKALARI MERKEZDEN MUHİTE DOĞRU YAYILIR. “ÖNCE NEFSİNDEN BAŞLAMAK’ ESASTIR. HİÇ KİMSEYE AÇIKÇA “ŞUNU YAP, ŞUNU YAPMA” DEMEZ, DOLAYISIYLA BUNU İHSAS ETTİRMEYE ÇALIŞIRDI. HİÇ KİMSEYE “BİZDEN DERS AL, BİZİM SOHBETİMİZE KATIL GİBİ EMİRLER VERMEZDİ. HATTA KENDİLERİ DİKKAT ÇEKECEK, FİTNE UYANDIRACAK VE RİYÂYA DÂVETİYE ÇIKARACAK ŞEKLE MÜTEALLİK ŞEYLERDEN HUSÛSİYLE SAKINIRDI.

ANCAK YAKINLARINI HELAL KAZANCA, FAİZE BULAŞMAMAYA TEŞVİK EDERLER, BAZAN BUNU SAMİMİ BULDUKLARINA AÇIKÇA SÖYLERLERDİ. DEĞİLSE DOLAYLI OLARAK İFADE BUYURURLARDI.

ŞÖHRETTEN VE AŞIRI HÜRMETTEN ÇOK RAHATSIZ OLURLARDI. NİTEKİM İSTANBUL TAHTAKALE’DE ÇALIŞTIĞI YILLARDA ÖNCELERİ ÖĞLE VE İKİNDİ NAMAZLARINDA RÜSTEMPAŞA VE MARPUÇÇULAR CAMİLERİNE CEMAATA DEVAM EDERLERDİ. CAMİDE KENDİSİNİ TANIYANLARIN AŞIRI TÂZİM VE HÜRMETİ ONU RAHATSIZ ETMİŞ, BİLÂHARE BU NAMAZLARI YAZIHANEDE KILMAYA BAŞLAMIŞLARDIR. YALNIZ, İHVÂNA;

– SİZ CEMAATA DEVAM EDİN, O ŞEREF VE FAZİLETTEN MAHRUM KALMAYIN, BUYURMUŞLARDIR.

REİSÜ’L-KURRA VE HÂDİMU’L-KUR’ÂN GÖNENLİ MEHMED EFENDİ ONUN HAKKINDA “SÂMİ EFENDİ BU ÜMMETİN EN BÜYÜĞÜ İDİ. BAŞKA NE SÖYLENSE BOŞTUR ” DEMİŞTİ.

ALİ YAKUB HOCA EFENDİ DE:”TAKVA BÂBINDA BÜTÜN EVSÂFIYLA SELEF-İ SALİHİN ZÂHİD VE ÂBİDLERİNİ ANDIRAN BU ZATIN KEMÂLÂT-I MÂNEVİYESİ HAKKINDA SÖZ SÖYLEMEK BİZİM GİBİ NAÇÎZ BİR ABDI ACİZİN KÂRI DEĞİLDİR.” DER.

MÂHİR İZ HOCA EFENDİ, GÖRDÜĞÜ BİR RÜYA ÜZERİNE MUHIBB VE BAĞLILARI ARASINA KATILDIĞI H. SÂMİ EFENDİ HAZRETLERİ HAKKINDA “O HAZRETİ SAMİ’DİR. BİZ DEVRİ PÂDIŞÂHÎDEN BERİ NELER GÖRDÜK, FAKAT BÖYLESİNE TESADÜF ETMEDİK” DİYORDU.

BEKİR HAKİ EFENDİ DE SÂMİ EFENDİ’Yİ SEVİP TAKDİR EDENLERDENDİ VE SÂMİ EFENDİNİN BİR SOHBETİNDEN DÖNERKEN ŞUNLARI SÖYLÜYORDU.

“BU ZENGİNLERİ SAATLERCE DİZ ÜSTÜ SESSİZCE OTURTMAK. BOĞAZDAN GELEN BİR GEMİYİ SARAYBURNU’NDA BAĞLAMAKTAN DAHA ZORDUR. BİZLER BU İŞİ YAPAMAYIZ. BUNU ANCAK SÂMİ EFENDİ YAPABİLİR.”

BEKİR HAKİ EFENDİ BELKİ BUNLARI SÖYLERKEN ES’AD EFENDİ’NİN SÂMİ EFENDİ’YE VERDİĞİ İCAZETNAMEDE ÇİZDİĞİ İRŞAD STRATEJİSİNDEN HABERSİZDİ. ES’AD EFENDİ ŞÖYLE DİYORDU:

İCAZETNAMEDE “NE TİCARET, NE DE ALIŞVERİŞİN ALLAH’IN ZİKRİNDEN ALIKOYAMADIĞI KİMSELER VARDIR.” (NUR, 37) AYETİ CELÎLESİNİN İLAN HÜKÜMLERİNE VAKIF OLAN MUHTEREM İHVANIMIZA ARZ EDEBİLİRİM Kİ, BÂTININI TASFİYE VE NEFSİM TEZKİYEYE TALİB OLANLARIN… SÂMİ EFENDİ’NİN SOHBETLERİNE DEVAM VE AÇIKLAYACAĞI USÛL VE ADABA GÖSTERECEKLERİ GAYRET VE İHTİMAM SAYESİNDE BU İSTEKLERİNE KAVUŞACAKLARDA ŞÜPHE YOKTUR. ” (MEKTUBAT, 134 MEKTUP SH. 361)

Görüştükleri Muhterem İnsanlar, Mahmud Sami Ramazanoğlu k.s. kategorisinde yayınlandı. MAHMÛD SÂMİ RAMAZANOĞLU HAZRETLERİ için yorumlar kapalı

Merâtib-i sülûk (Sülûkun mertebeleri) ve Yüz Mertebe

 

 

 7. Derece HALKTAN VE SAİR ŞEYLERDEN HAKK’A FİRAR ETMEK

ALLAH U TEÂLÂ KUR’AN-I KERİM’DE ŞÖYLE BUYURUYOR: “EY MUHAMMED! SEN ONLARA ŞÖYLE SÖYLE; “ALLAH’A KOŞUN! ŞÜPHESİZ BEN, ALLAH TARAFINDAN SİZLERE GÖNDERİLEN APAÇIK BİR UYARICIYIM.” (ZARİYAT, 50)

ŞEYHU’L-İSLÂM ‘MENÂZİL-Ü ŞÂİRİN’ DE ŞÖYLE BUYURUYOR: “FİRAR, VÜCUDU OLMAYANDAN (HALKTAN) VÜCÛDU BAKÎ OLANA (HAKK’A) KAÇMAKTIR.” BİR KUL SAFAYI KALP İLE ALLAH’A FİRAR ETMEZ İSE VE BUNA MUKABİL HAK TEÂLÂ ONU KENDİ KATINA CEZBETMEK İSTERSE, BUNUN ALÂMETLERİ HALKIN O KİMSEYE BUĞZ VE DÜŞMANLIK GÖSTERMELERİ ŞEKLİNDE TEZAHÜR EDER. BÖYLECE O KİMSENİN KALBİ HALKTAN SOĞUR VE HAKK’A YÖNELİR.

IBN-İ ATA HAZRETLERİ ŞÖYLE BUYURMUŞTUR. “ALLAH U TEÂLÂ BİRİNİ RAHATSIZ ETMEK İSTERSE, ONUN BAŞINA ZOR ŞEYLER MUSALLAT EDER Kİ, TÂ SÜKÛNETE ERSİNLER.” ZİRA HALKLA YETİNMEK VE ONLARIN ARASINDA TATMİN BULMAK HAKK’TAN YÜZ ÇEVİRMEYE VESİLEDİR.

HALKIN SÂLİKE KARŞI BUĞZETMELERİ DE, ONU SEVMELERİ DE AYNIDIR. BU MEYANDA HZ. MEVLÂNÂ SÂLİKLERİ İRŞAD MAKSADIYLA ŞU BEYİTLERİ BUYURDULAR:

 HAKİKATTE DOSTLAR SENİN DÜŞMANLARINDIR.

ÇÜNKÜ ALLAH’TAN SENİ UZAKLAŞTIRIR VE MEŞGUL EDERLER.

EĞER ÂLEMDE HALKIN SANA ŞU CEFASINI BİLSEN,

BU SENCE GİZLİ BİR ALTIN HAZİNESİ SAYILIR.

HALKI SANA KARŞI KÖTÜ HUYLU EDER DE SONUNDA ÇARESİZ KALIR;

HEPSİNDEN YÜZ ÇEVİRİRSİN.

SENDEN YÜZ ÇEVİRDİĞİ İÇİN FERYAD ETME.

KENDİNİ AHMAK VE BİLGİSİZ BİR HALE DÜŞÜRME.

ALLAH’A ŞÜKRET; YOKSULLARA EKMEK VER Kİ ONUN ÇUVALINDA

ESKİMEDİN, YIPRANMADIN.

EBU’L-HASAN ŞÂZELÎ VE ABDÜ’S-SELÂM’IN ÇOĞUNLUKLA ETTİKLERİ DUA ŞU İMİŞ:

“EY ALLAHIM! HALKIN BANA OLAN NEFRETİNİ ARTTIR. VE ONLARIN KALPLERİNİ BENDEN EĞRİLT. TÂKİ YÖNELECEĞİM TEK YOL VE TEK MERCİ SEN OLASIN.”

HZ. ŞEYH FÜTUHÂT’INDA ŞÖYLE BUYURDULAR:

“ALLAH U TEÂLÂ’NIN KUR’AN’INDA ANLATTIĞI ÜZERE HZ. MÛSA[AS] FİRAVUN VE ONA TÂBİ OLANLARA ŞÖYLE DEDİ: “BEN O SUÇU İŞLERKEN CAHİLLERDEN BİRİYDİM. SİZDEN KORKUNCA DA ARANIZDAN KAÇTIM. NİHAYET RABBİM BANA HİKMET LÜTFETTİ VE BENİ PEYGAMBERLERDEN KILDI. ISRAİLOĞULLARINI KÖLELEŞTİRMESİ KARŞISINDA, O BAŞIMA KAKTIĞIN BİR NİMET MİDİR?” (ŞUARA, 20–21–22)

ŞEYH HAZRETLERİ BUYURURLAR Kİ:

“ALLAH U TEÂLÂ MÛSA [AS]‘NIN FİRARINA, RİSÂLET, HÜKÜM VE HİLÂFETİ VERDİ. HALKIN ŞERRİNDEN ÂŞIKLARA İSE; ZEVK-İ HİLÂFETİ, ZEVK-İ VUSLATI VERİR.” AVAMIN FİRARI İSE, EŞYADAN HİDAYETE KAÇIŞTIR. VE ONLARIN DUASI; “ALLAHIM YARATMIŞ OLDUĞUN ŞEYLERİN ŞERRİNDEN SANA SIĞINIRIM.” DUASIDIR. HAVASIN FİRARI İSE SIFATTAN SIFATADIR. ONLARIN DUASI İSE; “ALLAHIM ÖFKENDEN RAHMETİNE SIĞINIRIM. ALLAHIN GAZABINDAN RIZANA SIĞINIRIM” DUASIDIR. ANCAK EHASS-I HAVASSIN DUASI, HÜDÂDAN YİNE HÜDÂYADIR. “ALLAHIM SENDEN SANA SIĞINIRIM” DERLER.

ŞEYHÜ’L-LSLÂM MENÂZİL-Ü ES-SÂİRÎN DE ŞÖYLE DİYOR:

“FİRAR ÜÇ DERECE ÜZEREDİR. BİRİNCİSİ, AVAMIN CEHALETTEN İLME VE ESHAB-I YAKİNE KAÇMASIDIR. VE BUNLARA GÖRE FİRAR, AMEL ETMEK VE İTİKÂDÎ DOĞRULTUDA KARARLILIKLA İBÂDETLERİ DEVAM ETTİRMEKTİR. İNSANIN TABİATINDA BULUNAN TEMBELLİĞİ YENİP SA’YE SARILMASIDIR. HAVASIN FİRARI İSE; SIR OLAN HABERLERDEN ŞÜHÛD ÂLEMİNE GEÇMEK VE GÖRÜNÜŞTEN MUHTEVAYA (USULE) GEÇMEK VE KALABALIKTAN – TECRİD OLARAK YALNIZ KAÇMAKTIR. YANİ ŞERİATİN GÖRÜNÜŞTE VA’Z ETTİĞİ AHKÂM VE USÛLDEN, TARİKATIN BÂTINÎ SIRLARINA DALMAK VE ORADA ALLAH’I MÜŞAHEDEYE ERMEKTİR. BURADAKİ TARÎKİN USÛLÜ ALLAH’IN SIFATLARI VE ONUN TECELLİLERİDİR. EHASS-I HAVAS’IN FİRARINA GELİNCE, BUNLARIN FİRARI, MÂSİVÂDAN HAKK’A FİRAR ETMEKTİR. BU NEVİ FİRAR, İNSANIN KENDİ VÜCUDUNDAN HALÂS OLUP HAKK’A ERİŞMESİDİR. VE HAKK’TA VÜCUD BULMASIDIR. ONDAN SONRA İSE HAKK’A FİRAR ETMEKTEN FİRAR EDERLER. BÖYLECE İNSANİYETTEN TECRİD OLUP HAK’TA FENA BULURLAR.

Yolun Mertebeleri kategorisinde yayınlandı. Merâtib-i sülûk (Sülûkun mertebeleri) ve Yüz Mertebe için yorumlar kapalı
%d blogcu bunu beğendi: