Merâtib-i sülûk (Sülûkun mertebeleri) ve Yüz Mertebe

8. Derece: HALVET

ALLAH U TEÂLÂ (C.C.) DAVUD’A [A.S.] VAHYETTİ: “YÂ DÂVUD BENİM İÇİN BİR EV BOŞALT Kİ ORASI BENİM OLSUN.” KÂŞÂNÎ BU HADİSİ ŞÖYLE TEFSİR ETTİ:

BURADAKİ EVDEN MURAD, DÂVUD(A.S.)’UN KALBİDİR. EVİ BOŞALTMAK İSE, DÂVUD(A.S.)’IN KALBİNİ MÂSİVÂDAN TEMİZLEMESİDİR Kİ ALLAH U AZİMÜŞŞAN ORADA TECELLİ EYLESİN. BİR KİMSE KALB SARAYINI TEMİZLEMEK İSTEYEREK YABANCILARDAN EMİN HALE GETİRMEYE AZMETMİŞSE, O KİMSENİN KALB SARAYININ KAPISINI VE PENCERELERİNİN PERDELERİNİ KAPATMASI LAZIMDIR. BU KAPI VE PENCERELER ONUN BEŞ DUYU ORGANIDIR. BU ORGANLARI HER TÜRLÜ VESVESEYE VE ŞEYTANÎ ŞEYLERE KAPAMAK, KALP SARAYINI TERTEMİZ VE PÂK OLARAK ALLAH’A AÇMAKTIR. TARİKÂTİMİZİN EN AKILLI VE SALİM OLAN KİMSELERİ, HALKTAN KAÇIP HALVETTE TECRÎD OLANLARDIR. BİLHASSA GENÇ SALİKLERİN BU SAYEDE HALKIN ŞEYTANÎ FİTNELERİNDEN HALÂS OLMALARI MÜMKÜN OLACAKTIR.

BU MEVZUA MÜNASİP OLARAK HZ. MEVLÂNÂ ŞÖYLE BUYURMUŞTUR.

AKILLI OLAN KİMSE OTURMAK İÇİN KUYU DİBİNİ SEÇMİŞTİR.

ÇÜNKÜ GÖNÜL SAFALARI HALVETLERDİ.

KUYUNUN KARANLIĞI HALKIN VERDİĞİ KARANLIKLARDAN İYİDİR.

HALKIN AYAĞINI TUTAN, HALKLA KARIŞIP GÖRÜŞEN,

BAŞINI KURTARAMAMIŞ, SELAMETE ERİŞMEMİŞTİR.

HALVET ETMEK SÜNNETTİR. NİTEKİM HZ. RESULULLAH(SAV)EFENDİMİZ BİDAYET HALLERİNDE HİRÂ MAĞARASINA ÇIKARAK PEK ÇOK KERE HALVET YAPMIŞLARDIR. TA Kİ VAHİY GELENE KADAR. BU MEŞHUR VE MÜTEVATİR HABERLERDEN BİRİDİR.

HZ. MEVLÂNÂ BİDAYET HALLERİNDE HALVETE EPEY BİR MÜDDET DEVAM ETMİŞLERDİ. BUNUN BÖYLE OLDUĞU MENÂKIBLARINDA YAZILI OLDUĞU GİBİ HALK ARASINDA DA MEŞHURDUR. ANCAK DAHA SONRA ŞEMS İLE GÖRÜŞTÜKTEN SONRA HALVETTEN ÇIKMIŞ CELVETİ İHTİYAR EYLEMİŞTİR. FAKAT ÇOĞU VAKİTTE YİNE DE HALVETİ TERKETMEMİŞTİR. SELEFİMİZİN DE YOLU BUDUR. TARİKİMİZDE SÂLİKE HALVET YAPMASI ŞARTTIR. ANCAK ÇOĞU HALİFELER HALVETİ TERKEDEREK, CELVETİ İHTİYAR EYLEMİŞLERDİR. VE TARİKATTE BU MİNVAL ÜZERE DEVAM ETMİŞLERDİR. ZİRA HALVETTEN MAKSAT KALBİ, KÖTÜLÜKLERDEN VE YABANCI OLAN ŞEYLERDEN TEMİZLEMEKTİR. VE KALBİ YÂRİN (ALLAH’IN) TAHTGÂHI OLARAK HAZIR TUTMAKTIR. BU İSE MÂSİVÂDAN PERHİZ ETMEKLE VE NEFSİ TERBİYE ETMEKLE MÜMKÜN OLACAK BİRŞEYDİR. HZ. MEVLÂNÂ MESNEVİSİNDE ŞÖYLE BUYURMUŞLARDIR.

AĞYARDAN HALVET ETMEK GEREK, YARDAN DEĞİL.

KÜRK KIŞIN İŞE YARAR, BAHARIN DEĞİL.

HAKİKAT ŞU Kİ HALVET HÂNE OLAN KALBİ, AĞYARDAN (MÂSİVADAN) TEMİZLEMEK VE GÖNLÜ YÂRİN EVİ KILARAK KESRET İÇERİSİNDE VAHDETE ERİŞEBİLMEKTİR. EĞER BİR KİMSE ÖMÜR BOYU HALVETTE OLSA BİLE KALBİNİ MÂSİVADAN TEMİZLEMEDİĞİ MÜDDETÇE ASLA HALVET YAPMIŞ OLAMAZ. AMA BİR KİMSENİN KALBİ MÂSİVADAN TEMİZLENMİŞSE, O KİMSE KESRETTE DE OLSA EHL-İ HALVETTİR.

FÜTUHATTA ZİKREDİLDİĞİNE GÖRE; “İNSANLARDAN BAZILARI HALVET SAHİBİ OLAN BİRİNE ŞÖYLE DEDİLER; RABBİNİN KATINDA HALVETE GİRDİĞİN ANI BİZE ANLAT.” ADAM ŞÖYLE CEVAP VERDİ: BEN SANA BUNU ANLATTIĞIMDA O’NUNLA HALVETTE OLAMIYORUM.” ALLAH U TEÂLÂNIN LİSANINDAN HZ. MEVLÂNÂ ŞU BEYİTLERİ İRÂD EYLEDİLER:

MADEMKİ BİZİM MAHALLEMİZE GELİYORSUN,

GÖNLÜNÜ YABANCILARDAN TAHLİYE ET.

MADEMKİ BİZİM YÜZÜMÜZÜ GÖRMEYE NİYETLENMİŞSİN,

BİZDEN BAŞKASINA BAKMA.

ŞEYH HAZRETLERİ FÜTUHÂT’IN TÂK-İ HALVET KISMINDA ŞÖYLE DEDİ: “VAHDET-İ ZÂTIN KEŞFİ, HALVETİ MENEDER. BU DURUM HALVETTE OLAN İÇİN DE AYNIDIR. EĞER BİR KİMSE HALVET ANINDA OLMADAN, KENDİ BAŞINAYKEN VAHDET-İ ZÂTI MÜŞAHEDE ETSE VE BU MÜŞAHEDEDEN SONRA DA HALVETE GİRSE, BU HAREKETİ ONUN CAHİLLİĞİNE DELİLDİR. ZİRA BU KİMSE ZÂTEN ÂLEM-İ AĞYARDAN VE MÂSİVADAN HALÂS OLMUŞTUR.” İNSAN ZAHİRDE VE BÂTINDA ALLAH’TAN BAŞKA KİMSEYİ GÖRMEYİNCE HALVET ONA MUHAL OLUR. BU KADAR İZÂHDAN SONRA SANA LÂZIM OLAN MÜŞAHEDE SAHİBİ OLMAN VE HALVETİ TERKEDİP CELVETTE KARAR KILMANDIR.

Yolun Mertebeleri kategorisinde yayınlandı. Merâtib-i sülûk (Sülûkun mertebeleri) ve Yüz Mertebe için yorumlar kapalı
%d blogcu bunu beğendi: