ABDÜLKADİR GEYLANİ HAZRETLERİ’NİN GÖNÜLLERİNDEN..

“İLAHİ ARMAĞAN” İSİMLİ ESERLERİNİN, 59. MECLİSİNDEN…

BİR KİŞİYİ SEVMEK, ÖBÜRÜNE DE KIZMAKLA KARŞILAŞIRSAN, NEFSİNE GÖ­RE SEVME VE ONUN ARZUSU İLE KIZMA. BUNLARI YAPARKEN TABİÎ ARZUNLA YAPMA. HER İKİ HÂLİ DE KİTABA -KUR’ÂN’A- VE SÜNNET’E ARZ ET. SEVGİ İŞİNE UYARLARSA SEV; UYMAZLARSA DÖN. YİNE KIZMAK İÇİN UYARLIK GÖSTERİRLERSE, UY; AKSİ HÂLDE HEMEN DÖN. ŞAYET KİTAP VE SÜNNET’TE BİR HÜKÜM BULAMAZSAN, DOĞRU ZÂTLARIN KALBİNE YÖNEL, ONLARA SOR, HÂLİNİ ÖĞREN. ONLARIN KALBİNE MÜRACAAT ET; O KALPLER DOĞRUDUR. KALP İYİ OLURSA, ALLAH’A EN YAKIN OLAN OLUR. KALP, KİTAP VE SÜNNET’LE AMEL EDERSE HAKK’A YAKIN OLUR. YAKIN OLUNCA, İYİLİĞİNE VE KÖTÜLÜĞÜNE OLAN ŞEYLERİ ÖĞRENİR. HAK İÇİN VE ONUN ZÂTINDAN GAYRİ ŞEYLER İÇİN OLANI ÖĞRENİR. HAKK’I BÂTILI BELLER.

İMANLI OLMANIN İLK DERECESİNDE BULUNAN KİMSENİN DAHİ BİR NURU OLUNCA, İMANDA DERECE ALAN VE SIDDÎK MERTEBESİNİ BULAN KİMSE İÇİN NASIL NUR OLMAZ VE O NURLA İYİYİ KÖTÜYÜ NASIL SEÇEMEZ? PEYGAMBER (S.A.V) EFENDİMİZ, İMAN SAHİBİ İÇİN ŞÖYLE BUYURUR: “İMAN SAHİBİNİN FERASETİNDEN (BİR ŞEYİN ÖZÜNÜ KAVRAMASIN­DAN) SAKININIZ; ÇÜNKÜ O, ALLAH’IN NURUYLA BAKAR.”

BU NUR, HAK YAKINLIĞINI BULAN İRFAN SAHİBİNDE BULUNUR. O NURLA, HAKK’A YAKINLIK MERTEBESİNE BAKAR, GÖRÜR. VE KALBİ CİHETİYLE HAKK’A NİCE YAKINLIĞI OLDUĞUNU ANLAR. O İRFAN SAHİBİ, MELEKLERİN, NEBİLERİN RUHLARINI GÖRÜR. DOĞRU KİMSELERİN KALBİ ONA AYAN OLUR. ONLARIN RUHÎ DURUMLARINI SEZER. VE ONLARIN HÂLLERİNİ, MAKAMLARINI BİLİR. BUNLARIN HEPSİ, KALBİN SAFİYETİ VE HAK TARAFINDAN VERİLEN, SÜVEYDA -SİYAHÇIK- TÂBİR EDİLEN BİR NOKTADAN İBARET KANLA OLUR. O İRFAN SAHİBİ YARATAN’I İLE SONSUZ BİR FERAH İÇİNDEDİR. O İRFAN SAHİBİ, BİR VASITA OLUR, HAK’TAN ALIR, HALKA DAĞITIR.

İMAN VE İRFAN SAHİPLERİNDEN BİR KISIM VARDIR, KALPLERİ HİKMET DERYASIDIR; DİLLERİ ONU HALKA AKTARIR. ONLARDAN BİR ZÜMRE VARDIR, KALP­LERİ İLİM HAZİNESİDİR, DİLLERİ PELTEK OLUR, HALKA LAF EDEMEZ.

MÜNAFIĞIN BÜTÜN BİLGİSİ DİLİNDEDİR; KALBİ PELTEK OLUR, BİR ŞEY Dİ­YEMEZ. İŞTE BU YÜZDENDİR Kİ, PEYGAMBER (S.A.V) EFENDİMİZ ŞÖYLE BU­YURUR: “ÜMMETİM İÇİN EN KORKTUĞUM ŞEY, DİLİ BİLGİN, İÇİ BOZUK (MÜ­NAFIK) OLMAKTIR.”

HİÇBİR ŞEY SENİ ALDATMASIN. ALLAH, DİLEDİĞİ İŞİ YAPAR. O’NUN YAPA­CAĞI İŞE BAK VE HÂLİNE AĞLA. BAZI SÂLİH KİMSELERDEN NAKLOLUNDUĞUNA GÖRE; BİR SÂLİH KİŞİ ARKADAŞINI ZİYARETE GİTMİŞ VE ŞÖYLE DEMİŞ: “KARDEŞ, YAKLAŞ DA HÂLİMİZE AĞLAYALIM. HAK BİZİM İÇİN NELER DÜŞÜNÜYOR VE NELER BİLİYORUZ?”

BU, İRFAN SAHİBİ BİR ZÂT TARAFINDAN ANLATILMIŞTIR.

İRFAN SAHİBİ BİR ZÂTIN HÂLİNİ ANLATIRKEN BİR ARİF DE, ŞÖYLE DER: BİRİ VARDI. PEYGAMBER (S.A.V) EFENDİMİZ’İN ŞU HADÎS-İ ŞERİFİNİ OKUR, AĞLARDI: “SİZDEN BİRİNİZ CENNET EHLİNİN YAPTIĞI İŞİ YAPAR. CENNETLE ARA­SINDA YARIM KOL KALIR, ŞEKAVET HÂLİ YETİŞİR; ONU CEHENNEM EHLİ EDER. VE SİZDEN BİRİNİZ, CEHENNEM EHLİ İŞİNİ YAPAR, SAADET HÂLİ YETİŞİR, BU­LUNDUĞU HÂLDEN ONU KURTARIR, CENNET EHLİ EYLER.”

BAZI SÂLİH KULLARA ŞÖYLE BİR SORU VAKİ OLDU:

“RABB’İNİ GÖREBİLİYOR MUSUN?” BUNA KARŞILIK O DA ŞU CEVABI VERDİ:

“GÖRMESEM YERİMDE DURAMAM.” SONRA BİRİ:

“ONU NASIL GÖRÜYORSUN?” DİYE SORDU. CEVAP OLARAK ŞUNU DEDİ:

“KUL HALKI KALBİNDEN ATAR, HAKK’IN ZÂTINDAN GAYRİ ŞEY KALMAZ­SA DİLEDİĞİ GİBİ O’NA YAKIN OLUR. BAŞKALARI ZAHİR GÖZÜ İLE NASIL GÖRÜYORSA, O DA BÂTIN GÖZÜN İLE ÖY­LESİNE GÖRÜR. PEYGAMBER (S.A.V) EFENDİMİZ Mİ’RAC GECESİ ONU NASIL GÖRDÜYSE O DA ÖYLE GÖRÜR. BİR KUL UYKUDA KENDİNİ NASIL GÖRÜP KONUŞU­YORSA O KUL DA YARATAN’INI ÖYLE GÖREBİLİR. O KULUN KALBİ AYIK OLARAK. KELÂM SIFATI TECELLİSİNE ERER VE KONUŞUR. O KUL VARLIK GÖZÜNÜ KAPATIN­CA AYNEN O’NU GÖRÜR. BU GÖRÜŞ ŞÜPHEDEN BERİDİR, ZAHİRDE NASIL GÖRÜLÜRSE KALP ÂLEMİ İLE DE AYNI GÖRÜLÜR”

“KUL O’NU GÖRÜR” SÖZÜNE BİR BAŞKA MÂNA DA VERİLEBİLİR. ŞÖYLE Kİ: “O’NUN YAKINLIĞINA ERER; SIFAT TECELLİSİNE MAZHAR OLUR; KERA­METİNİ, FAZLINI, İHSANINI, LÜTFUNU GÖRÜR. O’NUN İYİLİĞİNİ VE VARLIKTA ÇOK
OLDUĞUNU GÖRÜR.” MÂNALARI DA VERİLEBİLİR.

BİR KUL, MARİFET ÂLEMİNDE HAKİKATİ BULUNCA, HAKK’A İTHAM YOLLU GÖRÜR VEYA GÖREMEZ BABINDAN LAFLAR SARF EDEMEZ. BANA VER, ŞUNA VER­ME, GİBİ LAFLAR SÖYLEYEMEZ. O KUL, VARLIĞINDAN FÂNİ VE HAKK’IN ZÂTINDA MÜSTAĞRAK OLUR. BU SEBEPLE, ANLATILAN MAKAMA EREN BİRİ ŞÖYLE DEMİŞ: “İSTEK BENİM NEME? BEN, O’NUN KÖLESİYİM. BİR KÖLE İÇİN EFEN­DİSİNE ARZUSU NE OLABİLİR Kİ?”

BİRİ, KÖLE ALDI. O KÖLE DİN EHLİ VE SÂLİH BİR KİŞİ İDİ. EVE GÖTÜRÜNCE EFENDİ İLE KÖLESİ ARASINDA ŞU KONUŞMA GEÇTİ:

“HANGİ YEMEKLERİ İSTERSİN?”

“HANGİSİNİ YEDİRMEK İSTERSEN!”

“HANGİ ELBİSELERİ GİYMEK DİLERSİN?”

“HANGİSİNİ GİYDİRMEYİ ARZU EDERSEN!”

“EVİMİN NERESİNDE KALMAYI ARZULARSIN?”

“NEREDE OTURMAMI UYGUN BULURSAN!”

“NE GİBİ İŞLERİ GÖRMEYİ ARZU EDERSİN?”

“NEYİ YAPMAMI DİLERSEN?” EFENDİ AĞLAMAYA BAŞLAYARAK:

“BEN DE EFENDİME, RABB’İME KARŞI SENİN GİBİ OLSAYDIM, SAADETİ BULURDUM.” DEDİ.

BUNUN ÜZERİNE KÖLE DEDİ Kİ:

“EFENDİM, BİR KULA, SAHİBİNİN EMRİ DIŞINDA BİR İSTEK VE TALEPTE BULUNMAK YAKIŞIR MI?”

EFENDİ DÜŞÜNDÜ VE:

“SENİ ALLAH İÇİN AZAT EDİYORUM.” DEYİP ONU AZAT ETTİ.

HER KİMİN Kİ, KALBİ İRFAN DUYGUSUYLA DOLAR, ONUN İÇİN İRADE, İSTEK VE DİLEK KALMAZ. VE O ŞÖYLE DER: “İSTEK SAHİBİ OLMAK NEME GEREK?”

İlahi Armağan kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , , , , . ABDÜLKADİR GEYLANİ HAZRETLERİ’NİN GÖNÜLLERİNDEN.. için yorumlar kapalı
%d blogcu bunu beğendi: