Tasavvufta Konuşmak

           

Tasavvuf kültüründe konuşmak çok şeydir. Kul İle Allah arasında irtibatı sağlayan kelamdır. Sözlerin gücünü etkili kılmak için künhüne( esasına) varmak lazım. Vücut dili ile konuşmak en etkili olandır. Ariflere işaret kâfidir. İman edipte İslam elbisesini giyenler, peygamberimizin sünnetine sarılanlar arif olurlar. İrfan: Allahın senden istediklerinin bilinip anlaşılması demektir. Kendini tanıyıp kurbiyyete (Allah’a yakınlık) mazhar olanlar kemiyeti (sayının çokluğunu değil) değil keyfiyeti (kaliteyi) artıranlar kazananlardır.

Arifle, âlim arasındaki fark âlim işaret eden ele bakarken arif işaret edilen yöne bakar. Ariften zuhur eden hallere keramet,  fevkalade haller denir. Arif, ilmi sahibinden yani baki olan Allahtan alır. Âlim ise cehaletini izale eden ölümlüden yani faniden alandır

Her an bir tecelli var gören görür /     Her an sessizlik konuşur duyanlar duyar.

Söz sahibinin ağzından çıkıp ta cümleler muhatabının zihninden içeri bir yol bulduğunda beklenen tesir gerçekleşir.

İslam tarihine baktığımız zaman görürüz ki; gözü ama olandan peygamber gelmiştir. Fakat sağır ve dilsizden peygamber olmamıştır. Çünkü Allah’ın emirleri sözle tebliğ edilir. Her peygamber içinde bulunduğu toplumun dilini konuşmuştur. Tasavvufi bir uslup ile diyelim ki; Kemale giden yol kelam ile başlamıştır. Rab ismine baktığımız zaman “eğiten ve öğreten” sıfatı olduğunu görürüz.

Hikmetli sözler ölmezler. Çünkü Allah’ın kelam sıfatından tecelli alırlar. Zamana mekâna göre değişmez hep diri kalırlar. Tasavvuf şairlerinin sözleri harfsiz ve sessiz ( bila savt vela huruf)  bir hikmetle sahibi tarafından gönüllerine doğar. Onların dillerinden de erbabının gönüllerine sunulur.

Taptuk’un tabusunda kul oldum kapusunda/ Miskin Yunus çiğ idik, piştik elhamdülillah (Yunus Emre) 

Sözün tesiri

Yeryüzüne ilahi âlemden yönelmiş ruhların tekrar ilahi âleme yönelmesi için tasavvuf ilminin sanatlarına ihtiyaç vardır. Bu âlem Allahın güzel isimlerinin tecelligahıdır. Her varlık dil olurda Allah’ı (cc) anlatırlar. Hal ehli için Allah sevgisinin değişik dalga boylarında tecellileri olur.

Gözyaşının yıkadığı gönlü hiçbir şey kirletemez. Yeteneklerimize uygun helal yollardan Tasavvuf ilmini öğrenip hayatımıza hâkim kılmaya gayret edenlerdeniz. İç dünyamızı aydınlatmak ve ruhumuzu gıdalandırmak üzere derin ve samimi sohbetlerle muhabbet etmek durumundayız. Zira bedenimiz gıda ile ruhumuz gına ile beslenir. Her şey kitaplara yazılsaydı her şeyin sahtesi kolay olurdu. Bazı özel şeyler sohbetlerle akıp gelmiştir.

Tasavvuf ta satırda değil sadırda olmalıdır.  Sadece okumakla olmaz. Sahibinin ağzından çıkıp muhatabının gönlünde pişmesi lazımdır. Hoş söz hikmettir. Günümüzde çok yaygın olarak kullanılan tolerans Frenkçedir. Güzel Türkçemizde karşılığı hoşgörüdür. Hoş nedir? Kimin tarifine göre: Allah ve Rasulullah’ın hoş dedikleri hoştur. Demedikleri hoş değildir.

Söz herkese farklı söylenir

Söze dikkat etmek lazım… Ulemaya söylenecek söz cahile söylenecek olursa söze hakaret olur. Cühelaya söylenecek söz ulemaya söylenecek olursa ulemaya hakaret olur.

Kişi tasavvufta Fahri âleme uydukça Mülhid, fahri âlemden aldıklarını başka kişilere anlattıkça da Mürşid olur. Çünkü insanın terbiyesi yine kendi cinsinden bir İnsan-ı Kâmil ile mümkündür. İnsan-ı Kamil halifetullahtır. Söz kendinden değildir. Allahın istediğini yapan ve söyleyenlerdir. İnsan kelimesi hem nisyan hem de ünsiyet kökünden gelir.

Hayat-ı Şerifleri kategorisinde yayınlandı. Tasavvufta Konuşmak için yorumlar kapalı
%d blogcu bunu beğendi: