İmam Şarani “35. Ahid”

Otuzbeşinci Ahid
İmamlığın şartları, halkın isteğine uyarak

imamlık etmek ve hutbe okumak
Sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in bizlere olan emir ve vasiyetlerinden biri de; – sert tabiatlı fakih ve tasavvufçularda görüldüğü gibi imamlık yapmaya alışkanlığımız yoktur demeden- bizde ki şartlar imamlık yapmaya uygun olduğu takdirde, topluluğun isteğine uyarak, halka hutbede bulunmamız ve imamlık yapmamızdır.
Şer’i mazeretimiz olmadan hutbe ve halka imamlık yapmadan
kaçınmayalım. Zira Hak Taala bizlere dinimizin şeairini yerine getirmemizi emir buyurmuşlardır. Allah ehli fakih kişiler güzel bir hutbe hazırlamalı, bunun adab, ekran ve ahkamın şartlarına uygun olmasına dikkat etmeli ve yanında bulundurmalıdır. Buna ihtiyaç duyunca, yani mescid veya cami imam ve hatibi herhangi bir sebep veya mazeretten orada bulunmadığı takdirde veya Fas memleketlerinde olduğu gibi halktan bazı kimseler bugün bize yalandan başkası hutbe okumayacak diye
talak’a (1)
(1) Ailesinin boş düşeceğine olan yemindir.
yemin ettiklerinde, hutbesi cebinde hazır olan kişi, böyle durumlarda namaz kıldırıp hutbe okuyabilmelidir. Şunu da bil ki, cemaatın sehvini ve namazlarındaki noksanlıklarını yüklenmek istemediği cihetle imametten sarfınazar edenler
bu mecburiyetle yükümlü değillerdir. Çünkü onların bu işten kaçınmaları fıtri hayâ’ya değil de, ihtiyat-ı nefse müstenittir.
Günün birinde Allah’ın rahmeti üzerine olsun, Şeyh Celâleddin Suyuti
Hazretleri öğle namazını kılarken, adamın birinin gelip şeyhin arkasında namaza durduğunu görmüştüm. Şeyh selamdan sonra
o kişiye “Sakın bir daha arkamda namaza kılma! Kendi namazımın
eksiklerini yüklenmekten acizim, başkasının namazındaki noksanlıklarını nasıl yükleyebilirim” buyurmuşlardı. O kişi şeyhe şöyle cevap
vermişti: «Size, cemaat faziletini kazandırmak için uymuştum». Şeyh bu söze karşılık “Senin namazındaki eksiklikleri taşımamayı cemaat olup sevap kazandırmama tercih ederim. dedi, (Evet) her makamın (ayrı ayrı tabiatta) kişileri vardır,
İmam Ahmed, Ebu Davud, İbn Mace ve Hakim de sahih
la, İbn Hüzeyme, İbn Hibban «Sahih»lerinde hadisi rivayet ederler. Matin, Imam Ahmed’e aittir; “Herhangi bir kimse bir topluluğa
imamlık yapar, namazı eksiksiz onun da namazı tamamdır, cemaatın da. İmameti eksik yaptığı takdirde, cemaatin namazı
tamamdır, imama da günah vardır”,
Taberâni’nin rivayet ettiği bir hadiste, “Bir topluğa, imamlık
yapan kişi Allah’tan sakınsın ve sorumluluklarını yüklendiği kişilerden mesul olduğunu bilsin. Eğer cemaatın namazını kusursuz tamamlarsa, arkasında namaz kılanların ecir ve sevabı onların sevaplarından hiçbir şey kesilmeksizin kendisine yazılmış olur. Şayet bu ödevde
bir kusur ve eksiklik yaparsa, günahı yalnız kendisine yazılmış olur» buyurulmuştur.
Ben derim ki: «Salat-i tamme ile salat-i kamile» arasında şu farklar
vardır: Tam kılınan namaz, bütün erkan ve şartları içinde toplayarak eksiksiz yapılan namazdır. Kemal ile kılınan namaza gelince,
tam namazdan farkı; huzur ve huşu gibi kalbi amellerde olmasıdır. Sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in hadisindeki -Allah’tan sakınılmalıdır» ifadesinden maksat, kendinden daha üstün basamakta bulunan kimse varsa, alt basamaktaki kişiye imamet yapmak
düşmez. Şayet bunu bildiği halde bu ödevi yaparsa, o vakit küçük
ve mekruh bir suç işlemiş veya evla olanın aksini yapmış olur,
İmam Ahmed ve Tirmizi de hadisün-hasenün kaydıyla şu hadisi
rivayet ederler: Efendimiz sallalahu aleyhi ve sellem, «Üç kişiyi
Misk tepelerinde görüyorum” buyurur ve bu üç kişinin birisinin de
bir kavmin rızasıyla kendilerine imamlık yapan kişi olduğunu bildirir.
Ve yine Taberân”nin rivayet ettiği bir hadiste sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, “Kıyamet gününün dehşeti içinde
üç zümrenin korkmadığı ve hesap vermediği görülür. Bunlar Misk
tepelerinde Mahşer halkının hesabı görülünceye kadar otururlar.
Bunlardan biri, Hak Taâlâ’nın cemalini görmek maksadıyla Kur’an
okuyanlar, ikincisi de bir topluluğun rızasıyla imamlık yapanlardır”
buyurmuşlardır. Allah Rasülü üçüncü zumreyi açıklamamışlardır
(Allah Subhanehu ve Taala daha bilír),

Reklamlar
....... kategorisinde yayınlandı. İmam Şarani “35. Ahid” için yorumlar kapalı
%d blogcu bunu beğendi: