uykusuzluğu tedavi etmek

uykusuzluğu tedavi etmek
Sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in bizlerden yapmamızı istediği hususlardan biri de, şudur: Vücudumuza arız olan bazı hastalıklardan veya hırsız korkusu yüzünden bizlerde uykusuzluk baş
gösterirse, bu gibi hastalıklardan şifa bulmak için doktorlara baş vurmadan önce, ilahi zikirlerle kendimizi tedavi etmemizdir.
Ben bu gibi korku yüzünden hastalananların, bazı kişiler tarafindan altın madeninin ateşte kızdırılarak suda söndürüldüğünü ve
bu suyun içirilerek tedavi edildiğini gözlerimle gördün.
Ey kardeşim! Şunu bil ki, uykusuzluk uzun süren bir hastalığın
kişi üzerinde bıraktığı izlerdir. Bu da dimağda bulunan koruyucu yağ
ve rutubetin kurumasıdır. Bu hal insanda
öyle uykusuzluklara sebep olur ki; kişi uykusuzluk yüzünden ölümü dahi istemeye başlar. Böyle bir hastalığa tutulanlar yukarıda anlattığım gibi önce doktora gitmeyip Allah’ı anarak şifa talep etmeli, kendi nefsine telkinde bulunarak maneviyatını güçlendirmeli ve «Allah’a hamd ü senalar olsun
ki bana uykusuzluğu bağışladı» diye hamdetmemelidir. Tedavi yollarını araştırmalıdır. Çünkü tedavi hamde zıt değildir. Bu şekildeki ruhi tedavi ilahi takdire aykırı bir hareket değildir. Bütün gecelerini
uykusuzlukla geçiren kişinin ibadet yönünden Hak Taala’ya tam olarak yönelmesi şiddetli bir arzu ve istekle olmayacağı gibi, yapacağı
ibadetlerde gevşek ve isteksiz davranacağı cihetle kişinin bu hastalığını kesinlikle tedavi etmesi lüzumu ortaya çıkmış olur.
Allah’ın rahmeti üzerine olsun hocam Aliyyü’l-Havvas’ın şöyle
konuştuğunu duymuştum: «Kişinin uykuda geçirdiği korku, yakaza
halindeyken Allah’tan gafil olmasından ve halktan korkmasındandır. Hak Taala’yı fazlaca anan kişi herkese karşı yakınlık ve ünsiyet
duyduğu gibi, çevresinde konuşan veya susan her şey de ona yakınlık ve ünsiyet gösterir».
Ey kardeşim! Bu sebeple, yani Allah’tan gayrı bir kimseden
korkmamak için kalb aynanı parlatıp cilalamalısın. Aksi halde cin
ve ins yönünden musallat olan korku hiçbir zaman seni bırakmayacağı gibi, ne sen onlara ve ne de onlar sana bir yakınlık ve ünsiyet duyarlar.
Bir zamanlar evimde cinlerden bir kadın ederdi. Bu kadın bana yaklaştığı vakit, vücudumda bulunan kıllarımın herbiri dikilip kalkardı. Bu durumu hissedince oturup Allah’ı anmaya başlardım ve hemen benden uzaklaşırdı. Ben hiçbir zaman ondan çekinip
korkmadım. Aksine olarak karanlıkta yolumu kestiği ve bana göründüğü zaman ona: «Selamün aleyküm» diyerek geçip giderdim.
Bu hal bende öyle bir durum yarattı ki, ondan artık korkmadığım
gibi, hatırıma geldikçe de nefret dahi duymaz oldum. Şu kadar var
ki, insan tabiatı cinlerden nefret eder.
Kıtlık ve pahalılığın sürdüğü bir zamanda evime cinlerden bir
cemaat yerleşmiş idi. Onlara: «Ey cinler! Bu yemeklerden ve ekmeklerden güzel güzel yiyiniz, yalnız müslüman kardeşlerinize bir zarar vermeyiniz» derdim. Onların da bana: «Başüstüne buyruklarınızı
dinleyip itaat edeceğimizi bildiririz» dediklerini duyardım.
Cinlerden biri diğer bir kerresinde evime musallat olarak bir keçi kalığında geceleri gelir, kandili söndürür, evin içinde gürültü ile
dolaşmaya başlardı. Bu halden ev halkı korkuya düşmüşlerdi. Bu
korkuyu kaldırmak için bir gece sedirin altına pusu kurarak bekledim, tam önümden geçerken elimle bir ayağını yakaladım. Bağırmaya ve yardım istemeye başlamıştı. Ona: «Buraya gelmeye tevbe eder
misin, etmez misin?» dedim. «Evet, ederim» dedi. Buna rağmen
ayağını avucumda sıkı tutuyordum. Ayak inceldi, inceldi, bir kıl inceliğini aldıktan sonra avucumdan çekilip gitti. Bu olaydan sonra o
ecinni evime uğramaz olmuştu.
Ve yine bir gün birinin Kahire’de Hakimi körfezindeki evinde
misafiri bulunuyordum. Gece, ev sahibi beni yatmak üzere yalnızca
bir odaya bırakıp, kapıyı da kapayıp gitmişti. Geceleyin cinlerden bir
topluluk odama girerek yanan kandili söndürdükten sonra, yatağımın çevresinde atlar gibi koşup dönmeye başlamışlardı. Onlara: «Allah’ın gücüne yemin ederim ki, elim hanginize değerse ve yakalamış
olursam onu öldürmeden bırakmam» dedim. Başımı yastığa koyup
aralarında uyudum. Onlar bana dokunmayarak sabaha kadar çevremde dönüp durmuşlardı.
Karanlık bir gecede abdest almak için Kahire’nin Gamri camiine gitmiş, abdest alma yerine girmiştim. Mevsim kış ve hava soğuk
idi. Ortalık zifiri karanlığa bürünmüştü. Abdestimi alırken manda cesametinde bir ifritin gelip su havuzuna daldığını gördüm. Sular
yarım arşın yükselerek havuzun çevresine taşmıştı. Ona: “Abdest
alacağım, benden uzaklaş» dedim. Fakat o bu sözüne aldırış etmedi. Belimdeki futayı çıkarıp ona bir kez vurdum. Bu vuruşumla âniden altımdan kayıp kaçmıştı.
Cinlerle aramda geçen olaylar pek çoktur. Bunlardan birkaçını
sana anlatmamdan maksat, luzumlu evrad-ı şerifeyi okuyup gece
veya gündüz yapacağın işlerde kendini bunların şerrinden nasıl koruyacağını bilmen içindir. Zira okumuş olduğum bu evrıd-ı şerifeyi
bilmeseydim, ben de diğer insanlar gibi her zaman için bu görünmeyen yaratıklardan korkmuş olurdum. Bunun içindir ki, sen de
bunları öğren ve ona göre amelde bulun. Allah seni hidayetine alsın.
Ebu Dâvud, hasen hadis diyen Tirmizi, Nesai ve Hâkim merfüan
su hadisi ederler: «Şayet biriniz rüyasından korkarak (uyanir)sa (Euzu bi-kelimâti’l-lahi’t-tâmmât min gazabihi ve ikabihi ve
şerri ibadihi ve min hemezâti’ş-şeyâtin ve en yahzarun) (1) diyerek
bunları okumuş olsa, hiç bir zarara uğramaz» buyurulmuştur. Abdullah b. Ömer (r.a.) ezberinde olan bu duayı hafızasında tutabilen oğullarına şifahen söyletir, ezberinde tutamayanların da bir yazarak
üzerlerine asardı.

Nesaí, Allah’ın rızası üzerine olsun Halid b. Velid’den şöyle rivayet ediyor: «Hazret-i Halid uykudan korkarak uyanırdı. Bu halini
sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’e şikâyet etmişti. Resülullah
Efendimiz Hazret-i Halid’i, “Uyumak için uzandığın vakit (Bismillah,
euzu bi-kelimâti’l-lahi’t-tâmmât…)» diyerek bir önceki hadisde geçen
duayı okumasını tavsiye etmişlerdir.
Taberani’nin Halid bin Velid’den naklen anlattığı rivayeti ise şöyle: «Hazret-i Halid gece namazlarından kendisini alıkoyan uykusunda
gördüğü korkunç rüyalardan Resullah Efendimize şikâyette bulunur.
Sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Hazret-i Halid’e, “Ey Halid!
Sana öyle kelimeler öğreteyim ki, bunları üç kez tekrarladığın takdirde senden bu gibi haller silinmiş ve gitmiş olur» buyurmuşlardır.
Hazret-i Halid «Anam-babam sana feda olsun çaresini göstereceğin
ümidiyle sana durumu anlattım ey Allah’ın Resulü” der. Efendimiz,
Hazret-i Halid’e “Öyle ise bu duayı ebzerleyip oku» der: (Euzu bi-kelimâti’l-lahi’t-tâmmât min gazabihi ve ikâbihi ve şerri ibadihi ve min hemezâti’ş-şeyâtin ve en yahzarun). Allah’ın rahmet ve rızası üzerine olsun Hazret-i Aişe bu konu hakkında: «Bir kaç gece sonra Hazret-i Halid, Efendimiz’i ziyaret ederek: “Benim anam ve babam sana feda olsun ey Allah’ın Resûlü! Seni Hak Resulü olarak gönderene yemin ederim ki, bana öğretmiş olduğun duayı okur okumaz, bendeki korku ve kötü haller silinip kayboldu, artık bu duayı okuyarak –gece olsun,
gündüz olsun korkmadan bir aslanın inine dahi girebilirim dedi.
İmam Ahmed, Ebu Ya’la ve İmam Malik de Huneys Temimi oğlu
Abdurrahman’dan naklen şöyle anlatırlar: «Temimi oğluna sorulur:
«Sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in zamanında bulundunuz mu?».
«Evet, O’nun zamanını idrak ettim» der ve yine O’na, «Peki, öyle ise
(1) Şeytanların vesvesesinden, kötü kulların şerrinden, Allah’ın gazabından, cezasından O’nun yüce ve tam olan kelimelerine sığınırım.
Resullah Efendimizi cinler sarıp, nisbet yaptıklarında
Sallalahu aleyhi ve sellem efendimiz nasıl davranmışlardır'” diye sorulur, Cecap
“Evet, bir gece sallalahu aleyhi ve sellem Efendimizin, dağlardan
ve vadilerden su akıp gibi gelen şeytanlar sarmışlardı, Bunlardan birinin
elinde bir ateşten meşale vardı, Bununla Resullah Efendimizin
yüzünü yakmak ve dağlamak istiyorlardi, O sırada Cebrail Aleyhisselam efendimize görünerek: “Ey Muhammed, benim söylediklerimi söyle” diye su duayı talim buyurdu: “(Euzu bi-kelimati’l lahit tammati
min şerri ma halaka ve zerae ve berae, ve min şerri ma yenzilu
mine’s-semai, ve min şerri ma ya’rucu fiha, ve şerri fiteni’l-leyli
ven nehari, ve min şerri külli tarikın illa tarikan yatruku bi-hayrin
ya Rahman)”, Bu duayı Resulullah Efendimiz şeytanların yüzüne karşı
okuyunca şeytanın elindeki ateş sönmüş ve tümü oradan kaçmışlardır”
buyurmuşlardır,
Ve yine Halid b, Velid’den naklen Taberani’nin ceyyid – senedlerle
anlattığı bir hadise göre: “Hazreti Halid uykusuzluk hastalığına tutulur. Salllalahu aleyhi ve sellem Efendimiz ona, “Sana öyle kelimeler
öğreteyim ki, bunları okuduğunda derhal uyursun» buyurmuşlardır.
Hazret-i Halid, “Öğret bana bunları ey Allah’ın Resulü!” diye ricada
bulunur, Efendimiz, (Allahümme Rabbe’s-semavati’s-sebi’ ve ma ezallet, ve Rabbe’l-aradin ve ma ekallet, ve rabel’ş-şeyâtin ve edallet
künli caren min şerri halkıke ecmain en yefruta aleyye ahadün min hüm
ev yakga, azze ve caruke ve tebareke ismuke) duasını okumasını tavsiye
ve emir buyurmuşlardır». Bir diğer rivayette şu vardır: Bu
duanın sonuna da (ve celle senauke, vela ikahe gayruke, la ilahe illa
ente) eklenmiştir, Allah Subhanehu ve Teala en iyisini bilir.

Hayat-ı Şerifleri kategorisinde yayınlandı. uykusuzluğu tedavi etmek için yorumlar kapalı
%d blogcu bunu beğendi: