Hak Taala dan bir şey istemek hakkındadır (İmam Şarani – Büyük Ahidler)

Hak Taala dan bir şey istemek hakkındadır
Sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in, bizlere olan emirlerinden birisi de, Rabbimize karşı, hüsn-i zan eylemeniz, O’nun, dualarımızı kabul edeceğini ummamız hakkındadır. İlahi
takdire bakarak, bu türlü duayı terketmiyelim. Bu tür düşünceler, evâmir-i şer’iyyeyi, muattal bırakmaktır. Eğer bir kul birazcık
düşünecek olsa, dua yapmanın da, umur-ı sevabıktan (ezelde
takdir edilmiş işlerden) olduğunu anlar.
Celle ve Alâ’dan öğrendiğimize göre, Allah kulundan daimi olarak, fukara görünmesini ve kendisinden her vakit için hacet dileğinde bulunmasını ister. Hak Taala, kulunun bu isteğini ya karşılar veya
karşılamaz, bu onun yüce hikmetine kalan bir yöndür.
Bu ahidin usul ve ahkamını en çok bozanlar herhangi bir yola
(tarikate) mürşidsiz girenlerdir. Bu gibiler lüzumlu her şeyi yüzüstü
bırakarak, «Bu işi yapmak veya bu haceti gidermek benim işim ve
üzerime terettüp eden bir vazife ise, duaya ne lüzum vardır», diye
konuşurlar. «Yok, şayet bu işi, Allah bana kısmet etmeyecekse, duanın ne yararı olabilir» diyerek, yanlış bir yola sapmış olurlar.
Vaktiyle ben de böyle bir düşünce ve makamda tam bir ay duraklamış ve bocalamıştım. Hak beni sonradan hocam olan Allah’ın rahmeti üzerine olsun, Şeyh Muhammed eş-Şınnavi eliyle kurtarmış ve bu düşünce bataklığından çıkarmıştı. Kur’án-ı Azim’de
şöyle bir ayet vardır: «(Onlara) de ki, sizin dua (ve iltica) nız olmasaydı Rabbim size değer verir miydi?» (1). Hak Taala bu ayetiyle kulun kendisine karşı edepli ve terbiyeli davranmasını, şiddet ve bellar anında kendisine yalvarmasını, sebkat eden kazaya (iláhi takdire)
etmemesini haber vermekte. Çünkü, kul, çok ince olan bu
işin (kazası ilahi’nin) menfi ve müsbet yolunu bilemez. Bunun içindir ki, büyük peygamberler ve Allah’ın velileri umur-ı sevabıka
(ezelde takdir olunanlara) bakmadan Rablerine duada bulunmuşlardır. «Öyle ise sen de onların yolunu izle…»
Müslim, Tirmizi, İbn Mace -metin Müslim’indir- şu hadis-i
kudsiye merfuan şöyle rivayet ederler: “Hak Taala buyurur: “Ey kullarım! Tümünüz sapıklık yolundasınız. Ancak benim hidayete eriştirdiklerim, sapıklık yolunda değillerdir. Benden hidayet dileyiniz ki,
sizleri de hidayet yoluna sokayım. Ey kullarım! Tümünüz yoksul ve
açsınız. Ancak benim doyurduklarım toktur. Benden taam isteyiniz
ki, ben de sizi doyurayım. Ey kullarım! Tümünüz çıplaksınız. Ancak benim giydirdiklerim giyimlidir. Benden giyecek isteyiniz ki, ben de
sizleri giydireyim. Ey kullarım! Sizler gece gündüz yanlış üzerine
yanlış yapıyorsunuz. Ben ise bütün suç ve yanlışlıkları affederim,
benden af isteyin ki, ben de sizleri affedeyim».
Şeyhayn, Tirmizi, Nesai ve İbn Mace -metin Müslim’indir–
merfüan şu hadisi rivayet ederler: «Hak Taala: «Ben, kulumun zannına göre (muamele eder) im. Beni davet ederse (bana dua ederse)
ben onunla birlikteyim» buyurmuşlardır».
Ebu Davud, Tirmizi, Nesai, İbn Mace, İbn Hibban ve Hakim
metin Tirmizi’nindir– şu hadisi rivayet ederler: «Doğru ve güzel
bir dua ibadetin ta kendisidir». Sonra Resulullah şu ayeti okur: «Rabbiniz buyurur ki: Bana dua edin, duanızı kabul edeyim. Bana ibadetten büyüklük tasalay(ıp uzaklaş) anlar zelil ve aşağılık oldukları
halde cehenneme gireceklerdir». (2)
Tirmizi ve Hakim şu hadisi merfüan rivayet ederler: “Sıkıntılı
günlerinde duasını Allah’ın kabul etmesiyle sevinecek kimse rahat
ve huzur içinde iken Allah’a dualarını çoğaltsın».
Tirmizi, İbn Hibban, İbn Mace ve senedleri sahihtir kaydıyla Hakim şu hadisi naklederler: “Allah nezdinde duadan daha kıymetli
bir şey yoktur”.
Tirmizi ve Hakim şu hadisi nakleder: «Dünya üzerinde Allah’a
dua eden bir müslüman yoktur ki, Allah ona yetişmesin ve onun
üzerindeki sıkıntı veya kötülüğü bir fazlasıyla kaldırmış olmasın, Yeter ki, Allah’ın o müslüman kulu bir günah dileğinde yahut sıla-ı
rahmi koparmak için duada bulunmasın». Topluluktan biri: «Öyle ise, duamızı çoğaltırız» der. Resülullah da, «Hak Taâla, (lütufca) daha çoktur» buyurur.
(1) Furkan: 77 (2) Mü’min: 60
İmam Ahmed, Bezzar, Ebu Ya’la ve Hakim bir hadisi merfuan
şöyle rivayet ederler: «Günah işlemek ve akraba bağını koparmaktan
gayrı, bir müslüman dua ederse Allah ona şu üç şeyden birini
ihsan eder: Ya duasına acele olarak icabet eder veya dua ettiği hususu
ahirete bırakır veyahut duasında kurtulmak istediği kötülüğün bir benzerinden onu kurtarır», «Öyle ise duayı çoğaltırız, dediler, Peygamber efendimiz buyurdu: «Allah (lütufca) daha boldur,
Hakim, bu hadisi şu ziyade ile rivayet eder: “Kul duasına, dünyada icabet olunup da, dünyada dualarına icabet olunmayan
kimseler için cennette saklananı görünce keşke dünyada duama icabet
olunmasaydı der”.
Ebu Davud, Tirmizi, İbn Mace, İbn Hibban ve Hakim merfuan
şu hadisi rivayet ederler: «Allah cömert ve hayalıdır, Kullarından biri ellerini açıp kendisine duada bulunsa kulunun bu çağrısını reddetmekten utanır, yani boş çevirmez».
«Sahih»inde İbn Hibban metin kendisinindir
merfuan şu hadisi rivayet ederler: «İlahi akıbet ve kaderi ancak dua
geri çevirir. Ameli(n sevabını) ancak iyilikler artırır. Kişi işleyeceği
suçlarla rızıklardan mahrum edilir»,
Bezzar ve Hakim ve merfuan şu hadisi rivayet ederler: “Kişinin nefsini koruması kaderini yok edemez. Dua inen ve inmemiş belalara
karşı daha yararlıdır. Muhakkak ki bela iner, indiği zaman dua onu
karşılar; kıyamet gününe kadar birbiriyle mücadele ederler».
Tirmizi ve İbn Ebi’d-Dünya merfuan şu hadisi naklederler: “Allah’ın fazlından dileniniz. Hak Taala kendisine el uzatılmasını sever”. Allah Sübhanehu ve Taala en iyisini bilir.

....... kategorisinde yayınlandı. Hak Taala dan bir şey istemek hakkındadır (İmam Şarani – Büyük Ahidler) için yorumlar kapalı
%d blogcu bunu beğendi: