yaz-kış abdeste dikkat etmek hakkında (İmam Şarani-Uhudül Kübra)

yaz-kış abdeste dikkat
Sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in bizlere olan emir ve vasiyetlerinden biri de, Allah’ın emirlerine imtisalen özellikle kış günlerinde, vaad edilen ecir ve sevabı kazanmak için kış ve yaz ayların da abdestimizi kusursuz alacağımız hususundadır.
Özellikle yazın soğuk su ile abdest alırken, vücut organlarının
soğuk sudan hoşlanması tabidir. Abdest alan kişi, bu soğuk suyun
uzviyyete verdiği dirençten zevk aldığından abdestini ağır almış olabilir, Abdest alan kişinin bu hususlara dikkat etmesi gerekir. Çünkü abdest alma keyfiyeti vücut organlarının zevki için değildir. Abdest, Allah’ın emirlerine ve Resulü’nün getirdiği mevzuata uygun olmalıdır. Madem vücut organları sudan hoşlanmaktadır, niçin kışın soğuk
havalarda bundan kaçınır, abdestini tazelemekten zevk almaz?
Hepsi su değil mi? Madem beden organları yazın serin sudan hoşlanıyor, kışın abdestini tazelerken de aynı şekilde zevk alması icab etmez mi? İşte bu sebeple yaz ve kış Allah ve Resulü’nün emirlerine
uyarak aynı zevk ve tadla ve su israf etmeden abdest tazelemek icab eder.
Birçok kişiler bu ahde riayet etmez, Allah ve Resulü’nün emirlerinden gaflette bulunurlar.
Burada önemli bir husus vardır ki, o da, emirlerine itaat göstererek, yasaklarından da kaçınarak Şari Taala ile birlik olmaktır.
Bu ahdi yerine getirmek isteyen, nefsani zevkinden sıyrılıp Allah
uğrunda amellerini kurtarmak için kendisine yol gösterecek bir hocaya baş vurmalıdır. Allah daha iyisini bilir.
Cebrail’in iman ve islâm hakkında Resülullah’a sualler tevcih
ettiği meşhur «Cibril hadisi»nin Buhari ve Müslüm dışındaki hadis
kitaplarında geçen bir maddesi de şöyledir: Cebrail’in sorusu üzerine Resulullah, “Yıkanıp abdesti tastamam almandır” buyurur. Bu
hadisi İbni Huzeyme bu şekilde rivayet etmiştir.
Şeyhayn, sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in şöyle buyurduğunu rivayet etmişlerdir: «Ummetim kıyamet gününde (bedenlerindeki) abdest asarından dolayı; yüzü nurlular, elleri, ayakları segililer, diye çağırılacaklardır». Ebu Hüreyre, “Artık bu parlaklığını daha ziyade uzatmak hanginizin elinden gelirse yapsın» demiştir.
Hafız Abdülazim el-Münziri bu hadisin izahında der ki: Yukardaki hadisde “Artık bu parlaklığı daha…» ibaresi Peygamber kelamı
olmayıp Ebu Hüreyre’nin sözü olduğu birçok hadis hafızlarınca söylenmiştir. (Ki biz de buna tercümede işaret ettik).
İbn Hüzeyme «Sahih»inde merfüan şu hadisi rivâyet eder: «Mü’-mine abdest suyunun ulaştığı yere kadar cennette takılar takılır».
Bunun için – Allah’ın rızası üzerine olsun- Ebu Hureyre, abdest aldığı vakit ellerini koltuk altına kadar sokarak yıkardı.
İbn Mâce ve İbn Hibban «Sahih»inde şöyle rivayet ederler: Ey Allah’ın Resulü! Seni görmeyen ümmetini haşır günü nasıl anlar ve tanirsin? sorusuna Efendimiz, “Kıyamet günü ümmetim (bedenlerindeki) abdest asarından dolayı yüzü nurlular, elleri, ayakları segililer olarak (mahşer yerine veya mizana) gelirler» cevabını vermiştir.
İmam Ahmed ise hasen bir senedle “Mübayaât” adlı eserinde şu hadisi anlatır: Adamın birinin; ey Allah’ın Resulü, Nuh (aleyhisselâm)dan senin ümmetine gelene kadar geçen birçok ümmetler içinde ümmetini nasıl tanıyabileceksin, sorusuna Efendimiz, «Onların;
bedenlerindeki abdest asarından dolayı yüzleri nurlu, elleri, ayakları segilidir. Bu iz ve işaret yalnız benim ümmetimindir. Ve yine onları kitaplarını sağ ellerinde taşıdıklarından, nurlarının önlerinden
koşmalarından tanırım» diye cevap buyurmuşlardır.
Müslim ve Malik’in merfüan rivayet ettikleri bir hadiste ise
•Müslüman veya mü’min bir kul abdest alır yüzünü yıkarsa, gözleriyle bakarak kazandığı günahların hepsi su ile veya suyun son damlasıyla yüzünden dökülür gider. Ellerini yıkadığı vakit ellerinin işlediği kabahatler, ellerinden su veya suyun son damlasıyla birlikte
çıkar. Ayaklarını yıkadığında ayaklarıyla kazanmış olduğu her günah, abdest suyuyla veya son damlasıyla çıkar ki, o adam (küçük)
günahlarından temizlenmiş olur», buyurulmuştur.
Müslim ve daha başkalarının rivayet ettikleri bir hadiste, «Kişi
abdestini güzelce ve itina ile alırsa, işlemiş olduğu hata ve kusurlar vucudundan tırnak altlarına
varıncaya kadar dökülür”, buyurulmuştur.
Buhari ve Müslim’in şartlarına muvafık bir isnadla, Hakim’in
merfüan rivayet ettigi bir hadisde Peygamber Efendimiz, «Kişi abdestini güzelce ve itina ile alırsa, Hakk Taala iki namaz arası, yani
kılacağı namaz ile gelecek namaz vakti arasında işlemiş olacağı kusur ve kabahatlerin tümünü af etmiş olur», buyurmuşlardır.
Bezzar ise hasen bir senetle şu hadisi anlatır: Allah’ın rızası üzerine olsun, Hazret-i Osman şiddetli soğuk havalarda dahi abdestini
güzelce alır ve şöyle derdi: Sallalahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in
şöyle dediğini duymuştum: “Abdestini güzelce alan kul yoktur ki,
Hakk Taala o’nun geçmiş ve gelecek kusur ve kabahatlerini af etmiş
olmasın».
Ebu Ya’là, Bezzar ve Hâkim’in Müslim’in şartına göre isnadı sahihtir dedikleri ve merfuan rivayet ettikleri bir hadisde şöyle buyurulur: “Zorluk zamanlarında güzelce abdest almak, ayakları mescidlere doğru yöneltip yürütmek, bir namazdan sonra ikinci namazı
beklemek, kusur ve kabahatleri yıkayarak temizler».
Taberani’nin merfüan rivayet ettiği bir hadisde, «Herhangi bir
kul şiddetli soğukta abdestini güzelce alırsa, kendisine iki kat ecir ve sevap vardır», buyurulmuştur.
İmam Ahmed ve bazılarının merfuan rivâyet ettikleri bir hadiste, «Her kim abdest alırken uzuvlarını üçer kere yıkarsa, işte bu (kişi) benim ve benden önceki peygamberlerin abdesti (gibi abdest almış olur) », buyurulmuştur.
Hakk Taala daha iyisini bilir.

....... kategorisinde yayınlandı. yaz-kış abdeste dikkat etmek hakkında (İmam Şarani-Uhudül Kübra) için yorumlar kapalı
%d blogcu bunu beğendi: