misvak kullanma hakkında (İmam Şarani-Uhudül Kübra)

misvak kullanma hakkında
Sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in bizlere vermiş olduğu
emir ve vasiyetlerden biri de, her abdest almada ve her namazdan
önce misvak kullanmamızdır. Misvakı üzerimizde taşırken ekseriya düşüp kaybolduğundan, onu bir iple boynumuza bağlamalıyız veya
sarığımızın sol kulak üstüne gelecek bir yerine sıkıştırmalıyız.
Zamanımızda bu ahdi bozanlar ve buna göre hareket etmeyenler çoğunluktadır. Halktan ve hatta valiler ve maiyetlerinden namaza gelenlerin ağızları türlü pis kokular çıkardığından, Allah sübhanehu ve Taâlâ’yı tâzim için mescitlere gelen melekleri ve salih kişileri rahatsız etmektedirler.
Ağız ve dişleri misvak ile temizlemeye en çok dikkat eden ve titiz davrananlardan biri de şeyhim Muhammed ibn Anan, Seyh Şehabeddin ibn Davud ve Şeyh Yusuf el-Harisi idi [Allah’ın rahmeti üzerlerine olsunl.
Bu gibi şahsiyetlerin buna itina göstermeleri, imanlarının kuvvetli olmasından, Hakk Taala ve Resulü’nün emir ve sünnetine saygı duymalarından ileri gelmektedir.
Salllalahu aleyhi ve sellem Efendimiz ağız ve bilhassa diş temizliğini defalarca beyan ve te’kid etmişlerdir.
Kardeşim! Hazret-i Muhammed’in sünnetine sarıl ki, ahirette sevap meyvelerini devşiresin. Sallâllahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in
sünnetlerinden her birinin cennette bir basamağı vardır. Bu basamaklara ancak Efendimiz’in sünnetlerini yerine getirmek ve bunları başarmakla çıkılır.
«Bu sünneti yapmamamız veya bırakmamız câizdir», diyen bazı
zayıf kişilere Kıyamet Günü, «İşte yapmadığın bu sünnete karşılık
seni bu basamağa çıkmaktan mahrum ettik», diyeceklerdir.
Bilhassa İmam Ebü’l-Kasım ibn Kusey “Halü’n-Na’leyn; Ayakka-
bıların Çıkarılması» adlı kitabında bu görüşe önemle işaret buyurmuşlardır.
Yine haber aldığımıza göre, Allah’ın rahmeti üzerine olsun, İmam Şibli bir gün abdest vakti misvakını bulamamış, orada birisinden bir dinar karşılığında bir misvak almış ve dişlerini temizlemişti (bunu
yapmadan abdestini almamıştı). Yüksek fiyatla bu basit şeyi aldığını
görenler hayret etmişlerdi. Kendisi bu işe şaşanlara şöyle cevap vermişti: «Allah katında dünyanın bir sinek kanadı kadar dahi değeri
yoktur. Kıyamet Günü Hakk Taala tarafından bana, «Peygamberinin
sünnetini ne sebeple yapmadın? Dünya ve içinde bulunan bütün
mallar Hakk Taâlâ nazarında bir sinek kanadı kadar bile önemli olmadığı halde bu dünya malından verip Peygamberinin sünnetini neden yerine getirmedin?» diye sorulacak olursa ne cevap vereceğim?».
Ey kardeşim! Şayet senden misvakı olmayan kişi bir misvak istese ve sen de misvakını ikiye bölüp yarısını vermiş olsan, kendini
Allah’ın velilerinden ve sallalahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in yakınlarından sanabilirsin. Allah’a and içerim; bu öyle bir davadır ki,
ispat ve bürhanı yoktur. Bu yönü açıklayacak hadisler gelecektir.
Edeb ve terbiye sınırı içinde yapılan az bir iş, edeb ve terbiye
sınırı dışında yapılan çok işten daha hayırlıdır.
Allah’ın rızası üzerine olsun, İbrahim Dussuki Hazretleri Kur’an-ı Kerim tilavet edenlere şöyle bir tavsiyede bulunurdu: «Kur’an’ı tilavet etmeden önce sakın gıybet yapmayınız; uygunsuz sözlerle konuşmayınız. Bu tür davranışların hükmü, Kur’an ayetlerini necasetle tutan kişi hakkında verilen hükümle aynıdır, ki onun kâfir olduğunda
şüphe yoktur».
Kur’an okuyanların çoğu maalesef bugün bu durumdadır.
Fudayl ibn iyad ve Süfyan-ı sevri gibi ulu şahsiyetler bu ciheti
şöyle açıklamışlardır: «Zamanımızda Kur’an hafızları birbirlerini küçük düşürmeye çalışmak ve gösteriş yapmak için birbiri aleyhinde gıybette
bulunmaktadırlar. İlimde zahidlikte, ve haramdan sakınmak gibi hususlarda akranlarının kendilerinden ziyade şöhret bulacağı korkusuyla böyle kötü hallere düşmektedirler».
Ben, komşum olan hafızlardan günde bir hatim indirenini gördüm ki, hiçbir Müslümanı hayırla anmıyordu; işi gücü arkadan konuşup kişileri lekelemekti. Kendisini bu fiilinden men edince onları
bırakıp beni çekiştirmeye başladı. Allah bizleri böylelerinden korusun; zira bütün güç ve kuvvet Allah’a mahsustur.
Ey kardeşim! Peygamberinin sünnetine hürmet et. Sünneti bırakmış isen Allah’a tevbe ve istiğfarda bulun. Sünneti hor görürsen,
küfre düşmüş sayılırsın. Bunun hakkında (yani, sünnet hakkında taşıdığın düşüncenin) hükmü, Allah katında açıkça söylediğin fikrinin hükmü gibidir [Allah gafur ve rahimdir].
Buhari ve diğerleri –metin Buhari’nindir– merfuan şu hadisi
rivayet ederler: «Ümmetime zorluk vermek endişesi olmasaydı kendilerine her namaz kılarken misvak (kullanmalarını) emrederdim”,
Müslim’in rivayeti «her namazda» şeklindedir.
Nesai, İbn Mace, İbn Hibban’ın rivayet ettikleri bir hadiste, «Ben
onlara her namazda abdestle birlikte misvak (kullanmaların)ı emrederdim», buyurulmuştur.
İmam Ahmed ceyyid bir senedle, ayrıca Bezzar ve Taberani bu
hadisi şöyle kaydetmişlerdir: «Her namazda abdest aldıkları vakit
kendilerine misvak (kullanmaların) da emrederdim».
Ebu Ya’lâ’nın rivayeti de şöyledir: «Ben size, her namazda abdesti farz kıldığım gibi misvak (kullanmanız) ı da farz kılardım”.
Ebu Ya’lâ, Hazret-i Aişe’nin söyle dediğini nakleder: “Sallallahu
aleyhi ve sellem Efendimiz misvakı o kadar çok anıyordu ki, Kur’-an’da bunun hakkında bir hüküm inecek diye korkmuştum”.
Nesâi, İbn Hüzeyme, İbn Hibban «Sahih»inde ve daha başkaları
merfüan şu hadisi rivâyet ederler: «Misvak ağzın temiz kalmasına
ve Allah’ın rızasını kazanmaya sebeptir”.
Taberani’nin rivayetinde şu ziyade de vardır: «Aynı zamanda bu
misvak gözleri nurlandırır»,
Tirmizi de hasenün-garibün kaydıyla merfuan şu hadisi rivayet
etmiştir: «Gönderilen peygamberler şu dört sünneti getirmişlerdir:
1 Kına yakmak,
2 Misvak kullanmak,
3 Güzel koku sürünmek,
4 Nikahlanmak.»
Müslim ise, Allah’ın rızası üzerine olsun, Hazret-i Aişe’den şunları
nakleder: «Sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in eve gelince ilk işi, dişlerini misvak ile temizlemek olurdu».
Taberani ise şunları rivayet eder: «Sallallahu aleyhi ve sellem
Efendimiz, namaz veya herhangi bir maksatla evden çıkacağında
dişlerini misvakle temizlemeden çıkmazdı».
İbn Mâce ve Nesâi –ki râvileri hep sikadandır– İbn Abbas’dan
naklen şöyle rivayet ederler: «Sallâllahu aleyhi ve sellem Efendimiz
geceleyin iki rekat namaz kıldıktan sonra kalkar dişlerini misvakla
fırçalayıp temizlerdi».
Ebu Ya’lá’nın rivayet ettiği bir hadisde Efendimiz, «Misvak hakkında o kadar emirler aldım ki, bunun hakkında Kur’an’da bir ayet
ineceğini veya bir vahiy buyruğu geleceğini zannetmiştim», buyurmuşlardır.
İmam Ahmed ve başkalarının rivayetinde, «Misvak hakkında o
kadar çok emirler aldım ki, bunun bana bir farz olacağından korkmuştum» buyurmuşlardır.
Taberani’nin rivayetinde ise, «Allah’ın selamı üzerine olsun, Cebrail misvak hususunda bana o kadar çok tavsiyelerde bulundu ki, dişlerimden çekinmeye başladım”, buyurmuşlardır. Bir rivayete göre de,
“Dişlerimin döküleceğinden korkmaya başladım» buyurmuştur.
Bezzar ise ceyyid senedlerle şu hadisi rivayet eder: “Kul dişlerini
misvaklayıp sonra namaza kalkarsa, koruyucu meleklerden biri arkasında durarak kişinin okuduğu Kur’an’ı dinlemeye başlar ve ona
öyle sokulur ki, ağız ağıza gelmiş olurlar. O kulun ağzından çıkan
Kur’an (o nefes ve koku ile) meleğin içine girer. Bu sebeple ağız ve
dişlerinizi Kur’an tilâveti için temiz tutunuz».
Hafız Münziri bu hadisin mevkuf olduğunu söyler.
Ebu Naim ceyyid senedlerle – Münziri’nin de ifade ettiği gibi-
şu hadisi rivayet eder: «Benim için, misvaklandıktan sonra iki
rekat namaz kılmak, misvaksız yetmiş rekat namaz kılmaktan daha sevimli ve daha hayırlıdır».
Bu misvak hususunda birçok hadisler vardır, Hak sübhanehu ve
ve Taala daha iyisini bilir

....... kategorisinde yayınlandı. misvak kullanma hakkında (İmam Şarani-Uhudül Kübra) için yorumlar kapalı
%d blogcu bunu beğendi: